Osmanlı Türkçesi\'ne büyük ilgi

Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Hayrat Vakfı'nın geçen yıl başlattığı "Osmanlıca kursları"na, 1 yıl içinde 150 bin kişi başvurdu. Kursu başarıyla tamamlayan 50 bin kursiyer sertifika aldı. Başvuranların büyük kısmı devamsızlık yapsa da proje hedefine ulaştı. Osmanlıca, bu yıl müfredata da seçmeli olarak dahil edildi.

Osmanlıca'ya ilgi toplumun bazı kesimlerinde, milli kültürün en önemli kaynaklarını oluşturan kütüphane ve arşivlerdeki Osmanlıca eserlerinin okunup anlaşılabilmesi için önemli bir gelişme olarak kabul edilirken, bazı kesimler İngilizce, Fransızca gibi Batı dilleri ile son yıllarda popülerliği artan Çince-Rusça gibi dillerin öğretilmesini savunuyor.

Habertürk'te yer alan soruşturmada zmanlara Osmanlıca'nın gerekliliği hakkında bilgi verdi.

Yazar Murat Bardakçı:
'Cehaletten kurtulma yolunda atılmış adım'

Senelerden beri hep söylerim; bu memlekette Batı dillerini mükemmelden de öte şekilde bilin ve Batı kültürünün en derin mevzularına Batılılardan bile kat kat fazla aşina olun, eski yazıyı okuyamıyor iseniz entelektüel falan değil, cahilsiniz demektir! Zira, büyükbabasının büyükannesine yazdığı bir mektubu okumaktan aciz olup da, 'Dedem ne demiş?' diye kapı kapı dolaştıranlara, 'entelektüel' değil, sadece cahil denir.

Osmanlıca kurslarına 150 bin kişinin katılması, beni bu yüzden memnun etti. Ama bu işin öğretilmesinde aklıma takılan iki nokta var. Biri şu malum 'Osmanlıca' tabiri, öteki de uygulanan öğretim metodu. Eski harfleri öğrenmenin ve unutmamanın tek yolu vardır; bol bol okumak ve içinden çıkamadığınız kelimeleri işin erbabına sormak. 150 bin kişinin eski harfleri öğrenmek için kurslara başvurmaları, cehaletten kurtulma yolunda atılmış ilk adımdır. Yerlerde sürünmeye başlamış kültürümüz için son derece önemlidir!

Eski Tarih Vakfı Başkanı ve İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Güvenç:
'Okuduklarını anlamaları konusunda, şüpheliyim'

Dil devriminden sonra alfabenin değişmesiyle birlikte, Osmanlı döneminden kalan eserlerin okunması zaman geçtikçe çok güçleşti. Osmanlıca bilenlerin sayısı çok azaldı. Tarihsel belgeler ve arşiv malzemelerinin okunması zorlaşmıştı. Böylesine yüksek bir talep varsa, insanlar mutlaka bunun faydasını görüyorlardır. 50 bin kişinin 1 yılda Osmanlıca öğrenmesini gerektirecek kadar akademik çevrelerde bir talep yok. Sertifikayı alanların bunu nerede kullandıklarını bilmiyorum.

Osmanlıca'nın okunması ile Osmanlıca'yı okumak arasında büyük bir fark vardır. Doğru okuyabilmek için Arapça ve Farsça dil bilgisine hâkim olmak gerekir. Bu kurslardan sertifika alanların okuduklarının ne kadarını anlayacakları konusunda ciddi şüphelerim var.

MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Kemal Biçerli:
'Osmanlıca, lisede de seçmeli ders olmalıdır'

Türkiye'de eski Türkçe eğitimi daha önceleri çok sınırlı sayıda üniversitenin, sınırlı sayıda dersliğine hapsedilmiş bir eğitimdi. Osmanlıca Türkçe'nin Arap harfleriyle temsil edilmiş formudur. Bunun bilinmemesi, nesiller arası büyük kopukluklar meydana getirmiştir.

Dedemin mezar taşını okutabilmek için 100 kilometre uzaktan bir hoca bulup götürmüştüm. Kursa ben de kaydolacağım. Eski Türkçe'yi bilmeyen biri entelektüel olamaz. Bu lisan çok zor diye kimse söylemesin. Bu dilin kullanıldığı dönemde 6-7 yaşındaki çocuklar alfabeyi kısa sürede öğrenebiliyordu. Osmanlıca'nın, lisede de seçmeli ders olarak verilmesini destekliyorum.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yard. Doç. Dr. Hüseyin Kayhan:
'Öğrenmek zor değil, çaba ister'

Osmanlıca dediğimiz aslında, 1300-1900 yılları arasında Osmanlı bürokrasisinde Arapça ve Farsça'nın da tesiriyle oluşturulan, kökeni Türkçe olan yeni bir ifade dilidir. Tek başına bir dil değildir. Ben de 18 yaşından sonra üniversitede Osmanlıca'yı öğrenmiştim. Osmanlıca'yı öğrenmek zor değil ama çaba ve sabır gerektirir.

Hayrat Vakfı Diyarbakır Temsilcisi Mehmet Altay:
'Yanlış bilgilendirme ters etki yaptı'

Biz projeyi Diyarbakır'da da uyguladık. Bölgede yaşayan Kürtler de, Osmanlıca kurslarına katıldı. Ancak büyükşehir olmamıza rağmen, bin 500 kişi topladık. 300 kişi düzenli devam etti. Katılımın düşük olmasında, Osmanlı'yla ilgili yanlış bilgilendirmeler de etkili oldu. İnsanlara katılmamaları için açık bir baskı olmasa da, yılların getirdiği karmaşık ortamda bilinçaltı baskısına yenilerek katılmaktan çekindiklerini düşünüyoruz.

İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanı Bengü Usal Ülken:
'Bütün diller, küçük yaşta öğrenilmelidir'

Osmanlıca çok önemli ve gerekli bir dil. Yabancı Diller Bölümü'nde biz şu anda Batı dilleri olan İngilizce, Almanca, Fransızca ve yabancılara da Türkçe eğitimi veriyoruz. Globalleşen dünya şartlarında öğrencilerimiz, Çince eğitim verilmesi yönünde talepte bulunuyor. Tarihimize sahip çıkmak adına, Osmanlıca'nın da bu dilde yazılmış eserlere daha çabuk ulaşılabilmesi için öğretilmek istendiğini düşünüyorum. Dil öğrenmeye ne kadar küçük yaşlarda başlanırsa, o kadar başarı artıyor. Osmanlıca için de aynı durum geçerli.

Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım:
'Güneydoğu, Kürtçe'ye daha çok önem veriyor'

150 bin kişinin başvurması dikkat çekici. Sosyolojik ve psikolojik nedenlerini incelemekte fayda var. Ancak Osmanlıca öğrenenlerin aldığı sertifika ne kadar işlerine yarayacak? Yine de Osmanlı arşivinde sayıları milyonları bulan belgeleri okuyabilmek, gün ışığına çıkarabilmek adına bu kurs önemli. Tarihçiler, edebiyatçılar, coğrafyacılar, Osmanlı arşivinde çürümeye yüz tutan yüz binlerce belgeye ulaşma şansı bulacaklar. Diyarbakır insanı Osmanlıca kültürüne aslında hiç uzak değil.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Kürt medreselerinde yüzyıllardan bu yana bu eğitim veriliyor. Arapça-Farsça bilen Osmanlıca'yı çok rahat okur yazar. Bölge halkı devletin attığı adımlara her zaman kuşkuyla bakmıştır. Baskı yoktur ama bölge halkı şu an itibarıyla Osmanlıca'dan daha çok Kürtçe'ye önem veriyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.