Müzik üzerinden kültür deformasyonu yapılıyor

Michael Kuyucu müzik üzerine önemli araştırmalar gerçekleştiren, birçok kitap yazan ve radyo programları yapan bir isim. Aynı zamanda medya konusunda ders veren bir akademisyen. Müzik Dünyasını Anlamak ve Müzik Endüstrisinin Sorunları adlı kitabı yayınlanan Kuyucu ile müziğin mevcut halini ve geleceğini konuştuk.

Medya üzerine çalışan bir akademisyensiniz. Ama müzikle ilgili birçok program yaptınız, kitap yazdınız. Müziğe ilginiz nereden geliyor?

Çocukken müzisyen olmak istiyordum. Timur Selçuk ve Melih Kibar’dan müzik eğitimi aldım. Hayalim orkestra şefi olmaktı. Radyo da müziğin bir uzantısı olduğu için radyoya girdim. Çeşitli müzik çalışmalarımı sanatçılarla paylaştım ama daha çok radyocu ve medya konusundaki çalışmalarımla gündeme geldim. Akademik çalışmalarımda da müzik her zaman var oldu. Eurovision’la ilgili bir kitap yazdım. Pop İnfilak’ı diye popüler müzik eleştirisi bir eseri yazdım. İlhan İrem’in hayatını yazdım. Müziğin Kilometre Taşları isimli bir radyo programı yaptım.

Kitabınızın önemli bir kısmını da bu programdaki görüşmeleriniz oluşturuyor...

Programı yaparken 1960’lardan günümüze kadar gelen sanatçılarla çok şey konuştuk. Konuşurken hedeflerimden biri müzik endüstrisinin yaşadığı dönemsel değişimleri betimlemekti. Türkiye’de bir anlamda bir ilktir bu kitap. Dünyada da örneği azdır. İşin ustaları ne tür zorluklar yaşadı, sektörün sıkıntıları nelerdi…

Kitapta teknolojik gelişmelerin sektördeki olumsuz yansımalarını değerlendiriyorsunuz? Müziği nasıl etkiledi bu gelişmeler?

İnternet en direkt etkiyi müzik endüstrisine yaptı. Ekonomiyi, dağıtım kanallarını değiştirdi, korsanı tetikledi. Müziğin internet versiyonu geleneksel müziğin yok olmasına sebep oldu. Şarkı indirme mantığıyla müzik endüstrisine ciddi bir değişim yaşattı. İnternet diğer endüstrilerle birlikte hareket ederken müzik endüstrisini yuttu.

Türkiye’deki müzik endüstrisi buna yeterince ayak uydurabildi mi?

Türkiye bu konuda tam anlamıyla sobelendi. Dünya ise Steve Jobs sayesinde sobelenmekten kurtuldu. İtunes’un kurulmasıyla bedava dağıtılan bir şeyin para ile satılması gündeme geldi. Türkiye’de hâlâ bedava mp3 indirilen siteler var.

Telif hakları yasasının hâlâ değişmemiş olmasının bunda bir ektisi var mı?

Toplu müzik çalınan yerleri işletenler bu konuyu idrak edebilmiş değil. Meslek birlikleri de kendi kafasına göre takılıyor, resmen oligarşik krallık sistemi ile yönetiliyor. En önemlisi de büyük sermaye sahipleri meslek birliklerini domine ediyor, bağımsız müzisyenler ve müzik şirketlerinin haklarını gasp ediyor.

Sektördeki bu sıkıntılar müziğin kalitesine ne oranda etki ediyor?

Büyük etkisi var. Kitapta müzik endüstrisi diyorum ama ülkemizde hâlâ müzik endüstrileşemedi. Herkes günü kurtarmanın peşinde. Anlık starlar çıkıyor, uluslararası platforma hiç yansımıyor. Gelişigüzel, kopyacı bir mantıkla yapılıyor her şey. Müzik bir yandan popüler kültürden etkilenirken bir de bilinçsiz şekilde yapılan bu müzik üretimi müziğimizi olumsuz etkiliyor.

İnsanlar hep 90’lar diyor. Müziğin gelişme göstermesi gerekirken sürekli gerilemesi garip değil mi?

Müzik tek tipleştirildi ve kalitesizleştirildi. Ben bunun bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum. 90’lı yıllarda bütün alanlarda daha özgür bir üretim ve tüketim platformu vardı. Herkes gönlünden geçeni yapıyordu ve yapılan işlerin önemli bir kısmı klasikleşiyordu. Bir diğer önemli şey de Türk insanı türkülerini, klasik müziğini unutmak zorunda kaldı. Bunda medyanın büyük bir rolü var. Medya müziğin tek tipleştirilmesinde büyük rol oynadı. Özellikle radyolar pop müziği ve belli kalıplardaki müziği yeni kuşaklara adapte ettirerek onların kendi öz kültürlerini unutturdu.

Ama onlara sorduğunuzda da halk bunu istiyor diyorlar…

Bir medya araştırmacısı olarak medyada, özellikle de müzik medyasındaki yöneticilerin müzikle de medya ile de çok fazla ilgisi olmadığını gözlemliyorum. Bu bilinçsizlik içerisinde kendi duyguları ve yanlış geri bildirimlerle iş yapıyorlar. Halk istiyor geçersiz bir bahane. Halk isteseydi radyo dinleme oranları azalmazdı.  

Medya patronları bu gidişi görmüyor mu?

Medya ve radyo patronları şunu söyleyemiyor: Bu tür yayınları halk değil belli bir kitle istiyor. Çoğu yurtdışı bağlantılı reklam ajanslarının istediği bir format var. Müzik üzerinden bir kültür deformasyonu yapılıyor. Türkiye’deki reklam pastası Batı menşeli ajanslar tarafından yönetiliyor.

Son dönemin müzik ölçütü kaç tıklandı sorusu oldu. Sektör için bu bir tehlike mi?

Eskiden bu ölçü ‘kaç kaset sattık?’ idi. Bu tıklanmaların çok da sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü manipüle ediliyor. Bunlar baz alınıp şarkının başarılı olup olmadığına karar veriliyor. Sanal bir popülerlik yaratmanın yeni bir yöntemi.

Eurovision’a katılmama sebebimiz mantıklı değil

Eurovision’a Türkiye’nin gitmemesini uygun buluyor musunuz?

Katılmamak öncelikle Türkiye’nin global arenada müzik üretimlerinin temsil edilmemesi demek. İç pazarda bir rekabetin de yok edilmesi anlamına geliyor.

Katılmama sebebimizi makul buluyor musunuz?

TRT’nin katılmama sebebini hâlâ anlamış değilim. Bahaneyi çok komik buluyorum. Puanlama sistemi bahane edildi. Oysa ki bu sistemden en çok fayda gören birkaç ülkeden biriyiz.

Türkvizyon’u nasıl değerlendiriyorsunuz?

Fikir olarak güzel olabilir ama Eurovision’a alternatif olarak görülmemeliydi. Türkvizyon’da son yaşanılan olay yüz kızartıcıydı. Bunun öncülerinden biri olduk ama dereceye girmeyi bırakın rezil olduk. Eleştirdiğimiz Eurovision’dan daha kötü bir durum çıktı ortaya. Türk kültürünün dünyaya duyurulması için güzel şeyler yapılabilir ama bunun güzel yapılması gerek.

Böyle giderse kimse Türkçe müzik dinlemeyecek

90’larda çok iyi şarkılar üreten isimlerin bile mevcut düzene ayak uyduruyor olması üzücü değil mi?

Onno Tunç, Garo Mafyan, Atilla Özdemiroğlu gibi isimler 2000’lerde maalesef çıkmıyor. Klasik olanlar da ayakta kalma adına klasikliklerinden uzaklaşıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde klasikleşmiş sanatçılar ülkemizdeki kadar popüler kültürle içli dışlı değildir. Bob Dylan’a Elton John’a böyle bir şey yaptıramayız.

Bunun sebebi nedir?

Bu isimler eskiden haklarını yeterince alamadı. Yapımcılar çok haram para yedi. Dünyada klasikleşmiş isimler çok iyi hayat şartlarında yaşarken bizim sanatçılarımız ya popüler kültüre hizmet etmek zorunda kalıyor ya da huzurevinde.

Bu kötü gidişe karşı neler yapılmalı?

Öncelikle yapımcıların müzikle iç içe olan insanlar olması gerekiyor. Devletin destek olması gerek. Müzikten alınan bandrol paralarından sinema ve tiyatroya destek verilirken neden müziğe destek verilmiyor? Devlet kaliteli müzik projelerini belli kriterler dahilinde desteklemeli. Medya da kaliteyi ön plana çıkaracak yayınlar yapmalı. Daha profesyonellerle çalışmalı. Dünyada kamuda tek müzik kanalı olan ülkeyiz. Burada müziğin tüm renkleri yansıtılmıyor.

Gelecekten ümitli misiniz?

Ülkemizde çok şey iyi gitmiyor. Toplum da bu gidişe tepki göstermeye başladı. Bugün müzik daha az tüketiliyor, futbol daha az izleniyor, medyaya güven azaldı. Böyle giderse kimse Türkçe müzik dinlemeyecek, stadyumlar boşalacak, kimse gazete okumayacak. Bunları yönetenlerin kendilerini sorgulaması gerekiyor.

zaman

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.