Mustafa Miyasoğlu defnediliyor

Düşünce hayatımızın önemli müteffekirlerinden gazetemizin yazarı Mustafa Miyasoğlu dün hakkın rahmetine kavuştu. Şiir, hikâye, roman, deneme ve biyografi alanında çok sayıda esere imza atan Miyasoğlu, Üstad Necip Fazıl’ın hizmetinde bulunmuş bir fikir adamıydı. Miyasoğlu’nun cenazesi bugün Fatih Camii’nde Cuma Namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından, Eyüp Mezarlığı’na defnedilecek. Uzun süredir  yoğun bakım tedavisi gören Mustafa Miyasoğlu 67 yaşındaydı.

 Eserleri Yabancı Dile Çevrildi

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Mustafa  Miyasoğlu  öğretmenlik, ve okutmanlık yaptı. 1988-92 yılları arasında Pakistan’ın İslamabad şehrindeki yabancı diller enstitüsünde çalışan Miyasoğlu’nun çok sayıda eseri İngilizce, Arapça ve Urducuya çevrildi. Miyasoğlu Necip Fazıl’ın eserlerini de yabancı dillere kazandırdı.

Gazetemizin yazarı, şair, yazar Mustafa Miyasoğlu tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. İslâm davasının önde gelen entelektüel mütefekkirlerinden olan Miyasoğlu geriye birbirinden değerli eserlerin yanı sıra İslam davası için kaleme aldığı yazılar bıraktı. Miyasoğlu Fatih Camii’nde düzenlenecek cenaze töreniyle bugün son yolculuğuna uğurlanacak.

Haziran ayının başından beri beynindeki tümöre bağlı olarak Medipol Hastanesi’nde tedavi gören şair - yazar Mustafa Miyasoğlu dün öğle saatlerinde vefat etti. Yıllardır gazetemizde de yazılar kaleme alan Miyasoğlu İslâm davasının önde gelen entelektüel mütefekkirlerindendi. Ömrünü Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazıl Kısakürek gibi isimleri örnek alarak şekillendirdi. Sanatını da bu doğrultuda devam ettirdi. Geriye birbirinden değerli eserlerin yanı sıra İslam davası için kaleme aldığı yazılar bıraktı. Mustafa Miyasoğlu’nu edebiyat camiasındaki dostlarına sorduk.

 Müslümanların Derdiyle Dertlenen Biriydi

TYB eski başkanı, yazar Muzaffer Doğan Miyasoğlu’nun vefatı üzerine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Değerli dostum, yol arkadaşım Mustafa Miyasoğlu’nun vefatı derinden üzdü. Türk edebiyatına, sanatına 40 yıldan fazla emek vermiş değerli bir fikir, sanat ve edebiyat adamıydı. İdealistliğinden hiçbir şey kaybetmedi. Büyük Doğu mücadelesinin önemli isimlerinden biriydi. Hastaneye yanına ziyarete gittiğimde, Ortadoğu’yu, Müslümanları soruyordu. Müslüman coğrafyasında akan kana ağlıyordu. Müslümanların derdiyle dertlenen biriydi. Bu dertlerini de eserlerine yansıtırdı.  Miyasoğlu’nu hep güzel hatıralarıyla yâd edeceğiz. Tesellimiz, mü’min olarak göç etmiş olmasıdır. Mekânı Cennet olsun.”

 Şiirlerinde Geleneğe Bağlı Kaldı

Şair Cafer Keklikçi de Mustafa Miyasoğlu’nun vefatı üzerine şu cümleleri kullandı: “Vefat haberini duyduğumda hem şaşırdım hem çok üzüldüm. Mustafa Miyasoğlu değerli bir büyüğümüzdü. Son on yıldır şahsen tanıdığım bir isimdi. Daha önceden birkaç kitabıyla tanıdığım Miyasoğlu’nu 2003 yılından bu yana şahsen tanıyordum ve zaman zaman görüşmüşlüğümüz de olmuştu. Her ne kadar son zamanlarında Türk romanına kafa yoruyor ve Türk tiyatrosu için koşuşturuyorduysa da ben asıl onu Bir Gülü Andıkça isimli şiir kitabıyla hatırlayacağım. Miyasoğlu şiirlerinde geleneğe bağlı kalmış, fazla yenilikçi olmayan bir şiir yazmıştır. Buna rağmen şiirlerinde asil bir Türk duyuşu ve yüksek incelikler vardır. Mustafa Miyasoğlu’na Allah’tan rahmet, yakınları ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.”

 İslami Değerle Adamış Şahsiyet

Yazar Abduklavahap Akabaş da, “Mustafa Miyasoğlu 40 yıllık dostumuzdu. Çalışkandı. Kendini kültüre, İslami değerle adamış bir şahsiyetti. İslami edebi uyanışın ilk ciddi örneklerini verenlerdendi. Dik duruşluydu. Menfaat için insanların bir yerlere yanaştığı dönem de O, asla eğilmedi. Sadece doğruyu, İslam’a hizmeti düşünen bir arkadaşımızdı. Mü’mince yaşadı. Boş durmayı hiç sevmezdi. Benim içim o bir ağabeydi. Benim üzerimde çok hakkı var. Kalem oynatan birçok yazarın üzerinde de büyük emeği var. Birçok yazarın ilk daktilosunu O almıştır. Benim ilk kitabımı da O bastı. Bunu hizmet olarak görüyordu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.” dedi.

 Çok Yönlü Bir Sanatçıydı

Edebiyatçı, yazar Cevat Akkanat Mustafa Miyasoğlu’nun edebiyat dünyası için büyük bir kayıp olduğunu söyleyerek,  “ Özellikle geleneksel Türk edebiyatını çok iyi bilen bir isimdi. Cumhuriyet döneminde milli edebiyata dönüş kuşağının öncülerindendi. Edebiyat geleneği üzerine yaptığı çalışmalardan oldukça istifade ettiğimi söyleyebilirim. Yüksek çalışma azmi genç kuşaklara örnek olacaktır. Çok yönlü bir sanatçıydı. Şair, yazar, eleştirmen yöne vardı. Bizim de çok yönlü edebiyat erbabı olmamıza örneklik teşkil etmiştir. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

 Edebiyat Emekçisiydi

Edebiyatçı, şair, yazar, Beşir Ayvazoğlu da Mustafa Miyasoğlu’yla geçmişe dayanan dostluklarını olduğunu söyleyerek, “Çok değerli ve kadim dostlarımdan biriydi. Edebiyat emekçisiydi. Roman, deneme, şiir, tiyatro yazmış hepsinde de belli seviyenin üstüne çıkmıştı. Dergi editörlüğü alanından büyük yeri vardı. Kaybolmuş Günler’le başlayan roman macerasıyla o alanda da büyük bir yer etti. Belli bir neslin yetişmesinde büyük emeği vardır. Mustafa Miyasoğlu edebiyat ve kültürümüz için büyük bir kayıptır. Tiyatro ve sinemayla da ilgilenen, kafa yoran iyi bir romancı ve düşünce adamıydı.

 Millî Kimlik Arayışını Hiç Bırakmadı

1946 yılında Kayseri’de doğan Miyasoğlu, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. On yıl liselerde öğretmenlik, 12 yıl da üniversitede okutmanlık yaptı. Bu arada, 1988-92 yılları arasında Pakistan’ın İslamabad şehrindeki yabancı diller enstitüsünde yardımcı profesör ünvanıyla görevlendirildi. 1966 yılından beri şiir yanında deneme, hikâye, tiyatro ve roman türlerinde de eser veren sanatçı, pek çok dergi ve gazetede kültür ve sanat yazıları yayınladı, şiir ve romanlarıyla ödüller kazandı. T. Millî Kültür Vakfı özel armağanını kazanan Hicret Destanı adlı şiiri Dr. Muhammed Harb tarafından Arapçaya çevrildi. Ayrıca başka şiir ve hikâyelerinin de İngilizce, Arapça ve Urduca çevirileri yurtdışında yayınlandı. Şiir, hikâye ve romanlarında millî kimlik arayışına yönelen yazar, toplumda değer çatışmalarını da işledi. Necip Fazıl Kısakürek ve Mehmet Akif Ersoy’un açtığı yoldan yürüdüğünü her defasında dile getiren Miyasoğlu’nun eserleri şöyle: ‘Kaybolmuş Günler’, ‘Kalbimin Coğrafyası’, ‘Bir Aşk Serüveni’, ‘Dönemeç’, ‘Bir Gülü Andıkça’, ‘Pancur’, ‘Güzel Ölüm’, ‘Necip Fazıl Kısakürek’, ‘Asaf Halet Çelebi’, ‘Sanat ve Edebiyat Konuşmaları’, ‘Kültür Hayatımız’, ‘Ziya Osman Saba’, ‘Dede Korkut Kitabı’, ‘Roman Düşüncesi ve Türk Romanı’, ‘Kaybolmuş Günler’, ‘Devlet ve Zihniyet’, ‘Yollar ve İzler’ ve ‘Muhacir’, Zügüdar… Miyasoğlu’nun ayrıca biyografi türünde Necip Fazıl Kısakürek, Asaf Halet Çelebi, Ziya Osman Saba eserleri yayımlandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.