Kod Adı Bozkurt\'un yazarı Cüneyt Öztürk ile görüştük

Soru: Öncelikle yeni kitabınız “Kod Adı: Bozkurt” hayırlı olsun. Gazete 2023 okurları sizi uzun zamandır köşe yazılarınızdan tanıyor ama şimdi bambaşka bir alan. Nerden çıktı biyografik roman yazmak?

 

Cüneyt Öztürk: Bu soruyu: Gazete 2023’ten aldığım 5.000 dolarla geçinemiyordum. Ek iş olarak roman sektörüne girdim diye cevaplayabilseydim keşke.

İşin gerçeği; oğlum 17 yaşında ve bana sıkça bazı isimler soruyor veya televizyonda gördüğü karakterlere özeniyor. O isimlere ve karakterlere baktığımda şunu görüyorum: bunlar ya ideal şahsiyetler değil ya da sanal kahramanlar. Gençliğin örnek almak için yakın tarihten gerçek başarı öykülerine ihtiyacı var. İşte bunun için yıllardır hayalimdi yeni nesillere ilham verebilecek, unutulmaya yüz tutmuş kişileri hatırlatmak, bilinmeyenleri tanıtmak.

Bu bir bilim insanı da olabilirdi, bir sporcu da. Bir siyasetçi de olabilirdi, bir iş adamı da.

Gazete 2023’teki son yazımda anlattığım olaylar zinciri bu hayalimi gerçekleştirmeme vesile oldu ve Kod Adı: Bozkurt ortaya çıktı.

 

Soru: Peki romanınızın kahramanı Kenan Çoygun eski bir general. Neden bir askeri anlatma gereği duydunuz? Nasıl birisi Kenan Çoygun?

 

Cevap: Az önce söylediğim gibi işin bir tarafı tesadüflerle alakalı. Ve o hikâye son köşe yazımda mevcut. Özellikle bir askeri anlatayım diye yazılmadı yani. Çünkü daha önceleri farklı platformlarda yazdığım gibi üniforma sevici, fetişist birisi değilim.

Ancak Kenan Çoygun’u araştırdıkça doğru bir iş yaptığımı anladım. Romanıma konu olan kısım 1962-1973 yılları. Kenan Çoygun bu yıllarda önce en ateşli günlerinde gizli bir görevle beş yıl süre boyunca Kıbrıs’ta bulunuyor. Daha sonra Siirt’te görev yaptığı süre Kürtçü ayaklanmanın ilk denemelerinin yaşandığı yıllar oluyor. Dolayısıyla Kenan Çoygun’un şahsında önemli bulduğum bir dönemi anlatan bu roman bu gün için de önemli mesajlar veriyor.

Kenan Çoygun’u anlattım çünkü o kendi hayatında kendini hiç anlatmadı. Bütün ısrarlı ve cazip tekliflere “Mukavemetçi sırlarıyla ölür” cevabı verdi. Şimdi bu kitapla o sır perdesini biraz aralıyoruz.  

 

Soru: Bu kitabın bir araştırma sonucu ortaya çıktığını söylüyorsunuz. Kimlerle görüştünüz örneğin?

 

Cüneyt Öztürk: Evet kitap gerçekten titiz bir araştırma sonucu ortaya çıktı. Kurgu ve diyaloglar bana ait ama olayların büyük bölümü tarihi gerçekler.

Araştırmanın iki boyutu vardı. Birincisi kitap ve gazete arşivlerinde yapılan okumalar, ikincisi Kenan Çoygun’u tanıyan kişilerle yapılan görüşmeler. Görüşmelere öncelikle Çoygun ailesiyle başladım. Kıbrıs’ta yaptığım rahmetli Denktaş görüşmesi hem bu kitap için hem de benim hayatımda ayrı bir yere sahip. Ayrıca Lefkoşa’da TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora ile yaptığım görüşme çok samimi bir havadaydı. Yine Kıbrıs’lı gazeteciler Sabahattin İsmail, Aydın Akkurt ilgilerini esirgemediler. Kenan Çoygun’la hem Kıbrıs’ta hem Siirt’te çalışan Altay Tokat, Siirt’teki emir subayı Yaşar Karagöz, Kıbrıs’ta birlikte çalıştığı Cumhur Evcil gibi emekli generaller de önemli bilgiler paylaşarak katkı verdiler.

 

Soru: Biyografik roman yazmak daha mı zor?

 

Cüneyt Öztürk: Biyografik roman başlı başına bir sorumluluk. Çünkü yaşamış bir kişiyi anlattığınızda okuyucudan önce onu gerçek hayatta tanıyanlara beğendirmek zorundasınız. Kendi adıma bu yüzden en rahatladığım an, Kenan Çoygun’un çocuklarından duyduğum “evet işte bu babamız olmuş” sözleriydi.

Ayrıca benim gibi titizliği abartırsanız ciddi zorluklar yaşıyorsunuz. Örneğin Bayraktar camisinin bombalandığı gece var. Orada hava durumunu anlatıyorum ve Uludağ’daki kar kalınlığının 2,5 metreye ulaştığını, Türkiye’de trenlerin yolda kaldığını, elektriklerin kesildiğini söylüyorum. Bunların hepsi 1963 yılının Ocak ayının son günlerindeki Türkiye’sinden manzaralardır. Bu bilgilere ulaşmak için bile ciddi emek harcadım. Oysa ne yazsam olurdu. Örneğin Ocak aynın bu son günlerinde pastırma yazı yaşanıyordu desem kimse gerçekten o tarihte hava nasıl diye bakmayacaktı. Ama tarihi bir kişiliği anlatmanın sorumluluğunu almışken gereğini yerine getirmeliyim diye baktım hep.

Çünkü çıkış noktamız “kahramanlar tarih yazar ve tarih de kahramanları” şeklindeydi. Dolayısıyla tarih yazarken sorumlu davranmak gerektiğini düşündüm.

 

Soru: Kitabın adı neden Kod Adı Bozkurt? 

 

Cüneyt Öztürk: Kenan Çoygun Kıbrıs’ta gizli bir görevle bulundu. Gerçek kimliğinden, mesleğinden, kariyerinden çocuklarından, herşeyden vaz geçerek gitmişti Kıbrıs’a. Nasıl Denktaş’ın kod adı Toros,  Fazıl Küçük’ün kod adı Ağrı’ysa Kenan Çoygun’un kod adı da bozkurttu Kıbrıs’ta ve insanlar onu bozkurt olarak bildi. O yılların gerek Kıbrıs gerekse Türkiye gazetelerinde hep bozkurt olarak anıldı.  Türkler Kıbrıs’ın %3’lük bölümüne kıstırıldıklarında, bütün imkânsızlıklar içinde o dar boğazlardan çıkaracak bir öndere ihtiyaçları vardı ve o yüzden Ergenekon destanındaki bozkurtu çağrıştıracak şekilde kendilerine rehberlik etmesi için ona bozkurt dediler. Kısacası şimdi bir ön yargıya sebep olacak ve toplumun tamamına ulaşması riske girecek diye tarihi bir gerçekten vaz geçemezdim. Çünkü o gerçekten Kod Adı: Bozkurt’tu.

 

Soru: Kitapta aşk meşk işlerine de girmişsiniz.

 

Cüneyt Öztürk: Sanki porno sektörüne girmişim gibi söyleyince birden panik oldum. Yapmasam iyiydi evet. Kuşandılar silahları, sıktılar mermiyi düşmanın kahpe bedenine. Tekbirler arşa yükselirken, Allah Allah nidalarıyla bir kabus gibi çöktüler Rum’un üstüne demek varken daha çok satsın diye araya biraz da aşk sosu kattım. Yoksa hayatta aşk mı var? Bir kahraman karısına veya sevdiğine “gözlerin insanın bakmaya doyamayacağı kadar güzel ve içinde boğulmak isteyeceği kadar derin” der mi hiç?  

 

Soru: Kitabı oğlunuza ithaf ettiniz. Oğlunuz nezdinde tüm yeni nesle... Amacınızı kısaca alabilir miyiz?

 

Cüneyt Öztürk: Oğluma bildiğiniz gibi son yazımda şöyle seslenmiştim isterseniz aynen okuyayım.

Sevgili oğlum.

Kitabımı sana ithaf ettim.

Sana ve senin nesline…

Bütün kahramanlık stoklarımızı Cumhuriyet’ten önce kullandık sanmayasınız diye…

Kendinize bir örnek şahsiyet ararken bula bula fosforlu kedi gözleriyle masallar anlatanlara kanmayın diye…

Yükünüzün ağırlığını biliyorum ama gözünüzde büyümesin istedim.

Belki biraz da adını Mehmet İlteriş koyarak ben sardım sırtına bu yükü, o yüzden sana güç versin istedim KOD ADI: BOZKURT.

 

Soru: Gazete 2023 okurları sizi en ciddi konulara bile mizah kattığınız yazılar ile tanıyorlar. Örneğin şöyle başlıklarınızı hatırlıyorum: Ananın dili, kürtajitasyon, operadaki mescit, aramızdaki elektrik, her acının tiryakisi olmuşum, dünya içicileri birleşin… Bu kitap onlara nazaran tabii olarak daha ağır. Gelecekte başka kitaplarda o kısa cümleli, kolay okunur, mizahi üslubunuzu görecek miyiz?

 

Cüneyt Öztürk: Hayatın içinde biriyim. Olduğum gibi tanınmayı tercih ettiğim için yazarken daha entelektüel, daha karizmatik, daha ağır abi kişiliğine bürünmem. Okuyucu gözünde kendime bir kimlik oluşturmak için değil, sadece ruhumdaki fırtınayı özgür bırakmak için yazarım. Bu yüzden bazen gözyaşlarıma dokunun isterim ellerinizle, bazen de Çin sarayını birlikte basmak geçer gönlümden. 

Sözün özü, evet farklı üsluplarda kitaplar gelebilir. Okuyucu isterse bu mümkün. Okuyucuya en iyi biyografik roman bu diyemem ama ilgi gösterirlerse daha iyilerini yazmaya çalışacağıma söz verebilirim.

 

Soru: Son olarak okuyucular kitabı nasıl temin edebilirler?

 

Cüneyt Öztürk: http://www.dr.com.tr , http://www.idefix.com , http://www.kitapyurdu.com gibi yerlerde online satış imkanı mevcut.

 

Gazete2023.com


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.