Kafes'teki Şifreler

 KAFES filmini izleyenler soruyorlar.

“Şu kimi temsil ediyor, şu rol ile kastedilen ne; filan gerçek hayatta kimin karşılığı” filan…

Gerçekte roman da, sinema da kurgudur.

Kahramanlar gerçek hayattan alınsa bile sonuçta beyaz perdede de, roman sayfalarında da okuyucunun hafsalasındaki kadardır. Bir edebî eserde veya yedinci sanatta kurgulanan hayatlar artık yepyeni bir hayattır ve kişiler de apayrı kişiler.

Kafes’te İhsan Başkan bütün başkanları temsil eder ama belli ki Muhsin Başkan ile daha çok özdeşleşmiş.

Ben bu kadar işkence sırasındaki küfre tahammül edemem ama yönetmen ile senarist uygun bulmuş. Aslında hoşuma gitmedi bu. Ne diyelim işkence sırasında da insanlar şirazesinden çıkar elbet.

Kafes sinema dilinde bana göre bir takım yeni şeyler söylüyor.

Roman yayınlandığında da Ahmet Kabaklı merhum, İtalya’da başlayan Yeni Roman akımının Türkiye’deki öncüsü diye 1983 yılında çıkan Tercüman gazetelerinden birinde benim Kafes romanını taltif etmişti.

Bu filmde de bazı şifreler var.

Bunların başında “Bekle” mesajı geliyor.

Niyazi Mısrî’nin aşk şifreleri de filmin özünü teşkil ediyor.

Mehmet Sipahi’nin kendisini öldürmeye planlanan zavallı solcu gence silahını uzatıp, “hadi vur beni” deyip teslim etmesi de bir şifre… ‘Eller silah değil kalem tutmalı’ diye başlık atan bir dergici için dâvâ, bilhassa silahı verip kaleme meylettirme davranış 

kodudur. 

Bunda anlamayacak ne var?

Bazı eski kulağı kesik dostlar, kahramanlar “nasıl olur bu, bir ülkücü silahını nasıl verir” diye şikâyet ediyorlar. Fakat şifreyi izah edince de, ‘tamam reis anladık’ diye mayalarının dilini çabucak kavrıyorlar.

Bu da bana yetiyor.

Ben boşuna bu toprakların hasbî gençliğinin filmini yapmaya kalkmadım. 

Onlar hemen her 12 Eylül dönem filminde kaba, nobran, kötü, sevgisiz, robot gibi tipler olarak algılatılmaya çalışıldı.

Onların da bir annesi, babası, seveni olduğu hep ihmal edildi.

Filmin bir şifresi de Albert Camus’nün absürd felsefesinde olduğu gibi saçma bir ölüm, bir cinayete kurban gidiş…

Mehmet Sipahi ile Niyazi Mısrî’nin kadim aşk tarifinde buluşan Elif, 80 sonrası herhangi bir sokakta bir kapkaççının kurbanı oldu.

Bu saçma bir ölümdü. Bir bıçak ve sıcacık gövdesine saplanan demirin soğuk yüzü… Saçma bir ölümle aşkın bitişi ya da ebedileşmesi…

Meşhur General Patton büyük savaşlar kazanan bir asker, sayısız bombalamadan, suikasttan kurtuluyor. Sonra bir at arabasının altında kalıyor, saçma bir ölümle…   

Kafes’i seyredenler, bilsin ki, bu tutunamayanların dramıdır. Bu film, evladı hapislerde çürüyen annelerin gözyaşına tercüman olmak için bir vesiledir. Kafes, gerçek hürriyeti arayanların gönül kafesleridir.

LÜTFİ ŞEHSUVAROĞLU

vahdet
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.