Hz.Muhammed döneminde mizah

Zübeyir b. Bekkar (789-870)…
Hadislerde dağınık olarak bulunan mizahla ilgili bilgileri ve hikayeleri “Kitabu’l-Fükahati ve’l-Mizahı”eserinde topladı. Keza…
Cahız, İbn Kuteybe ed-Dineveri, İbn Abdirabbih, Şihabuddin Ahmet b. Abdilvehab en-Nüveyri,Kalkaşendi ve el-Makkari gibi İslam alimleri eserlerinde mizah konusuna yer verdi.
İslam hayatında mizah akademik çalışmalara da konu oldu…
Alman Yahudisi Prof. Dr. Franz Rosenthal (1914-2003), İslam’da mizah konusunda çalışma yapan ilk akademisyenlerden biri oldu. “Erken İslam’da Mizah” (1956) adlı kitabında, esas olarak 8’inci yüzyılda yaşadığı sanılan ünlü Arap mizahçısı Eş’eb hakkında bir monografi yazdı.
Kuşkusuz Türkiye’de Akif Köten, Ali Seyyar ve Yusuf Doğan gibi akademisyenler de son yıllarda İslam’da mizah konusunda çalışmalar yaptılar…

Mizah-muzah

“Mizah”, Arapça m-z-h kökünden alınmış olup; “eğlence, alay, latife, şaka” anlamlarına geliyor. Aziz Nesin terimin doğrusunun “muzah” olduğunu söylese de, Arap dilinde her ikisi de kullanılıyor.“Mizah”, “karşılıklı şaka yapmak” anlamına gelirken; mezh kökünden türemiş bir isim olan “muzah”ise “şaka, mizah, espri” anlamlarını içeriyordu.
“Kitabu’l-Hayavan” ve “el-Buhela” adlı eserlerinde mizahla ilgili bilgilere ve hikayelere yer verenCahiz’e göre, Araplar nüktedan bir mizaca sahipti. Örneğin, çocuklarına çok gülen anlamına gelen“dahhak” adını koyarlardı.
Diğer yanda…
Salahuddinel-Muneccid ile Ens Ferh gibi edebiyatçılar, Arapların, mizahtan ve nükteden uzak oldukları görüşündeydi.
Peki…
İslam’ın mizaha bakışı nasıldı?

İslam’ın bakışı

İslam’ın mizaha bakışı konusunda hep kafa karışıklığı yaşandı.
Örneğin…
“Yaptıklarının bir cezası olarak az gülsünler ve çok ağlasınlar” (Tevbe 9/12).
Örneğin…
“Onlar lağv yani boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler” (Mu’minun 23/3).
Kimileri bu ayetlerin gülmeyi, dolayısıyla mizahı yasakladığını iddia etmektedir.
Bu yoruma/meale karşı çıkanlar ise Tevbe’nin savaştan kaçanları kapsadığını; Mu’minun’daki “lağv”sözcüğünün, “hezl” yani mizah anlamında olmadığını, Allah’ın emrinden kaçanların kastedildiğini belirtiyor. Tartışma sürüyor… Aslında…
İslam mizaha karşı değil. Ayetler açık:
“Güldüren de ağlatan da O’dur” (Hud 11/71).
“Onun sözünden dolayı gülerek tebessüm etti.” (Nelm 27/19).
Bu arada…
İslam’da mizahın yasak oluşu ile ilgili görüşler, bazı hadislerin yorumundan kaynaklanıyor. Gerçi ilgili hadislerin doğruluğu bile tartışma konusu ama kimi İslamcılar mizahın yasaklanmasını bile savundu.
Örneğin…
Ebu Suleyman ed-Darani, “Mizahı kötü görüyorum, zira o haktan uzaktır” demişti.
Ömer b. Abdilaziz, “Mizahtan sakın! Çünkü çirkinliği celbeder ve kalplerde kin bırakır” demişti.
el-Ahned b. Ays, “Şakacı efendi olamaz ve mizahçıya tazim gösterilmez” demişti.
Evet, “Arkadaşınla tartışma ve şakalaşma” diyen de vardı; “Çok gülme, zira çok gülme kalbi öldürür”diyen de!
Aydınlık İslam’ı cahiliye dönemine geri döndürmek için ellerinden geleni yaptılar ve hâlâ yapıyorlar. Halbuki…
Hz. Muhammed’in kişiliği bu konudaki tüm kafa karışıklığını gideriyor. Şöyle…

Mizah sünnettir

Evet mizaha, İslam’ın nasıl baktığı Hz. Muhammed’in kişiliğinde net olarak ortaya çıkıyor.
Hz. Muhammed yasaklamak şöyle dursun mizahın-şakanın insan ruhuna iyi geldiğini ve bir ihtiyaç olduğunu yaşamıyla gösterdi.
Nitekim…
Sahabeden Hanzala b. Rebi, evinde ailesiyle şakalaşıp gülüşürken birden münafık olduğu düşüncesine kapıldı ve koşarak Hz. Muhammed’in yanına gitti. Şakalaşıp gülüp eğlenmenin ayıp olup olmadığını sordu. Hz. Muhammed şu yanıtı verdi:
“Ey Hanzala; insan bazen öyle olur, bazen böyle olur.”
Yani, mizah sünnetti…
Hz. Peygamber bizzat şaka yaparak mizahın bir ihtiyaç olduğunu gösterdi.
Keza…
Bir gün Ebu Hureyre, Hz. Muhammed’in bir hareketini anlayamayınca şöyle sordu:
“Ya Rasulullah! Bize şaka mı yapıyorsun?”
Yanıtı şu oldu Hz. Muhammed’in: “Evet, ben şaka yaparım; fakat sadece doğruyu söylerim.”
Hz. Muhammed yaşamı boyunca şakalar yaptı; kendisine yapılan şakalara güldü. İşte birkaç örnek…

HZ. MUHAMMED’iN EN GÜLDÜGÜ KiŞi

 

Al-Nuayman ibn Amr (?-652)…
Sahabe idi…
Bedir, Uhud, Hendek savaşlarına katıldı.
Alkol alışkanlığı vardı; Hz. Muhammed’in emriyle iki kez kırbaç cezası verildi; yine vazgeçirilemedi. (Emre göre ayakkabısına kırbaç vurulmuştu.)
Hz. Muhammed’in Nuayman’a ayrı bir sevgisi vardı ve bu sıcak sevgisi hiç bitmedi.
Hz. Ömer alışkanlığından bir türlü vazgeçmeyen Nuayman’a, “Allah seni rezil etsin, lanet olsun” deyince Hz. Muhammed, “Öyle demeyin, şüphesiz ki o, Allah’ı ve Resulünü seviyor” diyerek onu korudu.
Hz. Muhammed’in hayatında en çok güldüğü kişi, Nuayman’dı…
Oldukça fakir olan Nuayman’ın, Hz. Muhammed’e karşı aşırı bir muhabbeti vardı.
Bir gün…
Medine’ye taze meyve veya süt gelince hemen onlardan alıp getirerek, “Ey Allah’ın Resulü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim” dedi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nuayman’dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Hz. Muhammed’e getirip; “Ey Allah’ın Resulü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene” demesi üzerine Hz. Muhammed, “Ey Nuayman, sen onu bize hediye etmedin mi?” diye sordu. Nuayman, “Ya Rasulullah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim” deyince, Hz. Muhammed güldü ve satıcıya parasını ödedi.
Nuayman’ın şakaları İslam tarihinde ayrı bir konudur. Hakkında kitaplar bile yazılmıştır.
Hz. Muhammed’in vefatından bir yıl önce en çok güldüğü olayın kahramanı yine
Nuayman idi.
Nuayman, arkadaşı Suveyb ve Hz. Ebu Bekir ile birlikte ticaret için Busra’ya gitti.
Busra’ya vardıklarında Nuayman, eşyaların başında bekleyen Suveyb’ın yanına gelerek, yiyecek istedi.Suveyb, Hz. Ebu Bekir gelmeden olmaz deyip reddedince, Nuayman; “Seni kızdıracak bir iş yapacağım” dedi ve az ileride bulunan deve tüccarlarının yanına gitti. Onlara, “Maharetli bir Arap kölem var, satın alır mısınız? Fakat o çok konuşkan biridir, belki size, ‘hür bir insanım’ diyebilir. Eğer almayacaksanız, kölemi bana karşı kötülük yapmaya sevk etmeyiniz” dedi.
Arap tüccarlar da, “Hayır! Onu, on deveye alırız” deyince Nuayman develere doğru gitti, onları bağladı ve daha sonra alıcıların yanına geldi, Suveyb’ ı göstererek: “İşte bu, buyurun alın” dedi. Onlar da Suveyb’a, kendisini satın aldıklarını söyleyince; “O yalancıdır, ben hür bir insanım” dediyse de Arap tüccarlar inanmadılar ve “Tamam, o senin durumunu bize bildirdi” deyip, ipi boynuna geçirip, götürdüler.
Az sonra… Hz. Ebu Bekir geldi. Durum kendisine anlatılınca arkadaşlarıyla gitti, develeri geri verip Suveyb’ı kurtardı.
Sefer dönüşü olay anlatılınca Hz. Muhammed gülmesine engel olamadı. Ve her seferinde olayı anlatıp güldü.
Nuayman’ın şakaları yüzyıllardır Müslümanları güldürmeye devam ediyor.
Tek şakacı sahabe Nuayman değildi. Abdullah b. Huzafe, Zeyd b. Sabit, Useyd b. Hudayr, Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman b. Ebi Bekr gibi şakacı sahabeler vardı.
Ve ne yazık ki…
Yüzyıllar sonra İslam, cahiliye dönemine döndürüldü.
Kendine yapılan şakaları tebessümle-gülerek karşılayan Hz. Muhammed’i unutmuş görünüyorlar.
Bakınız…
Kur’an-ı Kerim ne diyor: “Ceza verecek olursanız, size nasıl ceza verildi ise siz de öylece verin. Sabrederseniz elbette bu, sabredenler için daha iyidir.” (Nahl 16/126)
Fransız Charlie Hebdo sizi kızdıracak bir karikatür çizdi ise siz de onları kızdıracak karikatür yaparsınız, hepsi bu.
12 kişiyi; İslam adına, Hz. Muhammed adına öldürmek kabul edilemez; İslam bu değil…

HZ. MUHAMMED’İN ŞAKALARI

Cabir’in anlattığına göre, Hz. Muhammed, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i sırtına bindirir, dört el üzerinde yürüyerek “Deveniz ne güzel deve, siz de ne iyi binicilersiniz” diyerek onları taşırdı.
Hz. Muhammed sahabeye şakalar yaptığı gibi sahabeler de ona zaman zaman şakalar yaptı. Örneğin Hz. Ömer…
Hz. Muhammed’i, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i iki omzuna oturtmuş halde görünce onlara; “Altınızdaki at ne kadar kıymetlidir?” diye şaka yapabilmişti.
Ve her ne kadar Hz. Ömer, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e hitap etmişse de Hz. Muhammed; “Onlar da ne iyi binicidirler!” diye karşılık vermişti.
Evet, Hz. Muhammed kendisinin bineğe benzetilmesine kızmamış, hatta esprili olarak cevap bile vermişti. (Söz geldi, yazayım; asık suratlı, ciddi görünümü olan ve “çok gülenin heybeti azalır, çok şaka yapan hafife alınır” diyen Hz. Ömer şaka yapmayı severdi. Bir gün Hz. Ömer önemsemeden namaz kılan bir bedeviye baktı. Be-devi namazı bitirdiğinde duasında: “Ey Allah’ım! Beni hurilerle evlendir” deyince, Hz. Ömer; “Be adam! Parayı ödemedin, ancak dünür olduğun kadının daha kıymetlisine talip oldun” dedi.
Sahabe (Ashab-ı Kiram) hakkında Bekb. Abdullah el-Müzeni şöyle yazdı: “Hz. Peygamber’in ashabı, birbirlerine karpuz atarak şakalaşırlardı…”)
Hz. Muhammed, eşi Hz. Ayşe’nin yaptığı tüm şakaları hoşgörüyle karşılardı…
Hz. Muhammed’in isimlerin sonunda hoş değişiklikler yaparak mizah yaptığı biliniyor. Çocukluğundan beri yanında bulunan Enes’e, on yaşından itibaren, “yaze’l-uzuneyn” (iki kulaklı) diyerek şaka yapardı.
Hz. Muhammed yine Hz. Hasan’ı “yaramaz, haylaz” diye çağırırdı.
Şakaları kendi kültürü içinde değerlendirmek gerekir. Herkes her espriye gülmeyebilir. Hatta hoşuna bile gitmeyebilir. Bu nedenle Hz. Muhammed’in yaptığı şakaları bu bakış açısıyla değerlendirmek gerekir. Birkaç örnek vermek gerekirse…
Hz. Muhammed, horoz kurban etmek isteyen müezzin Bilal-i Habeşi’- ye “Bir müezzin diğer müezzini kurban eder mi?” diye şaka yapmıştı.
Enceşe isminde bir sahabe, Veda Haccı dönüşünde Hz. Muhammed’in hanımlarını taşıyan develeri sürüyordu. Bağırarak söylediği şarkılar develeri coşturunca, Hz. Muhammed, hanımların nazik olduklarını ve incinebileceklerini ima suretiyle şu espriyi yaptı:
“Ey Enceşe; yavaş sür billurları kırmayasın.”
Bir şaka daha yazayım…
Ensarlı bir ihtiyar kadın, cennete girmek için Hz. Muhammed’den dua etmesini istedi. Hz. Muhammed, “Sen bilmiyor musun, ihtiyarlar cennete girmez” deyince, kadın üzüntüsünden ağlamaklı oldu. Hz. Muhammed gülümseyerek, “Sen hiç ‘Onları (kadınları) bakire, eşlerine düşkün ve hepsini aynı yaşta kılmışızdır’ ayetini okumadın mı?” dedi.
Hz. Muhammed kadının ihtiyar haliyle değil, genç bir kız olarak cennete gireceğini şakayla bildirmişti.
Son bir şakasıyla bu bölüme nokta koyayım:
Hz. Muhammed, bir gün kendisini bir deveye bindirmesini isteyen bir sahabeye “Seni deve yavrusuna bindireyim” dedi. Sahabe şaşırdı. Hz. Muhammed şakasına açıklık getirdi: “Bütün develer, bir ana devenin yavrusu değil midir?”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.