Görkemli gecede Sezai Karakoç\'u anlattılar

Küçükçekmece Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi'nin birlikte düzenlediği "Sezai Karakoç Özel Etkinliği"nde, edebiyat dünyasından onlarca kişi Sezai Karakoç'la ilgili düşüncelerini paylaştı. Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen programda, salonu dolduran Sezai Karakoç dostları, üstadın düşünce ve edebiyat dünyasındaki öncü hizmetine şahitlik etti. 



\"\"Programın açılışında konuşan TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, "Sezai Karakoç, bizi kendi medeniyetimizin farkına vardıran, değerlerimizle barıştıran bir neslin yetişmesinde büyük emeği olan bir diriliş öncüsüdür. Sezai Karakoç'un eserleri her zaman önümüzde ışık olmuştur, rehber olmuştur" dedi.

"BATI YERİNE KENDİ MEDENİYETİMİZİ ÖĞRENDİK"

Sezai Karakoç'la Elazığ'da katıldığı bir şiir yarışmasında tanıştığını söyleyen Ali Haydar Haksal, Sezai Karakoç'un kendisinde uyandırdığı etkiyi anlattı: "Sağ ve sol hareketlerin yaygın olduğu bir dönemde, bizim nereye ait olduğunu bilmediğimiz hocalarımızın felsefe, sosyoloji ve insanlık tarihine dönük bir savunma koyabilecek düzeyde olmadığı bir dönemde Sezai Karakoç, Sağ, sol akımların ve kapitalizmin Batılı kavramlar olduğunu anlatıyordu." Öte yandan Karakoç'un medeniyet anlayışına da dikkat çeken Haksal, "Batılı düşüncelerin nereye konumlandırılması gerektiğini Sezai Karakoç'un 'Allah'a İnanmak ve İnsanlık' adlı eserinden öğrendik. O'nun eserleri sayesinde Batı düşüncesini benimsemek yerine kendi medeniyetimizi öğrendik" dedi.

-Şair Adem Turan, "İmam hatip lisesi son sınıfta öğrenci iken Sezai Karakoç'tan haberdar oldum. İlk Mona Roza'yı okumuştum. Hakikaten çarpılmıştım" diyerek Karakoç'un 'Köşe' isimli şiirini okudu.

-Yazar Ali Ural, "Dünya bir dipnot Karakoç'a göre. O kalemi eline aldığı zaman bir dağ taşır gibi hissetti kendini. Yıl 1938. 5,5 yaşında bir çocuk. Ergani'de ihtiyaç sınıfında yazı yazıyordu. Nereye? Toprağa. Çünkü tahta yoktu. Karakoç öğrendiği ilk kelimeleri yazmaya çalıştı. O, ömrü boyunca toprakla dolu o masanın etrafından ayrılmadı. Onun gücü buradan geliyor. Çünkü o yerli. Bu toprağın çocuğu."

-Belkıs İbrahimhakkıoğlu, "Karakoç, sadece düşüncesi, kalemi ve mısralarıyla değil dünyevi anlamda güne teslim olmayan kültürümüzün numune-i intişarlarındandır. İnsanların sorumluğunu dark etmiş ve taşıyabilmiş çok az sayıdaki seçkin insanlardandır. Birey olarak münzevi bir yaşamı kabul etmiş, dirilişin ancak büyük ruhlarla, ideallerle gerçekleşebileceğine inanmış büyük bir dava adamıdır."

-Bünyamin Yılmaz, "Kültür sanat haberciliği sırasında şunu fark ettim. Sezai Karakoç'la ilgili bir film düşünsek farklı şeyler ortaya çıkar. Karakoç'u sadece kitaplarda aramamak lazım. Özellikle sahne için yazılan oyunların sahnelerde olması gerek. Ama ben istiyorum ki, Türkiye dünyaya sinema sunarken Sezai Karakoç'tan etkilensin."



\"\"-Ebubekir Kurban,"Sezai Karakoç bize Allah'ı hatırlatıyor, aitliğimizi, hakikati hatırlatıyor. Bu topraklara yönelik hassasiyeti var, bize onu hatırlatıyor. Neden konuşmuyor deniyor. Mütefekkir şair. Gerçek mütefekkir eserleriyle konuşur. Eserleri ortada. Sezai Karakoç gibi büyük şairler Allah'ın bize bir hediyesidir. Sezai Karakoç'u sevmek de imandandır."

-Ferman Karaçam, "Karakoç denince İslam uygarlığı akla gelir. Onun piyesi de şiiri de siyasi görüşü de bize uygarlığı anlatıyor. Denemelerinde ve yazılarında İslam uygarlığının mücadelesini vermiştir. Adem (A.S.) ile başlayan İslam uygarlığının Osmanlı'yla sona erdirilmek istendiğini görmüş ve buna karşı mücadele vermiştir. Çağımızın en büyük düşünürlerinden olan Karakoç, kurduğu kavramlarla İslam uygarlığını anlatmıştır."

-Hüseyin Akın, "80'li yıllarda tanıştığım Sezai Karakoç'ta şunu idrak ettim; Aşkla savaşı mezcetmiş adam. Savaşında, yaşayışında hatta bütün hayatında aşkı ve coşkuyu esas almış adam. Şiire gülle başlayan adam. İnsan sadece konuşarak, yazarak değil aynı zamanda susarak da çok şeyler ifade edebilir. Karakoç'un sessiz mesajını bastırmak için piyasada ne kadar gürültü çıksa da bu salon o sessizliğin çok şey anlattığının ifadesidir."

-İsmail Kılıçarslan, "Bence Sezai Karakoç, fırından ekmek alıp evine yürüyen adamdır. Bu 2013'te bizim kaybettiğimiz bir durumdur.  Üstat Karakoç'un şiirlerinden yazılarında çok, fırında ekmek alıp evine yürüyen adam oluşunu seviyorum. Hiçbir dünyevi makama, ödüle kendini kaptırmayan bir adam oluşunu seviyorum. Fotoğraf çektirmiyor, belgesellere çıkmıyor. Ama bu adam evine vapurla gidiyor. Üstadın varlığı için Allah'a şükrediyoruz" diyerek Sezai Karakoç'un Lilyar isimli şiirini okudu.

-Mevlana İdris Zengin, Sezai Karakoç için özel olarak yazdığı bir şiiri hazırlanan slayt eşliğinde canlı olarak okudu.

-Özcan Ünlü, Sezai Karakoç'un Lili şiirinden bir dörtlük okuduktan sonra " Sezai Karakoç, benim için duadır, ekmektir" dedi.

-Osman Bayraktar, "Karakoç Türk şiirini anlamak isteyenler için olmazsa olmaz bir isimdir. Aynı zamanda mütefekkirdir. Çağdaş İslam düşüncesini anlamak için Sezai Karakoç'u bilmek gerekir."

-Recep Garip, "Sezai Karakoç, bir bilge, ermiş... bir derviş, şeyh efendi arıyorsanız? Asrın dehası kim diyorsanız? O, Sezai Karakoç. O, kaybettiğimiz cennetin tekrar bulunması için bize yitik cenneti yazar."

-Şaban Abak, "Sezai Karakoç çağımızın yaşayan Mevlana'sı, Yunus Emre'si... Mevlana'yı yaşadığı dönemde bırakın memleketi, Konyalılar bile bilmiyordu. Sezai Karakoç'un da toplumun geneli tarafından bilinmemesi yargılanmamalı. Büyük mütefekkirler 100 yıl sonraki toplumu inşa ederler.  Karakoç'un toplam 56 eseri var. 9 şiir, 3 edebiyat, 40 civarında düşünce eseri. Karakoç külliyatının tamamının okunması gereken bir mütefekkir" diyerek Sezai Karakoç'un yayınlanmış son şiiri olan 'Ağustos Böceği Bir Meşaledir' adlı şiirini okudu.

-Yusuf Kaplan, "3 Sezai Karakoç'tan söz edebiliriz. Düşünür, sanatçı ve ahlak anıtı Seza Karakoç. Bu üç Karakoç birbiriyle içe geçmiştir. Düşünür özelliğiyle ilgili olarak üstat Karakoç, çağ körleşmesini nasıl bırakacağımız bir süreci anlatır. Zihni süreci gerçekleştirmiş bir düşünürden bahsediyoruz. Sanatçı Karakoç, Türk sanat hayatında çığır açmış bir kişilik. Sanat tecrübesinin bütün güzergahlarında yolculuk yapan bir sanatçı. Çağımızın yaşayan Şeyh Galibidir.  Mehmet Akif Ersoy'dan sonra yaşayan, hayatıyla düşüncesi arasında birbirini besleyen bir ahlak anıtıdır."

\"\"

-Zeki Bulduk, "Ergani'den yola çıkan bir çocuğun 80 yaşında İstanbul'daki yalnızlığını biliyorum. Bu hikaye içerisinde eşinin ona, 'hadi ev alalım, hadi çocukları okutalım' demediği bir sessizlikte insanlığı, İslam ümmetinin insanlarını düşünen bir adamın yalnızlığı geliyor aklıma."

 

 Haber7

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.