Atatürk'ün el yazısıyla Peygamber Efendimiz'e övgüleri

 Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi el yazısıyla kaleme aldığı notlar ortaya çıktı.

Hürriyet'ten Mert İnan'ın haberine göre; Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi el yazısıyla kaleme aldığı ve Yapı Kredi Bankası arşivlerinde bulunan notlar ilk kez gün yüzüne çıktı. Yücel Demirel'in hazırladığı "Atatürk/Belgeler, Elyazısıyla Notlar, Yazışmalar" adlı kitapta Atatürk'ün Türkler'in ilk atası olan "Türk" adlı kişi ile Hz. Muhammed hakkındaki düşünceleri dikkat çekiyor. Atatürk, Hz. Muhammed'den bahsederken 'Fahr-ı Âlem Efendimiz' ifadesini kullanıyor. Atatürk'ün notlarında, Osmanlı Padişahı Vahdettin, "Türkiye halkının hayatını, namusunu, onurunu yok eden kişi" olarak tanımlanmış.

Kitapta, Atatürk'e ait notların görselleri, hem eski Türkçe hem de günümüz Türkçe çevirileriyle yer alıyor. Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı sırasındaki yazışmaları, Birinci Meclis'e milletvekili yollamak istemeyen Yozgat eşrafının mektubu, Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis Başkanı seçilmesinden sonra yaptığı konuşmanın metni, Şehzade Ömer Faruk Efendi'nin Anadolu'ya geçmesiyle ilgili yazışmalar, Anadolu'daki savaşın olumsuz sonuçlanma ihtimali karşısında Meclis'in Kayseri'ye taşınmasıyla ilgili yazışmaların yer aldığı eserde, Başkumandanlık tartışmalarıyla ilgili muhaliflerin eleştirilerine cevaplar, saltanatın kaldırılması hakkında Meclis'te yaptığı konuşmanın el yazısı notları bulunuyor.

Yunan Ordularının mağlup edilmesinden sonra TBMM Başkanı Başkumandan Mustafa Kemal imzasıyla notlar kaleme alan Atatürk; "Büyük ve Asil Türk Milleti" diye başlayan bu notlarında, şu düşünceleri paylaşmış:

"Ordularımız İzmir'i ve Bursa'yı zaferle kurtardı. Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın savaş meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanları ile kumanda kurulları günlerden beri TBMM hükümetinin savaş esiri bulunuyorlar. Düşmanın başkumandan atadığı General Trikopis, umutsuzca savaştıktan ve her kurtuluş çaresini denedikten sonra sonuçta, emrindeki generaller ve kurmayları ve kumanda ettiği ordunun elinde kalabilen artıklarıyla teslim oldu. Eğer Yunan Kralı da bugün esirlerimiz arasında bulunmuyorsa bu hükümdarların belirleyici özellikleri yalnız milletlerinin eğlencelerine katılmak olduğundan, savaş alanlarının felaketli günlerinde onların saraylarından başka bir şey düşünmemek huylarındandır. Batı fabrikalarının çelik zırhlarıyla kapanarak büyük Yunan orduları artık Anadolu dağlarında subayları tarafından terk edilmiş zavallı sürülerden ibaret kaldı."

Kitapta, Atatürk'ün Hz. Muhammed hakkındaki düşüncelerini notlar halinde kaleme aldığı bölümler ise günümüz Türkçesiyle şöyle aktarılıyor: "Efendiler, yine bilinmektedir ki dünya yüzünde yüz milyonluk bir Arap kitlesi vardır ve bunların Asya'daki kısmı Arap Yarımadası'nda yoğun olarak bulunur. Peygamberliğe ulaşmış olan Fahr-ı Âlem Efendimiz (Hazret-i Muhammed) bu Arap kitlesi içinden Mekke'de dünyaya gelmiş bir mübarek varlıktı. Tanrı birdir ve büyüktür ve bu büyük olan Allah insanları yarattığı andan Cenab-ı Peygamber'in ölümüne kadar onları aydınlatmak, doğru yolu göstermek için aracılarla onlarla ilgilenmiştir. Allah, kullarının bir gelişmişlik noktasına ulaşmasına kadar kendi araçlarını kullanmasını tanrılığın gereklerinden saymıştır. Onlara Hazret-i Adem Aleyhisselâm'dan başlamak üzere sınırsız peygamber ve elçiler göndermiştir. Peygamberimiz aracılığıyla en son dinsel ve yaşamsal gerçekleri verdikten sonra artık insanlık ile aracı ile ilişkide bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın kavrayış, aydınlanma ve gelişme düzeyleriyle her kulun, doğrudan doğruya Allah tarafından gönle doğan şeylerle ilişki kurma yeteneğine ulaştığını kabul etmiştir ve bu nedenle Hazret-i Muhammed son peygamber olmuştur."
Atatürk'ün el yazısı notlarında Türk adındaki ilk kişinin Hz. Nuh'un torunu olduğunu belirtirken, "Efendiler, bu dünyada en az yüz milyondan fazla nüfusa sahip büyük bir Türk milleti vardır ve bu milletin yeryüzündeki genişliği oranında tarih anlamında da bir derinliği vardır. Efendiler, bu derinliği isterseniz iki ölçütle ölçelim. Birinci ölçüt, tarih öncesi devirlere ilişkin ölçüttür. Bu ölçüte göre Türk milletinin büyük atası olan Türk adındaki insan, ikinci insanlığın babası Nuh Aleyhisselâm'ın oğlu Yafes'in oğlu olan kişidir. Tarih dönemlerinin belge bulmakta pek hoşgörülü olduğu ilk evrelerine biz de hoşgörülü olalım. Fakat en açık ve en kesin ve en objektif tarihsel kanıtlara dayanarak diyebiliriz ki Türkler on beş yüzyıl önce Asya'nın göbeğinde büyük devletler kurmuş ve insanlığın her türlü yeteneklerini gerçekleştirmiş bir unsurdur" ifadelerini kullanıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.