Ahmet Şafak Kurt 2015 ve Türk Edebiyatını anlattı

" Türk Edebiyatı politikanın ağır baskısı altındadır.Türk edebiyatının merkezi yani Türkçe'nin merkezi siyasileşmiştir.Türk romanının,Türk edebiyatının sefaletinin sebebi budur."

Söyleşi : Elif Asena Demirci

Hocam Kan Meclisi 1915 ve Kurt 2015 ve yine Ermeni meselesi;neden?

AHMET ŞAFAK-Çünkü Türkiye'nin aynı kader çizgisi üzerinde yürüdüğünü bir şekilde anlatmamız gerekirdi.1915 ile 2015 arasında tam 100 yıl var.Yüz yıl sonra Türkiye'nin benzer bir problemle karşı karşıya kalması sürecin devam ettiğini gösterir.Ve bir şeyi daha gösterir.Kamuoyu bu konuda hala bilgisiz.

Neden bu kadar yayın,bu kadar programdan sonra neden hala bilgisiz?

AHMET ŞAFAK-Çünkü kamuoyu aktörleri ile insanımız aynı karar noktasında değiller.Bizim medyamız,yazarlarımız,batı tarzında sivil toplum kuruluşlarımız Ermeni meselesinde kararlarını vermişler.Türkler suçludur;bu bir soykırımdır ve devlet öyle ya da böyle bunu kabul edecektir.Halk ise kendi gündemini takip etmektedir.Siyasiler ise konu önlerine geldikçe görüş bildiriyorlar.Bu sebeple konu hep ortada kalıyor ve bu konuda kararlı olan yazarve edebiyatçıların tekelinde kalıyor.

Kitaba gelecek olursak,Kan Meclisi 1915'teki Ahmet Kemal'den sonra Kemal..Yeni karakter öncekine göre çok hüzünlü ve çok içine kapanık.Neden?

AHMET ŞAFAK-Çok iyi bir tespit evet,Kemal ,Ahmet Kemal'e göre çok hüzünlü.Çünkü Türkiye'nin ruhu hüzünlü.Ahmet Kemal rahattı,çünkü önünü görebiliyordu.Devletin ayakta kalması yolunda cansiperane mücadele eden bir kadro etrafında dönüp duruyordu.Kemal ise çok yalnız.Haddinden fazla yalnız ve çaresiz.Ahmet Kemal,bir hekim,ne yapmak istediğini bilen,bu konuda seçenekleri olan ve istediğini yapmaya gücü olan bir karakter.Kemal öyle mi? Takibata uğramış,işini kaybetmiş ve hiçbir zaman içine sindiremeyeceği bir işi yapmak zorunda olan insan.

Hocam sanki bu iki karakter üzerinden Türkiye'nin her iki döneminin analizini yapıyor gibisiniz?!

AHMET ŞAFAK-Evet,aynen.Ahmet Kemal,çöküş döneminin tipi olsa da mücadeleci,hırçın bir hükümetin yarattığı ortamda yaşıyor.Kendi de zamanla o kadronun bir parçası oluyor.Çünkü kadro iyiniyetle bir devleti ayakta tutmanın çabası içinde ama Kemal'in döneminde her şey belirsiz.Kutsal bildiği ne varsa tartışılıyor.Askerlik mesleği kendi şahsında güç kaybetmiş.Sevdikleri kendisini terketmiş ve yalnız,hüzünlü bir ülke ile kader birliği içinde..Tam da böyle bir zamanda Amerika senatosu Ermeni Soykırım tasarısını kabul ediyor.

Hocam şunun şurasında 2015'e 1,5 yıl kaldı.Ne dersiniz Amerika tasarıyı kabul eder mi?

AHMET ŞAFAK-Bekleyip göreceğiz.

Ama Türkiye Amerika ilişkileri o kadar gergin durmuyor.Ermeni lobisi de eski gücünde değilmiş gibi gözüküyor.

AHMET ŞAFAK-Devletler oyununa akıl sır ermez.2003 yılında subaylarımızın başına çuval geçirileceğini kim düşünebilirdi?Amerika bu işin sorumlusunu cezalandırmadı bile.Demekki o çuval işi kişisel değil Pentagon işiydi.Her neyse biz bekleyip göreceğiz.

Hocam,Payımızı Veren Yaşayacak Vermeyen Ölecek sözünden yola çıkarak soruyorum.Bu söz sizin bir söz buluşunuz muydu?

AHMET ŞAFAK-Hayır kitabın oluşumu noktasında yaptığım yüzlerce kaynak taramasında tesüdüfen ulaştığım bir gerçek.Ermeni bir folklor araştırmacısının makalesinde rastlamıştım.Tesadüf de bu ya,1915 yıllarında Van civarında yaşayan ermeni çocuklarının oyun esnasında söyledikleri bir şarkı ya da tekerleme gibi bir şeymiş.Düşünün ki çocukların oyunun da pay ve ölüm kelimeleri iç içe.Elbette benim konum değil ama sosyal psikoloji açısından incelenmesi gereken bir durum.1921'de ittihatçı aydınlara uygulanan suikastı yapan ermeni örgütün adı da Nemesis'tir.Dikkatinizi çekerim;Nemesis yani Yunanlıların İntikam Tanrısı.Yani kin üzerine oturmuş,ölümü içselleştirmiş bir arka plan var.

Ani karakteri bu kin'i sık sık dile getiriyor ve kin üreten yüreklerin özgür olamayacağını söylüyor.

AHMET ŞAFAK-Ani Kurt 2015 Romanı'nın en dikkat çekici karakterlerinden biridir.Ani varsa birlikte yaşamak her zaman var olacaktır.

Kan Meclisi 1915'de Beatris biraz Ani'yi hatırlatmıyor mu?

AHMET ŞAFAK-Tebrikler.Ani Beatris'in olgun hali gibidir.Sorgulayan ve Biz kavramını etnik temelde ifade etmeyen bir kentli kültür.Beatris ile Ani yüz yıllık geçiş içinde aynı olgunluğun sembolleri gibidir.Buna Mehmet Korhan'ın " Biz Türklerde arkadaşlık kavramı soy kavramından daha üstündür " sözüyle baktığımızda aslında karşımıza bir sosyal psikolojinin çıktığını görmek mümkün.Yani bu topraklarda siyasi hakimiyet Türk Siyaset Geleneği üzerinden şekillense de sosyolojik tablo siyasetin gerginliğiyle değil beşeri ilişkilerin zenginliğiyle oluşmuş.Kurt 2015 biraz da bu zenginliğe vurgu yapan bir romandır.

Hocam bence romanın en acıklı tiplerinden biri de Erol Sedan.Ne dersiniz?

AHMET ŞAFAK-Hakikaten de Erol Sedan'ın dramı tam bir felakettir.Düşünün ki size bir kin depolanmış.Babanız yetimhanede büyümenin hıncıyla size öfke aşısı yapmış.Zaman sonra ortaya çıkıyor ki siz aslında o öfkenin öznesi değil kurbanısınız." Tarihin Gizeminde Sır varsa acı vardır " başlıklı bölümde ortaya çıkan gerçekler Türk milletinin hiç bilinmeyen bir dramı ile bizi başbaşa bırakıyor.Okuyucularımız hatırlayacaklardır.Birinci Dünya Savaşından sonra Türkiye tam bir cendere içine sokuluyor.Ortalık keşmekeş.İstanbul'in işgal edilmesi hikayeyi ters yüz ediyor ve karşımıza hiç bilinmeyen,büyük bir felaketi çıkarıyor.İşgal ordularının desteğiyle ermeni ileri gelenler en başta da bazı gazeteciler yetimhaneleri basıyorlar,ermeni çocuklarını alıyoruz diye Türk çocuklarını kaçırıyorlar.Bunların bazıları tekrar geri alınabiliyor ama bazıları da alınamıyor.

Erman da öfke ağacının dibinde büyüyor.

AHMET ŞAFAK-Erman romanın en talihsiz karakteri.Öfkeyle mahvedilen bir çocuk.Babasının dedesinden aldığı öfke emanetini bir zırf gibi kuşanan ve sonra milletlerarası terör oyuncağına çevrilen bir genç.Erman pek çok dramın adresi.Erman kitabı okuyan herkesin üzüleceği bir tip.Çünkü mağduru olduğu hikaye kendisine ait değil.Kurbanı olduğu olayların hepsi başkalarının kurgusu,öfkesi,hıncı.

Bir ölüm makinesine çevriliyor.

AHMET ŞAFAK-Evet,bu herkesin başına gelebilecek bir şey.Öfkeyle insan cani olamaz ama öfke insanı bazı şeylere yöneltir.Mesela isteğinin dışında davranmasına sebep olan ortamlara iter.Ve üstelik ağır hipnoz etkisi ile dönüştürülen karakter.Ortaya çıkarılan canavar.

Meltem karakterinin Türkiye'de karşılığı var mı?

AHMET ŞAFAK-Olmaz olur mu?Meltem Türkiye kamuoyunun aslında kendisi gibi.Türkmerkezli düşünmeyen,hırslı olaylarla milli varlık arasındaki bağı görmeyi ilkellik gericilik sayan bir aydın tiplemesi.Ama görünen o ki,o da dramın içinde.Üstelik de en yakınında başlamış dram,babasında ..Babasının gerçeklerine uzak,babasının talihsizliğine yabancı bir genç kadın.Hakikatle yüzleşmesi haddinden fazla şaşırtıcı.Mesela Derin Devlet yerine Derin Millet'le yüzleşmesi.

Hocam Derin Millet kavram olarak çok yeni romanda güzel duruyor ama gerçek hayatta karşılığı var mı?

AHMET ŞAFAK-Millet varsa karşılığı da vardır.Derin Devlet de üretilmiş olan bir kavramdır.Ama genel kullanımı olumsuzdur.Devleti aşağılamaz,mahkum etmek üzere kulanılır.Derin Millet ise üniforma değil ruhtur.Biz olma tutkusunun,milletin tarihiliğinin şuurunda olan bir sorumluluk halidir.En azından bu romanda..

Kitaptaki isimler gelişigüzel seçilmemiş gibi duruyor?Doğru mudur?

AHMET ŞAFAK-Semboller çok önemlidir.Bütün isimlerin bir anlamı var.Okuyucularım bunu bilsinler yeter.

Hocam bu kitabın gereken ilgiyi gördüğünü söyleyebilir misiniz?

AHMET ŞAFAK-Bunu söylemek ne yazık ki mümkün değildir.Bir kere kitabın tanıtımı ve pazarlanması açısından pek çok talihsizlikle karşılandığını söylemeliyim.Buna rağmen eserin içerdiği bilgiler bazılarının dikkatini çekti.

Mesela?

AHMET ŞAFAK-Mesela kitabın sonlarında Andranik'in çiftliğine baskın yapmadan önce gerekli olan silahların gömülü olan yerden çıkarılmasıyla ilgilenen yazarlar oldu.Ergenekon davasındaki gelişmelerin kitapta önceden tahmin edildiğini bile yazdılar.Oysa ortada tahmin yoktu.Bizzat romanda da anlatıldığı gibi Rauf Orbay'ın Cehennem Değirmeni kitabındaki bilgi hikayeye taşımıştı.Ayrıca beni en çok mutlu eden olaylardan biri de Azerbaycan'da Kurt 2015 romanına büyük ilgi duyulmasıdır.Azerbaycan'ın önemli yazarlarının kitaplarımı tartıştığı bir programda Kurt 2015'e gösterdikleri ilgi kıvanç verici oldu.

Türk Edebiyatının bugün içinde bulunduğu ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

AHMET ŞAFAK-Türkiye'de milli edebiyat yani vatandaş edebiyatı  gerilemiştir.Biz duygusu yerine ben duygusuyla hareket eden yazarlar ve okurlar hedeflenmektedir.Böyle bir zamanda Biz duygusunu öne çıkaran kitaplar yazdığım için mutluyum .Aydın olma sorumluluğumu yerine getiriyorum.Beni okuyanlar da vatandaş olma bilinciyle hareket ediyorlar. Onlara teşekkür ediyorum.

Türkiye'nin böylesine dışa açıldığı bir zamanda ben duygusuyla hareket eden yazarlar ve okurların olması kaçınılmaz değil mi?

AHMET ŞAFAK-Edebiyat dilin ikliminden doğar.Dilin yani Türkçenin iklimi.Orhan Pamuk kitaplarında neyi anlattı?Kar romanında Kars'ı,Cevdet Bey ve Oğullarında yine bilindik sosyal mekanları.Elif Şafak,Baba ve Piç romanında yine kendi hikayelerini anlattı.Hikayelerin hiç biri Paris'de,Newyork'da,Londra'da geçmiyor.Bizim dil iklimimizde yaşanıyor.Ama bir farkla merkezi yeni dil iklimini ötekileştiren bir eda ile kaleme alınıyor.Merkezi ötekileştiren ise kesinlikle politikadır.Türk Edebiyatı politikanın ağır baskısı altındadır.Türk edebiyatının merkezi yani Türkçe'nin merkezi siyasileşmiştir.Söz devreden çıkmış imaj devreye sokulmuştur.Söz devreden çıkarsa edebiyat orade nefes alamaz.imaj'ın yani kurgulanmış hayallerin ikliminde söz yerine semboller öne çıkar.Semboller kapalı kapılar ardında üretilen konjönktürel çapaklardır.Halk okuduğu yerde kendini görmek istiyor ama kendisi nedir?Kendi denilen şey nedir?Bakın işte orası,o merkez yıllardır erozyona uğramıştır.Kuantumcu kitaplar,kişisel gelişim hapları,Hind felsefesine uygun gurucu kitaplar ve bir sürü gerçeklikten uzak şeyler..Türk romanının,Türk edebiyatının sefaletinin sebebi söze yapılan ağır tahribattır.Bu tahribat kapitalist,köşe dönmeci,pratik hevesleri normalleştiren zihinsel baskılarla oluştu.

Hocam yeni projeler hakkında bizi bilgilendirseniz.

AHMET ŞAFAK-İnşAllah,yine Küsena Okurları için " Üçüncü bin yılda TÜRK OLMAK SANATI " bitti yayına hazırlıyoruz. Ayrıca yeni romanımı yazmakla meşgulüm.

TÜrk Olmak Sanatı !! İlginç bir isim..Neden,Türk Olmak bir sanat olsun?

AHMET ŞAFAK-Türk Olmak belli bir değerler sistemiyle yaşamaktır.Türk Olmak,sadece insan anatomisiyle açıklanabilecek bir oluşum değildir.Aslında her gelenekli milletin çağlar boyunca oluşan bir değerler sistemi de geliştirdiğini kabul etmek durumundayız.Türk Olmak medeniyetler arasında Türk Medeniyetinin temsilcisi olmak bu medeniyeti üçüncü bin yılda ayakta tutmak ve birlikte mutlu olmak sanatıdır da.Kitapta neleri yaparsak bu sanatı ifa etmiş oluruz onu " tarih-gelecek " düzleminde anlatıyoruz.

-Yeni romanınız hakkında siraz bilgi alabilir miyiz?

AHMET ŞAFAK- Adı Kurt'un İntikamı olacak.Türkiye'nin içinde bulunduğu ortamı derinliğine anlatacağız.Amerika,Irak,Türkiye hattında neler gerçekleşiyor,neler oluyor anlatmaya calışacağız.Kurt'un İntikamı romanı yüz elli yıllık olayları edebi bir kurgu ile okuyacaklar.Müthiş gerilimli bir hikaye olacak.İnşAllah Kurt'un tadında ama çok farklı bir kurmaca..

Hocam merakla bekliyoruz.Bize vakit ayırdığınız için Küsena Yayınları olarak teşekkür ederiz.

Kaynak :www.kusenayayın.com 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.