Hz.Hüseyin(r.a), Hicretin dördüncü yılı, Bedir savaşından iki yıl sonra, 626’da doğdu.

Doğduğu gün Efendimiz(sav), Hz.Fatıma anamızın evine gelir, Hz.Ali’ye; “Torunuma ne ad koydunuz?” der. Hz.Ali; “Ben adını Harp düşündüm, ama Allah Resulü (sav) ne buyurursa o” diye cevap verir. Efendimiz de (sav); “Cibril ne diyorsa, o olsun” buyurur. Ve Cebrail gelir: “Adı Hüseyin olsun, Ey Allah’ın Resulü” der. Bu, Hz.Harun’un ikinci çocuğunun adıdır.”der.

Cennet’in İki Gülü’nden biri, Medine’nin ve Medine’nin En Şereflisi’nin (sav) teselli kaynağıdır Hz.Hüseyin…

Evvela şunu arzetmeli. Hz.Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in acısını yürekte hissetmeyen, imanın zevkini tadamaz. Hz.Ali(ra) ve O’nun ailesini sevmek, imandandır.

Ebu Hureyre(ra) anlatıyor: “Her gece, Allah Resulü evinden çıkar, Hz.Ali’nin evine gider, çok kalmaz geri dönerdi. Bir gece takip ettim, Hz.Ali’nin evinden çıkarken önüne geçtim, bu gidiş gelişlerin hikmetini sordum. Bana şöyle dedi: “Ebu Hureyre! Medine geceleri soğuk olur. Fatıma da çok yoruluyor, uykusu ağır oluyor. Korkuyorum, Hasan ile Hüseyin’imin üstü açılır da, üşür hasta olurlar. Gelip kontrol ediyorum.” İşte böyle bir toruna kıyıldı Kerbela’da…

Kerbela’ya Nasıl Bakmalı?

Müslüman, olaylara iki türlü bakar. Sebep Nazarı ve Hikmet Nazarı.

Sebep Nazarı’yla bakış, olayın oluş şekli, başı ve sonucu olarak değerlendirmedir. Bu bakış, geleceğe ait dersler çıkarmaya yararsa bir anlam ifade eder. Aksi takdirde, sürekli olay üzerinde durmak, taraftarlık oluşturur, kin ve husumet, nesiller boyu devam eder.

Hikmet Nazarı ile bakışsa, olayın Kader dairesinde değerlendirilmesidir. Kerbela’yı da Hikmet Nazarı ile ele almalıyız. Kader neden müsaade etti acaba? Bu yönüyle bakmalıyız.

Kerbela, adı üstünde bela yeri, bela diyarı demek. 14 asırdır, Kerbela’yı hep sebep dairesinde ele aldık. Kim yaptı? Kaç kişiydi? Şöyle olsaydı, böyle olsaydı… Kerbela’ya hikmet ve Kader açısından bakamadık. Ne Şii, ne de Sünniler olarak, ortak bir noktada buluşma olmadı. Çünkü, İslam düşmanları bunu böyle istedi. 14 asır önce olmuş bir fitneyi, pişirip pişirip sonraki nesillere takdim etti. Kerbela, Hz.Hüseyin ve Ehl-i beyt’in değil, Müslümanların imtihanıdır. Kerbela vefa ile sadakatin imtihanıdır. Kerbela, duyguların, akla galip geldiği meydandır. Herşeyin bir kabuğu, bir de özü vardır. Ama kıymetli olan özüdür. Kerbela’da Hz.Hüseyin galip gelse Halife olacaktı. Ama, mürai, iki yüzlü, makam düşkünü idarecilere halifelik yapıp, onların işlediği günahı da üstüne alarak Allah’ın huzuruna gidecekti. Ama Allah müsaade etmedi. Sevdiği kullarına dünyayı küstürdü. Hz.Hüseyin, fani olan dünyada, sahte idarecilere halife olacağına, Kıyamet’e kadar gelecek olan hakiki evliyanın Şah’ı oldu ve Allah’ın huzuruna hem şehit, hem mazlum, hem de yiğit olarak, alnı ak gitti. Kerbela’da Hz.Hüseyin değil de başka Müslümanlar olsa, hakettiler mi diyecektik? Kerbela, Kıyamet’e kadar gelecek Müslümanlara müthiş derstir. Kardeşlik ve Birlik için duyguları ve menfaatleri değil, aklı ortaya koymalı. Aklın ve iradenin hakkını vermeli. İslam’ın ve insanlığın umumi menfaatine olan bir şeyde neden kavga edelim? Niye ortak aklı devreye sokmayalım? Kerbela’da Hz.Hüseyin değil, Allah Resulü (sav) de olsa, saltanat düşkünü Yezid ve ondan istifade eden menfaatperest Müslümanlar aynı muameleyi yapacaktı. Çünkü o gün konuşan Kur’an veya İman değil, nefislerdi. 21.Asır teknik ve teknoloji asrında, medeniyet asrı dediğimiz günümüzde dahi, dini, devleti, bayrağı, toprağı, vatanı bir olduğumuz halde, küçük hesaplarla, ben daha faziletliyim, ben daha layıkım kavgasıyla İslam dünyasının hali, Kerbela’ya rahmet okutur nitelikte değil mi? Allah, dünyada başarıyı, huzuru ve birlikte yaşamayı iman ve ibadete değil, akıl ve iradeyi doğru kullanmaya bağlamıştır. İslam ile asır çatıştığında, kendini aşamayan ham yobaz, dar ufuklu alim müsveddeleri, ayet ve hadisleri nefislerine göre aburaka dabura ile evirip çevirdiği sürece Kerbela olayları Kıyamet’e kadar devam eder…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kul 8 ay önce

Bu yorumunuzu birde kendi hayatımıza aksettirerek düşündüğümüzde ortaya ne çıkar acaba diye sormadan edemedimdoğrusu. Kim Kerbela kim hüseyin kim yezit gibi yaşıyor. Aynaya bır bakalım lütfen Vicdan ne diyor.bizdeki hikmetler ne olaki

Avatar
zakir 8 ay önce

güzel tesbitler ..