Kerbela’yı ruhunda yaşamayan, Ehl-i Beyt’i sevdiğini iddia edemez.
Hz. Hüseyin (ra), Bedir Savaşı’ndan iki yıl sonra, M.626’da doğdu. Şah-ı merdan Hz. Ali (ra), adını “Harb” koymak istedi. Allah Resulü (sav) de, Hz. Cebrail’in isim vermesinin istedi. Ve adını “Hüseyin” koydular . Hasan güzel demekti, Hüseyin de onun küçüğü manasında, güzelcik oldu.
Allah Resulü (sav) ara sıra Hasan ve Hüseyin’i güreştirir, sonra ikisiyle kendisi güreşir, neşelenirdi. Bir gün yine ikisine güreş tutturmuş, ama Hz. Hasan’a yardımcı olmuştu. Hz. Fatıma (ra) bu duruma hayret etmiş; “Babacığım, zayıfa yardım edin diye tavsiye ediyorsun. Ama yaş ve cüsse olarak büyük olan Hasan’a yardım ediyorsun” diye sorunca, Allah Resulü (sav) tebessüm ederek; “Kızcağızım! Ne yapayım, baktım Cebrail Hüseyin’e yardım ediyor, ben de Hasan’a yardım ettim” diye buyurur.
Allah Resulü ve Meleklerin atmosferinde yetişen cennetin güllerine, şerrin ve fani dünyanın atmosferinde yaşayan, kin ve nefretin temsilcileri maalesef Kerbela’da kıydılar. İslami ruh ve düşüncenin zedelendiği, maddenin manayı boğmaya çalıştığı, liyakatin saltanata döndüğü, özden ziyade, kabuğun değer kazandığı Emeviler dönemi yaşanıyordu. Yezid, halifelik makamına seçilmemiş, babası tarafından tayin edilmişti. İdarecilerdeki gizli fıtrat bozukluğu, toplumlar için çok tehlikelidir. Karakter zaafı olan idarecilerin en büyük yanlışı, toplum içerisinde kendilerinden daha faziletli, daha yetenekli, daha çok sevilen biri olduğunda, gücü elde ettikleri an, toplumun değer verdiği o kişiyi yok edip, kendilerini öne çıkarma düşüncesidir.
Hz. Hüseyin (ra), Mekke’de kendi halinde, ibadetle meşgul biriydi. Kabe’ye namaz için gelince, bir yerde oturunca, halk ondan istifade etmek için etrafında toplanıyordu. Bundan daha tabi bir hadise ne olabilirdi ki?
Emevi salatanatının çetesi haline gelen valilerden biri de Mekke valisiydi. Halkın Hz. Hüseyin’e olan muhabbetinden rahatsız oldu. Çünkü Hz. Hüseyin varken, istediğini yapamaz, toplumu ezemezdi. Hz. Hüseyin (ra), Yezid’e de biat etmemişti. Mekke valisi için, Yezid’in gözüne girme zamanı gelmişti. Bir taşla iki kuş vurabilirdi. Kufe valisine, Hz. Hüseyin’e halkın diliyle mektuplar yazdırmasını istedi. Böylece Hz. Hüseyin (ra)’i Mekke’den çıkaracak, her yerde “Hüseyin taraftar toplayıp, Şam’a yürüyecek” diye dedikodu başlatacaklar ve Hz. Hüseyin (ra) bir daha Mekke’ye dönemeyecekti.
Plan tıkır tıkır işlemiş, ama müslümanın yalan söylemeyeceğine imanı gereği itimat eden Hz. Hüseyin (ra), Hak adına gelen davet mektuplarına inanıp, icabet etmenin gereği, akrabalarını alıp Kufe’ye doğru yola çıkacaktı. Mübarek bir seferdi. Bu sefer, zalime karşı mazlumun yanında saf tutma seferiydi. Hz. Hüseyin’in sefer haberi Yezid’e gidince, biatı alınmadan serbest bırakılmaması emredildi. Kufe yakınlarına gelince, Yezid’in orduları etrafını sardı. İçini bir sıkıntı kapladı. “Burası neresi?” diye sordu. “Kerbela” dediler. “Ne demek Kerbela?” “Bela yeri” demekti. Ne Kufe’ye, ne de Medine’ye dönmesine müsaade etmediler. Yüzsuyu hürmetine su içtikleri Ehl-i Beyti, Fırat kenarında susuz bıraktılar. O gün Ehl-i Beyt’e kıydılar. Bütün erkekleri öldürdüler. Sadece Hz. Hüseyin’in küçük oğlu, Zeynelabidin sağ kurtuldu. Görünüşte bir savaş olmuş, Ehl-i Beyt bu savaşta şehid düşmüş, mağlup olmuştur. Ama olayların zahiri değil, batıni yanı önemlidir. Yezid, zahiren 10 muharrem 680 yılında bir günlük maddi zafer elde etti. Ama Hz. Hüseyin, kıyamete kadar sürecek ve finali ali cennetlerde sonuçlanacak bir manevi zafer elde etti. Yezid, makam ve dünyevi hırsıyla, fani birkaç valiye, sadece dört yıl halife oldu. Hz. Hüseyin (ra) ise zalime biat etmeyerek, kıyamete kadar gelecek bütün kutupların, gavsların, evliyaların başına halife oldu. Yezid, maddi zaferiyle sadece etrafındaki yalakalardan bir günlüğüne alkış aldı. Ama Hz. Hüseyin (ra) hakkın yanında yer alarak, kıyamete kadar gelecek bütün müminlerin, mahşerde de başta Allah (cc) ve bütün Nebiler ile meleklerin takdirini kazandı. Hz. Hüseyin (ra) maddi saltanata değil, manevi saltanata layıktı. O, manevi makamlardan, kendisine zulmeden Yezidlerin feci akıbetini seyretmiştir.
Kerbela’da kaybeden Yezid oldu. Kerbela müminlere büyük ders olmuştur. Ders almayan Müslüman toplumların ise her günü Kerbela olacaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.