Her geçen gün yeni bir kaza haberi ile güne uyanıyor veya yastığa başımızı koyuyoruz.

Sorumluların asla ceza almadığı, yargılanmadığı ve TBMM’de verilen araştırma önerilerinin reddedildiği bir ülkede canımızın, hayatımızın güvencesi olmadan ‘şansa’ yaşıyoruz.

Yaptırımların olmadığı ve sorumluların ceza almadığı bir ülkede ‘kazaların’ yaşanabilmesinden daha normal ne olabilir?

Her kazada baş sağlığı mesajlarından, yöneticilerin üzüntülerini dinlemekten öteye gidemiyoruz. 2004 yılında yaşadığımız Pamukova tren kazasında 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bu yaşadığımı kaza ile birlikte ‘hızlandırılmış tren’ adı altında hayatımıza giren ve bugünde ‘hızlı tren’ olarak varlığını sürdüren daha çok kazalar ve ölümler ile hayatımızda yer alan kavramlar ile tanıştık

Pamukova tren kazasında 80 KM hız ile gitmesi gereken trenin 132 KM hız yaptığı ve sinyalizasyon hatası ile birlikte bunun ölümlere yol açtığına hep beraber şahit olduk.

Mahkemenin verdiği kararda dahi TCDD 4/8 oranında hatalı bulundu. Deliller karartıldı, zaman aşımı uygulandı ve tekrar bozuldu.

Nihayetinde birkaç kişinin 1-3 yıl arasında cezalar aldığını gördük.

Yine 2004 yılında Kocaeli’de iki tren çarpıştı 8 vatandaşımız hayatını kaybetti.

2008 yılında Kütahya’da 9, 2017’de Ankara ve Elazığ’da gerçekleşen kazalarda 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. 2018’de ise Çorlu’da gerçekleşen tren kazasında 24 vatandaşımız ihmallere kurban oldu.

 Dün sabah Ankara’da yaşadığımız kazada ise 9 vatandaşımız hayatını kaybetti. Tüm bu yaşananları kaza olarak nitelemek, sadece ihmal olarak görmek çok hafif kalıyor. Bunlar düpe düz işlenmiş cinayetlerdir.

Bu kazalar yaşanırken Ulaştırma Bakanı olanlar, TCDD Genel Müdürü olanlar, sorumlular hiç ceza almadı. Başbakan oldular, Meclis Başkanı oldular, Milletvekili oldular.

En son Çorlu’da gerçekleşen kazanın sorumlusunu milletvekili yapanlar dün Ankara’da gerçekleşen kazanın sorumlusunu sanıyorum ki yerel seçimlerde ‘belediye başkanı’ yapabilirler.

Ölenin öldüğü ile kaldığı bir memleket olmamak adına hesap sorulması noktasında gereğini yerine getirmeyen kurumların kendine gelmesi adına vatandaşlarımızın ayağa kalkması, tepkilerini göstermesi gerekmektedir.

Bir Ulaştırma Bakanı ‘sinyalizasyona gerek yok’ diyorsa kazaların bu denli fazla yaşandığı bir ülkede ‘Ulaştırma Bakanına’ hiç gerek yoktur.

Dün yaşanan kazanın akabinde hem TCDD Genel Müdürü hem de Ulaştırma Bakanı istifa etmeli; bu devlet görevlileri bir an önce yargılanmalıdır.

Türkiye’nin aydınlık yarınlarına inananlara saygı ve sevgilerimle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.