Fırat Çakıroğlu, hareketin  yusuf yüzlü delikanlısı. Kürşad’ dan bize kalan bir alışkanlık, Türk milletinin esarete başkaldırısının son halkası.

Üniversite işgal altında, rektör susmuş, emniyet susmuş, medya susmuş. Esaret ülkücü hareketin Ege’deki  karakolunu yani üniversite teşkilatını düşürmek için kol geziyor.

Annesi fıratı arayacak, oğlum sınavlara giremiyorsan fakülteni değiştirelim diyecek, Fırat’sa İmam-ı Azam’dan kalma bir alışkanlıkla ‘’BEN KORKAK DEĞİLİM’’ diyecek… 

Semo, kamplarda eğitim alacak ustaca pusu kuracak fakültede Fırat’a ölüm fermanı yayınlatacak, Fırat’sa beyaz gömleği ile pusularda Ali olacak, Ömer olacak, gün gelecek Gün Sazak’tan kalma bir alışkanlıkla Hilal olacak Hakka kavuşacak…

Medya olayları; ‘Karşıt görüşlü öğrenciler’ arasında diyerek ülkücü hareketi tanımadığını bir kez daha ortaya koyacak…

Neden  ‘Karşıt Görüşlü’ lülerin kavgası denmesine karşı çıkıyorum peki?

‘Karşıt görüşlü’ diyerek, ontolojik olarak aynı düzlemin iki zıt kutbu arasında yaşanan ideolojik bir  kavgaya hapsedilmeye çalışıyor hareket. Oysa konuşulan düzlemler birbirinden çok farklı…

Türk Milliyetçiliği birinci ontolojik farkı, İbn Haldun’un teorisiyle ifade edecek olursak ‘sebep ve neseb’ asabiyesinin bir araya gelmesinden oluşarak ortaya koyuyor.

Sebep birlikteliği; ortak bir mefkure ile bir arada bulunmak aynı coğrafyanın kaderini paylaşmak ki bu mefkure dini bir gaye ile destekleniyor, İslam’ın çimento görevi de millet olma şuuruna eklemleniyor. Neseb ise soy olarak Türk milletinden olmak ile Gökalp’in Türk hissetmek mefhumunda kendini buluyor.

Türklük  yalnızca soy bağıyla bir aidiyet kurmuyor, kavram olarak kültürel bir kimlik olarak tanımlanıyor . Dolayısıyla etnik bir sınıflamayla yola çıkan sosyalist Kürt hareketinden bu noktada ayrılıyor, çünkü bu etnik hareket yalnızca nesep yani soy asabiyesinden yola çıkıyor. Materyalist bir  ilkel sınıflamayla Türkiye mozaik otuz altı etnik unsura bölünüyor, bu hayvanatın sınıflamasıdır kültürel geçiş ve insanda sınıflama millet şuuru üzerinden yapılır .

Türk Milliyetçiliği, ikinci bir ontolojik farkı,   kültür dediğimiz bir milleti millet yapan; Nevzat Kösoğlu’nda kendini ‘NESNEL KİMLİK’ olarak iman amel ilişkisiyle ortaya koyan anlayış, Ülgener’de ‘ZİHNİYET’ olarak kendini gösteriyor. Bu nesnel kimlik tarihsel süzgeçten geçerek kültürü insanlığa hizmete açıyor buradan dünyaya bir medeniyet örneği sergiliyor. Yani İslam medeniyeti, dünyada Türk kimliğiyle vücut buluyor. Bu noktada  Gökalp; Medeniyet inşasını diğer kültürel kimliklerle temasla hars üzerine bina ederek insanlığa sunma hadisesini Türk milletinin başardığını ifade ediyor.

Üçüncü fark ;  Türk kavramının itikadi arka planı maturidi eksene dayanıyor, diğer Ortadoğu kavimleriyse  Eşari  itikaddan geliyor. Bu şu demek; maturidi itikaddan gelen Türkler rasyonaliteyi kendine her çağın kapısını açan bir anahtar olarak kullanıyor. Akıl nakille,  bir başka  ifadeyle dini hafızayla sentezlenerek ortaya çağlar üstü bir uyum yeteneği kazanan millet çıkıyor.  Ortadoğu’daki diğer tüm milletler nakil dediğimiz dini hafızayı durağanlaştırarak, hantallaştırarak, akıl kapısını bir ‘KAFİRUN KAPISI’  sayarak günümüz dünyasından hızla kopuyor.

Türkleri Ortadoğu’dan  farklı kılan yegane anlayış; maturudi ehli sünnet  geleneğin rasyonaliteyle yani akılla sıkı bağlantısı. Bu hemen her dönem Türkler’in işine yarıyor, gittikleri coğrafyaya, koşullara, döneme müthiş bir hızla uyum yeteneği kazandırıyor.

Üstelik bugün ayrı etnisiteler sayılarak ülkenin binbir parçaya ayrılması yine etnisite tanımını bilmediklerini ortaya koyuyor. Nevzat Kösoğlu Hoca etnisiteyi, bulunduğu kültürel kimlikten ayrı özellikler taşıyan lokal yapılar olarak tanımlıyor. Bugün Türkiye’de Türk gibi yaşamayan giyinmeyen, aynı dine mensup olmayan, aynı müziği dinlemeyen, aynı düğünlerde aynı halayları çekmeyen kısaca aynı kültüre ait olmayan kaç tane etnisite  sayabiliriz ? 

Kürt temelli etnik aidiyetle, ilkel bir morfolojik sınıflamayla yola çıkan sosyalist bir hareket, İslamcılar da aynı materyalist etnik sınıflamayı kullanıyor dikkatinizi çekmek isterim, tabanının dini inancına dair bütüncül bir taban tavan birlikteliği dahi sağlamamışken, kültürel olarak ayrı bir millet olmayı bırakın ayrı bir etnisite özelliği dahi taşımayan ,Türk töresi ve İslam inancıyla yoğrulmuş bir bölgeyi nasıl olacak da karşıt görüş olarak Türk milliyetçiliğinin karşısına çıkaracaksınız ?

Fırat; tüm bu söylediğim özelliklerden dolayı Haça çarpan Hilal’in adıdır.

Karşıt görüşlü öğrenciler olarak değil, Türk milliyetçiliği sosyalist bir örgütün karşısında konuşlandırılarak aynı düzeme hapsedilecek ne bir tarihe ne de bir medeniyete sığmaz, sığmayacaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.