Anayasalar bir toplumun terakki etmesi için hazırlanan belgeler midir? Yoksa o toplumun anlayışını ve düzeyini yansıtan kanunlar mıdır? Bu tartışılabilir. Ama her rejimin, milletten önce kendisini korumaya yönelik yapılandırmaları vardır. Tarihin her devrinde, o rejime hakim olan siyasi veya sivil örgütler, Anayasa’yı kendilerini korumaya yönelik bir zırh olmasını arzulamıştır. Sovyetler döneminde politikacılar, “Anayasanın falanca maddesine göre değil, Marksizim, Leninizmin şu ilkesine göre…” diye konuşmaya başlardı.

Merhum Cemil Meriç “ Hiçbir kültür, olduğu gibi transfer edilemez”der. Aslında hiçbir toplumun anayasası da olduğu gibi transfer edilemez. Toplumun anlayış ve hayat standartlarına göre yapılmayan anayasalar, çatışma veya kargaşaya sebebiyet verir. Her elbise, her bedene uymaz.

1876 anayasası büyük bir vücuda, dar bir elbiseyi giydirmek gibi bir şeydi. Bu anayasayı yaptıran dış güçler, Sırbistan ve Karadağ’dan ordumuzu çekmemizi, Bulgaristan’a da özerklik vermemizi teklif ediyor, Balkanlar’ı önce karıştırıyor, sonra bizimle masaya oturup “ Siz despotsunuz, ıslahat yapın, Balkanlardaki halka özerklik verin…” diye bastırıyorlardı.  Süper güçlerin tehdit şeklindeki sinsi tavsiyelerini ise, daha Tersane Elçiler Konferansı görüşülürken, II.Abdulhamid usta manevrası ile Kanun-u Esasi’yi kabul ederek, böylece yıkılışı engelleyeceğini düşünüyordu.

19 Mart 1877’de ilk Mebuslar Meclis’i toplandı. 69 mebus Müslüman, 46 mebus ise gayri Müslim’di. Yine de savaşı ve bölünmeyi engelleyemedi. Aç canavara muhabbet, onun iştahını arttırdı. Bu Meclisin en büyük mahareti! Osmanlı Devleti’ne tarihin en büyük mağlubiyetini 93 Harbi’ne girerek yaşatmak oldu. Osmanlı- Rus Savaşı’nda İngilizler’in desteğini alacağı konusunda yanılan Mithat Paşa, Padişah’a sınırsız yetki verme konusundaki hevesiyle de kendi sonunu da hazırlamış oldu. II. Abdulhamid, Kanun-u Esasi’nin kendisine verdiği “Padişah, milletin selameti için gerekli gördüğü kişileri sürgüne gönderebilir” gibi tuhaf maddenin  gereğini yapmış, daha meclis toplanmadan Başbakan olmasına bakmadan Mithat Paşa’yı sürgün etmiştir. Kanun-u Esasi, Batı’nın dayatması, içerdeki bürokratların gaflet veya ihaneti ile çıkarıldı. Evdeki hesaplar, çarşıya uymadı, 33 yıllık istibdadı beraberinde getirdi. Ne Osmanlı Devleti rahat etti, ne Osmanlı milleti, ne de Osmanlı’yı idare eden siyasiler…

1908’de Anayasa’da değişiklikler yapıldı. Mesela medyaya özgürlük geldi ama devrin siyasetine hakim güçleri eleştiren gazeteciler Galata Köprüsü üzerinde öldürülmeye başlandı. Hürriyet vardı, ama sisteme hakim güçlerin istediği kadar hürriyet olabilirdi.

Yıl 2015. Aradan geçen bir buçuk asırlık sürede değişen ne var acaba? Yine Anayasa tartışılıyor. Yine birileri, birilerine sonsuz yetki verme heveslisi. Yine birileri, sonsuz yetkiye konusunda aşırı şehvetli. Ve yine birileri, birilerine özerklik vermelisiniz diye dayatıyor… Unutmayın, fazla yetki alanlar, kendisini oraya getiren ve yetki verenlerin varlığından rahatsız olur. Çünkü, izzet şerikliği kabul etmez. Gurur ve kibir, kendisine ortak istemez. Yetki alan kişi, yetki verenler karşısında uzun süre minnet altında kalmaktan hoşnut olmaz…

Türkiye, Çözüm, Özerklik, Yeni Anayasa vb meselelerle zerre miskal yol alamayacak. Bizler birbirimiz boğazlarken, yine başkaları midesini dolduracak. Elimizde kalan azıcık vatan toprağını da kaybetmiş olacağız. Teröre ve terörü destekleyenlere, imtiyazla değil, izzetle karşı durulmalı. Bürokrasi ve siyasetteki karışık fikirler, sürekli birbirini tekzip etme, halk üzerindeki devlet vakarını zedelemiştir. Hızla çakılmak üzere, irtifa kaybeden bir Türkiye görüntüsü var.  Devleti idare edenler bulundukları menfi havadan uzaklaşıp, istişare sistemini işletmezse, geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olacaklar. Yapıcı, kuşatıcı, herkesi konumunda kabul etmek üzere iktidara gelen mevcut hükümet, gerekesiz evham ve korkularla hata üstüne hata yapmaktadır. Yanlışını söyleyenlere de tahammül göstermemektedir. Bu durumdan günü kurtarma sevdalısı mürai sınıf son derece memnundur.

Yeni bir seçim var, MHP’de kuşatıcı kardeşlik mesajları ve yapıcı enerjinin ortaya çıkması ümitleri yeşertmiştir. Surda gedik açan MHP, halka moral olmuştur. Mevcut iktidar kendine olan inancını da kaybetmiştir. Hayali devlet idare edilmez. Biz halka böyle söyleyelim, onları inandıralım mantığı siyaset değildir. Halkı kandırabilirsiniz, ama hakikatleri değiştiremezsiniz. Bir gün düştüğümüz halin türbülans olmadığını anladıkları an, panik başlayacak ve propagandalarınız para etmeyecektir. 12 yıllık iktidar boyunca, ülkeye yaptığınız güzel hizmetler inkar edilemez. Ama bu hizmet yarışını, iktidar ve menfaat adına inatla, her yolu mübah görerek sürdürmeye devam ederseniz, sizden sonra aziz vatana hizmet etmek isteyen yeni iktidarlara teslim edeceğiniz bayrak da kalmayacak, bilesiniz…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.