Milli Görüş gömleğini çıkardıktan sonra liberalizm gömleğini kendisine yakıştıran ve iktidarı boyunca liberal politikalarla Türkiye’yi küresel ekonomik sisteme mahkum eden AKP son dönem de popülist ABD karşıtlığına sarılsa da nihayetinde tutunacağı yer son tahlilde kapitalist sistem ve kapitalizmin kuruluşları oluyor.

Merkez sağ geleneği sahiplenen ve ekonomik sahada liberal çizgiden kopamayan AKP 16 yıllık politikaların kaçınılmaz bir sonucu olarak karşılaştığı ekonomik krizde de çare olarak yine liberal merkezlerin desteğine ihtiyaç duyuyor.

2002’den bu yana özelleştirmelerle kamu kuruluşlarını adeta peşkeş çeken AKP açıkladığı son ekonomik programın güven tesis etmediğinin farkında olarak küresel sistemi ürkütmemek adına bir Amerikan danışmanlık şirketi ile anlaştı.

Oysa “yerlilik ve millilik” üzerinden karşıtlarını kategorize ederek toplumun önüne atmaktan kaçınmayan AKP son ekonomik modeli de “yerli ve milli” olarak sunmuş ve kriz karşısında toplumsal desteği bu kavram üzerinden sağlamayı amaçlamıştı.

Yeni Ekonomik Program ile Amerikan Mc Kinsey ne kadar bağdaşır bilinmez ama siyasal hegemonyası karşısında hiçbir denetleme kabul etmeyen AKP Sayıştay ve TBMM gibi iktidarı denetleme araçlarını etkisizleştirirken bir Amerikan firmasının denetimini kabul etmesi bir anlamda çaresizliğinin göstergesidir.

IMF’ye borç verme iddiasından uluslar arası piyasalara güven aşılamak adına MC Kinsey’in denetimine ihtiyaç duyar hale gelmek ne hazin bir serüven değil mi?

Türk ekonomisinin damada emanet edilmesinin yarattığı olumsuz havayı kırmak ve küresel ekonomik sisteme şirin gözükmek adına yapıldığı çok açık olan bu anlaşma aslında “IMF ile anlaşmadan anlaşmış olmak” anlamı taşıyor.

Dünya beşten büyüktür gibi milli hassasiyeti kaşıyan antiemperyalist görüntülü diklenmeye rağmen AKP budur!

AKP, 24 Ocak kararları ile başlatılan neo liberal dönüşümün son aktörüdür.

İktidarının başlangıcında Güçlü Ekonomiye Geçiş Modeli adı altında devletin ekonomik yapısını neoliberal sistemle yeniden uyumlu hale getirme hamlesine girişen AKP 16 yıl boyunca küresel kapitalizmin isteklerini yerine getirmiş kendisini destekleyen sermaye sınıfını rant ekonomisi ile beslemiş ülkeye giren sıcak parayı verimsiz yatırımlarla heba etmiştir.

Sosyal güvenlik kurumlarından sağlık sistemine, tarım politikalarından özelleştirmelere kadar kapitalizmin kendisinden beklediği her şeyi yerine getiren AKP sürekli artan cari açığı da dış borçlarla kapatmaya çalışmış ekonomik büyümesini ithalata dayandırmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada ihtiyaç duyulan her şeyi ithal eden buğdayı bile dışarıdan almak zorunda kalan ileri derecede bağımlı bir ülkeyiz.

Dışa bağımlılığı bir yana gelir dağılımındaki adaletsizlik, giderek artan işsizlik ve yoksulluk, derinleşen kutuplaşma, tartışmalı bir demokrasi ile sorun yumağını çözmeye çalışan bir Türkiye.

Neoliberal politikalar yüzünden gelecek adına ümit vaat etmeyen bu tablo karşısında ortaya konan Yeni Ekonomik Program yine bir küresel ekonomik danışmanlık firmasının desteğine ihtiyaç duyuyor.

Aslında har vurup harman savurarak Türkiye’yi IMF’ye tekrardan mahkûm etme noktasına getiren AKP yine her zaman yaptığı kurnazlığa başvurarak IMF ile değil ama IMF benzeri bir firmayla anlaşarak uluslar arası alanda güven tazeleyerek çaresizliğini örtmeye çalışıyor.

Kendisinden önceki yönetimi IMF’ye muhtaç etmekle suçlayan AKP Türk Milletinden gerçekleri gizleyerek iktidarını uzatmaya çalışıyor.

Çanların AKP için çaldığı muhakkak.

Bakalım uzatmalar ne kadar sürecek.

Müjdat ÖZTÜRK

29-09-2018

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.