İhsan Eliaçık, bugünlerde Türk tarihine ve kadim mefkurelerine “din” kılıfıyla saldırmaya çalışıyor. Rahatsızlığı belli, operasyonlar O’nun canını hayli sıkmış görünüyor.

Eliaçık bir tweet atarak öfkesini ve Türk müslümanlığı tezine alerjisini gösterdi. İşte o tweet:

“‘Kızıl elma' denen şey şirktir. 'Türk cihan hakimiyeti mefkuresi'ymiş... Sen kim oluyorsun da dünyayı ele geçirmeye kalkıyorsun? Kim dünyayı ele geçirmeye kalkıyorsa Allah'a ortak koşuyor demektir. Mülk Allahındır!”

İhsan Eliaçık anlaşılan dünya ve uhra meselelerini karıştırıyor.

Birincisi, Dünyevi fethi adalet ve ahlak yani Allah için yapan Türkler yeryüzünde ancak onurlu bir temsilcidir. Şirk bununla alakalı değildir. Biraz İslam tarihi okursa bilhassa Hz. Ömer dönemi fetihleri görecektir bu çakma hoca kılıklı..

İkincisi, mülk Allah’ındır demek mutlak güç yani mutlak muktedir Allah’tır demektir. Ancak dünya insan için ve insan eliyle düzenlenmesi için vardır. Mülk Allah’ın diyerek beşeri faaliyetlerin elini kolunu bağlamak, dünyada bilhassa Türklere kurulmuş bir eylemsizlik arzusudur. İhsan Eliaçık da bu kini kusuyor.

Üçüncüsü, Hadis-i şerifte “Müslümanın vazifesi dünyayı güzelleştirmektir” buyrulur. Güzelleştirmenin yegâne yolu adaletsizlik ve zulüm olan yere Hakk’ın en âli sıfatı olan adalet götürmektir. Türkler sadece bunu yapıyor. Rahatsız olmayın..

Dördüncüsü, Kızıl Elma şirktir demekle dünyevi meselelerdeki içtihat bozukluğunu ortaya koyan sosyalizmden bozma selefi-vahhabi bu zevât, dünyadaki iktidar mücadeleleri tarihine bir baksın, Türklerin zayıf olduğu dönemleri ayrıca ele alırsa sömürü ve kandan başkasını göremez.

Beşincisi, Türk cihan hakimiyeti mefkûresini dünyevi ihtiras ve zulüm zannetme sakın, O içerisinde senin de rahatça yaşayabileceğin ve örgütlenebileceğin bir özgürlük alanıdır. Sosyalizm ya da Kapitalizm gibi emperyal ulusçuluk kokmaz bilinmesini isteriz..

Altıncısı, Sen kim oluyorsun da dünyayı ele geçirmeye kalkıyorsun, diye soruyor...

Tavsiyemiz, Bizi Çin Seddi’nin tarihi duvarlarına sorsun, bizi daha 4. asırda Avrupa’yı kavimler göçüne mecbur ettiğimiz tarihin çağ açıp çağ kapatan tozlu raflarında arasın..

Bizi, 20 küsür ciltlik İslam Tarihi’nin takriben 16 cildinde geçen esas unsur olarak belirleyici namımıza sorsun..

Bizi, Halifelik itibarı yerlere düştüğünde itibarını tekrar iade ettiğimiz Abbasi’lere sorsun..

Bizi, Buhara’dan Anadolu’ya Sultan Alparslan’dan çok önceleri gelen gönül fatihleri Alperen’lere sorsun.. Hoca Ahmet Yesevi’ye, Hacı Bektaş’a sorsun..

Bizi, Bizans’a sorsun bizi Haliç’in kırılmak bilmez zincirlerine sorsun.. Bizi dünyanın büyük ilim ve silah tekniği sahibi ecnebiyi zindanlardan kaçırıp, dünyanın en büyük topunu döktüren Fatih’in Sahn-ı Seman medreselerine sorsun..

Bizi, İbn’i Sina’nın tıbbına, Farabi’nin aklına, İbn’i Haldun’un sosyolojisine sorsun.. Bizi daha 11. asırda rönesansı başlatan çevirilerin sahiplerine sorsun...

Bizi, mazlumlara sorsun.. Dünya’nın muhtelif yerlerinde zulme uğramış yahudilere, gayri müslimlere, inançları skolastik

dünyada örselenen kavimlere sorsun.. O’nlara açtığımız hürriyet ve refah alanlarına sorsun... En başta kendi ecdadına sorsun...

Bizi, şehirlerin ortasındaki sadaka taşlarına sorsun, güvercinlerden, karıncalara kadar biçare hayvanatı düşünecek ve karınlarını doyuracak o zarif medeniyete sorsun...

Bizi, ittihatçılara sorsun.. Fahreddin Paşa’nın kutsal emanetleri teslim etmemek için çöllerde yediği çekirgelerin sahibine sorsun.. Allah’a sorsun..

Bizi, Enver’e sorsun, çegen tepelerinde kâfirin mitralyözüne karşı yalın kılıç cenge koşanlara sorsun.. Bizi çakısıyla sevdiğinin ismini kazıdığı ağaçlara sorsun..

Bizi, Talât’a sorsun, tehcir ile asırlık ihanet planlarını bozan Jön Türkler’e sorsun. En başta Ermeni soykırımı emperyal bir yalandır, ben bu tuzağa düşmem diyen Hrant Dink’in ruhuna sorsun..

Bizi, dağlarda kaftanına sarılıp uyuyan, saraylarda zeybek ile etrafı titreten, İran’ Şahı Pehlevi tökezleyince “Yurdum toprağı temizdir rahatça öp” diyen Mustafa Kemal’e sorsun.. Bizi, inkılapçılara sorsun..

Bizi İsmet Paşa’nın devlet vakarına ve ciddiyetine sorsun, “Damat Ferit hain midir?” diye soruldukta “o bir devlet sadrazamıdır, sadrazam hain olmaz” diyen İnönü’ye sorsun..

Bizi Akif’e sorsun, Gökalp’e sorsun hatta Cemaleddin Efgani’ye sorsun.. Bizi Muhammed İkbâl’e sorsun. Bizi ümmete sorsun, bizi tarihe sorsun..

En başta kendi vicdanına sorsun, sorsun ki doğru yolu yani ihsanı bulsun..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aladin 1 ay önce

Allahina kurban olurum