Bugün 3 Mart 2016. Hilafetin ilgasının 92.yılı. 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi ile Memluklar’ın temsil ettiği hilafet makamı mecburen Osmanlı Devleti padişahlarına geçti. 19.yy sonu ve 20.yy başlarına kadar halifelik Osmanlı’nın gündeminde olmamıştır. Yıkılış dönemine giren Osmanlı, idare ettiği İslam dünyasındaki isyanlar ve karışıklığı önlemek için hilafet makamını gündeme almıştı. Ama çare olmadı. Çünkü İslam tarihi boyunca hilafet makamı Müslümanları birleştirme gücüne sahip olmamıştır. Hz.Osman döneminden itibaren başlayan ayrılıklar, günümüze kadar süregelmiş, Müslüman devletlerin başına geçen her idareci, kendinde biraz güç hissedince, hilafeti kullanarak, İslam birliğinin hayallerini kurmuştur.  Hilafet makamı Osmanlı’ya zerrece fayda getirmemiş, aksine zayıflamasına vesile olmuştur. Müslümanların hukukunun korunması ve emniyet içinde yaşamaları için halife değil, güçlü bir Müslüman devlet gerekir. Örneğin Fatih Sultan Mehmed döneminde neden halifelik makamı tercih etmemiş, Müslim veya gayrimüslim ayırmadan, adaletle hükmedilmesini emretmiştir. Yavuz Sultan Selim’in İslam Birliği düşüncesi, hilafet makamını elde etmek için değildi. Kanuni de halife tabirini çok kullanmamıştır. Halifelik, Osmanlı’nın son döneminde, yıkılan bir devleti kurtarma adına zirveye çıkarılan kavramdır. İslam ülkeleri nezdinde pek karşılık bulmamıştır. Halife, Efendimiz (sav) varisi değildir. Efendimiz’den (sav) sonra Müslümanların başına geçen emirdir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin, 3 Mart 1924 günü mecliste çıkardığı “Halife halledilmiştir. Hilafet Hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.” Kanunu son derece isabetli, enkaz haline gelen, hiçbir geçerliliği olmayan, sembolik, kendimizi kandırdığımız bir kavramdır. Bu konuda duygusal ve sloganik düşünmeye gerek yok. 1517’den 1924’e kadar Afganistan ve İran Osmanlı’nın hilafetini kabul etmemiştir. 1900’lerin başından itibaren de Arap ülkeleri kabul etmemiştir. Hilafet makamına bağlı olarak, Şeyhülislam’ın verdiği cihad fetvası sonrası Almanya ile beraber girdiğimiz I.Cihan Harbi’nde, ilk şehidimizi Yemen’de Müslümanlar tarafından vurularak vermiştik. Hilafet, bütün İslam devletlerinin temsilcilerinden oluşan  Erbab-ı Hallu Akd, yani şura meclisin halife adayına biat etmesiyle gerçekleşir. Birkaç meczubun gece rüya görmesiyle, sabah kalkıp halife olunmaz. Günümüzde özellikle ülkemizde halifeliğin tartışılmasının sebebi, ya cahillik, ya tarih bilmezlik, ya da kendi geleceklerini kurtarmaya çalışan kurnaz sloganist İslamcıların cambaza bak oyunudur. Halifeliğinizi bugün ilan edin bakalım kaç İslam ülkesi arkanızdan gelecek? Bırakın İslam ülkelerini kendi ülkenizde yüzde kaç sizi kabul edecek. Tahminim hanımlarınız dahi biat etmez. Müslümanın İslam’ı yaşaması için halifelik gerekmiyor. Ayrıca 3 Mart 1924’te alınan karar hilafet makamının Meclis’in bünyesinde olduğunu, şahıslarca temsil edilmesinin kaldırıldığı gerçeği de unutulmamalıdır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dr.Sezai SAYIN 10 ay önce

-3-Demokratik bir dernek gibi yönetilmeli,mezhepler ve sahih tarikatlar,üye sayılarına göre bu yapıda temsil edilmelidir.Diyanet işleri başkanı seçimle gelmeli,atanmamamalıdır.Özgür bir diyanet işleri,özgür bir islamın kapısını açacak,bilimsel olan görüşler ön plana çıkacak; hilafet,miadı dolmuş bazı şeri hükümler (had ve tazirler hariç)ve hurafeler tarihe karışacaktır.Gelecek seçimi değil,gelecek kuşağı düşünerek,devrimci değişiklikler zamanı gelmiştir. “Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.”Alpaslan Türkeş… Sonsuz ve kadim ol Türk Milleti.saygılarmla

Avatar
Dr.Sezai SAYIN 10 ay önce

-2-Kaf dağının ardındaki,neo-osmanlı,yeni türkiye ve hilafet lideri hayalleri,sadece ülkemize değil, islama da zarar verecektir.4-Hz.Muhammet hakkın rahmetine kavuştuğunda,vasiyet ya da vekalet bırakmamıştır.Sakife olayında,hilafetle ilgili hiçbir TAYİN ve NASS fikri yoktur.(Bu cümlemi açıklamıyorum,İslam alimi geçinenler gayet iyi anlayacaklardır ne dediğimi !!! )Sonuçta hilafet makamı,İslami bir yapıdan ya da vasiyetten değil,bedevi geleneklerinden doğan bir yapıdır. 5-Teftezani rivayetinde;Hilafet biter,imamet dönemi bitmez.Zira imamet daha umumi bir mefhumdur,der.Buradaki imamet makamı,ruhani islam liderliğidir,yol göstericiliğidir.Hilafetle ya da Vatikandaki papalık makamı ile karıştırılmamalıdır. İslam dünyasında barışı ,huzuru sağlamanın yolu,önce kendi ülkemizde birlik ve düzeni sağlamakla olur.Naçizane fikrim,Diyanet İşlerinin ,siyaset pençesinden kurtarılması,devlet tarafından denetlenen,bütçesi karşılanan,özerk,sivil toplum kuruluşu haline getirilmesidir.

Avatar
Dr.Sezai SAYIN 10 ay önce

-1-Günümüzde hilafet isteyenler,İslamdan bihaber,siyasi algı akımlarından etkilenenlerden ya da futbol takımı tutar gibi,neden ve niçinini bilmeden liderlere itaat edenlerden oluşmakta.Bu kişilere hatırlatmakta fayda gördüğüm bazı noktalar var. 1- 1873 İngiliz Badger raporunda ;Osmanlı Hilafetinin asya müslümanları üzerinde etkili olduğu ; arapların ,peygamber arap olduğu için,halifeninde arap olması gerektiğini düşündükleri için,Osmanlı hilafetini tanımadıklarını yazıyor.2-Osmanlıda hilafet makamının resmileşmesi,1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ve 1876 Meşrutiyet-Kanun i Esasi ile olmuş,daha önceki padişahlar tarafından ,bu kurum aktif olarak kullanılmamış,gerekte duyulmamıştır.Hilafetin Osmanlıda olduğuna dair herhengi bir resmi, kayıtta,bu dönemden önce yoktur.3-Hadis-i şerifte(Tırmızi);(Peygamberimiz)Benden sonra hilafet veya nebüvvet hilafeti OTUZ YILDIR,demiştir.Görüyorum ki akıl tutulması yaşayan hilafetseverler, peygamberimizin sözlerini bile göz ardı edebilmekteler