Hedefi olmayan bir gemi gibi, denizin ortasında gezinen duran zavallı ülkem. Sana hangi rüzgar yardım edebilir ki?
Bir Abdulhamid daha çıkaramadık ama, onun devrini yaşamayı başardık! Hasta adam deyimi, ekonomisi kötü olan Avrupa ülkeleri için kullanılırdı. Rus Çarı I.Nikola, 1853 tarihinde: "Kollarımız arasında hasta bir adam var." deyimini İngiltere’nin Rus sefiri Seymour’a, Osmanlı için kullanmış, aşağılamak için de “Avrupa’nın hasta adamı” değil, sadece “Hasta Adam” demişti. Öncelikle ekonomisi Rus harpleriyle sarsılan Osmanlı, azınlıklara verilen imtiyazlar, Mısır meselesini doğru okuyamaması sonucu, Avrupa’nın güdümüne girmesiyle siyasi sahada da etkinliğini yitirdiğinden hasta adam olarak nitelendirilmiştir. Bu tabir her ne kadar bizi üzse de gerçekleri değiştirmediğinden, yerinde ve doğru bir tespit olduğunu tarih bize göstermiştir. Keşke Rusya veya başka bir Avrupa ülkesinden ziyade, hasta olduğumuzu kendimiz görebilseydik.
Hasta Adam, II.Abdulhamid döneminde oksijen çadırına alınmıştı. Çözüm yine başka yerlerde arandı. Abdulhamid ve etrafındakiler, saltanat kurtarılınca, devlet de kurtarılacak zannettiler. Yurtiçi ve yurtdışındaki bütün bürokratik faaliyetler, devletin ve milletin bekası için değil, saltanatın bekası adına yürütüldü. Resmi ve gönüllü istihbarat birimleri kuruldu. Elçiler dahi neredeyse istihbaratçılık yapıyor, Abdulhamid karşıtlarını tespit edip, ya sindirmek ya da cezalandırmak üzere görevlendiriliyordu. Kuru yaş demeden herkesi fişlediler. Yıldız Sarayı önünden geçerken, yanlışlıkla saray istikametine bakanları dahi sorguya çekip, dayaktan geçirdiler. Avrupa devletleri ekonomik ve siyasal gelişmelerine devam ederken, Osmanlı kendi dünyasında iç çatışmaya sürüklenmişti. Azınlık isyanlarında Batılı ülkelerin payı yok muydu? Tabiki vardı. Ama bu suç değildi. Mısır ve Kudüs bizim toprağımız olduğu halde, Fransa ve Rusya Osmanlı’ya nota vermiş, Katolik ve Ortodokslar’ın hakları bizden sorulur demişlerdi. Oysa bugün bize ait topraklar olmadığı halde, ekonomisi ve siyasi gücü olmayan bir Türkiye, hangi akılla buraların içişlerine müdahale etmektedir?
Suriye halkının % 99’u Esed’i istemese, bundan bize ne? Biz Suriye halkının temsilcisi miyiz? Irak halkı Saddam’ı, Mısır halkı Mübarek’i, Libya halkı Kaddafi’yi arar olmuşken, bu toprakların vebalinden neden sorumlu oluyoruz? Esed’in Türkiye planı yok mu zannediyoruz? Neden sessiz duruyor? 4 milyondan fazla Suriyeli mülteci geldi. Ne kadar tanıyoruz gelenleri? Rusya, şuan muhalifleri bitirmek üzere operasyonlara başladı. Karada cami açtı, bizi halletti. Havadan bomba yağdırıp muhalifleri halledecek. Çünkü Rusya, diğer süper güçlerle hareket ediyor. Osmanlı’yı bitiren, Rusya ile girdiği lüzumsuz harpler olmuştur.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.