YSK'nın verdiği 'İstanbul' kararı Anayasa'ya aykırı mı?

Yüksek Seçim Kurulu’nun 6 Mayıs 2019 tarihinde açıkladığı seçim iptali kararının Anayasaya aykırı olarak alındığı iddiasında bulunan isimlerden biri eski Anayasa Mahkemesi raportörü, eski AK Parti MKYK üyesi ve milletvekili, Anayasa Profesörü Osman Can.

“Yedek üyeler karar toplantısına katılamaz”

Independent Türkçe'den Ali Dağlar'ın haberine göre; 10 üye ve YSK Başkanı Sadi Güven'in katıldığı toplantıda, 4'e karşı 7 oyla alınan kararı Independent Türkçe’ye değerlendiren Prof. Dr. Osman Can şunları söyledi:

“Yedek ve asıl üye ayrımının anlamı, asıl üyelerden bir boşalma varsa, yedek üyelerle tamamlanmasıdır. Eğer asıl üyeler oradaysa Yüksek Seçim Kurulu’nda yedek üyelerin toplantıya katılmaları mümkün değil. Burada olağanüstü yargılama açısından YSK’ya doğrudan başvuru söz konusu ve bu konuda verilen kararın heyet olarak, asıl üyelerle, 7 üyeyle verilmesi lazım.”

Geçen yıl YSK Kanunu’nda bir değişiklik yapıldığını hatırlatan Prof. Can şöyle devam etti:

“Asistanlarımla beraber her olasılığı araştırdık. Geçen yıl YSK’da yapılan kanun değişikliklerine de baktık. Belki bu konuda (yedek üyelerin de karar toplantılarına katılması ve oy kullanması) bir yasa çıkarılmıştır diye, o da yok. Yani YSK’nın 7 asil 4 yedekten oluşan 11 üyeli yapısı devam ediyor.”

“Teamüller Anayasanın lafzına aykırı olamaz”

CHP’nin YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun, gazeteci Yavuz Oğhan’a önceki gün yaptığı “2014 yılından bu yana YSK’da yedek üyelerin toplantılara katılımı yönünde teamül oluştu” açıklamasını sorduğumuz Can, “Teamül oluştu diye bir şey olamaz. Teamül, Anayasa’nın ve içtihatların lafzına aykırı olamaz” yanıtını verdi.

YSK’nın kararı kesin olduğu için mağdur sıfatıyla da olsa Ekrem İmamoğlu’nun AYM’ye bireysel başvuru yapamayacağını belirten Can, “Ancak YSK’nın kendisine başvuru yapılarak bu yönde itirazda bulunulabilir ve yasaya uygun heyet oluşumuyla kararını düzeltmesi talep edilebilir” dedi.

“AYM’nin 367 kararı bu kadar ağır değildi”

Osman Can, YSK’nın İstanbul seçimiyle ilgili kararı verdiği gün Twitter’da “367 hukuksuzluğu bu kadar ağır değildi. En azından işleyen birçok kurum ve usul vardı, siyaset alternatif üretebilmişti. Bugün YSK ve sandık neredeyse güven duyulacak son kurum ve usul idi. Onlar da çökertildi, ne uğruna?” paylaşımında bulunmuştu.

Can ve hukukçuların bu değerlendirmelerine dayanak gösterdikleri Anayasa’nın 79. Maddesi şöyle:

“Yüksek Seçim Kurulunun ve diğer seçim kurullarının görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Yüksek Seçim Kurulu, yedi asıl ve dört yedek üyeden kuruludur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir Başkan ve bir Başkanvekili seçerler. Yüksek Seçim Kuruluna Yargıtay ve Danıştay’dan seçilmiş üyeler arasından ad çekme ile ikişer yedek üye ayrılır. Yüksek Seçim Kurulu Başkan ve Başkanvekili ad çekmeye girmezler.”

“YSK yedek üyelerinin oy kullanması büyük aldatma”

CHP’nin Trabzon milletvekili, hukukçu Haluk Pekşen de sosyal medya hesabından YSK kararında yedek üyelerin oy kullanmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu savundu.

Av. Özkap: Yedekler oy kullanamaz, YSK kararı geçersiz

Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu üyesi, İstanbul Barosu eski saymanı Av. Ufuk Özkap da YSK’da 7 asil, 4 yedek, toplam 11 üye bulunduğunu hatırlatarak, “Oylamaya 11 üye katılıyor. Mesele, yedeklerin de asiller gibi oy kullanmaları. Bu hukuksuzluğu dile getirmek gerekiyor. Hiçbir kurulda, yapıda yedekler oy kullanamazlar. Alınan karar geçersizdir” dedi. CHP Başakşehir İlçe Başkanlığı Hukuk Komisyonu üyesi avukat Deniz Bakır da sosyal medya hesabından şu iddiayı dile getirdi:

“Yedeklerin oyu sayılmaz, 4/3 itiraz reddiyle İmamoğlu kazanmıştır”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) eski başkanı Vedat Ahsen Coşar da sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

"Bu iddialar akla zarar"

Avukat Cüneyt Toraman ise, iddianın "akla zarar bir iddia" olduğunu söyledi. YSK'nın 2014 yılından bu yana aynı şekilde çalıştığını söyledi, tartışmanın neden şimdi ortaya atıldığını sordu.

Toraman, "YSK'da görev yapan hakimlerin tamamı Türkiye’nin yüksek mahkemelerinden gelen yargıçlar. Sıradan yargıç değil onlar. İnceledikleri konu, verdikleri karar itibariyle de, o seviyedeki bir yargıcın kendisinin oy hakkı olup olmadığını sorgulamaması düşünülebilir mi? Hele bütün dünyanın gözü önünde olan bir olayda ve böyle kritik bir kararda böyle bir ihmal olabilir mi? Üstüne bir de şu var; o oturumda ret oyu veren hakimler, diğer hakimlerin oy hakkı olmadığını gözardı mı etmiş yani? Onlar da mı itiraz etmemiş? Dolayısıyla neresinden bakarsanız bakın akla zarar bir iddia çünkü böyle bir hataya imkan ve ihtimal yok" dedi.

Kaynak: Independent Türkçe

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.