Yiğit Bulut\'un Evrimi!

Başbakan Erdoğan ve Akp kurmayları hemen her konuda iktidar olmadan önce yada iktidarının ilk yıllarında söyledikleri sözlerle çelişen icraatlar yapmış ve muhalefet tarafından dönek olmakla suçlanmışlardı.İlk yıllarda çelişkilerini "milli görüş gömleğini çıkardık" aforizmasıyla açıklayan Erdoğan,daha sonralar hızlı dönüşlerine milleti o kadar alıştırdı ki,her seferinde açıklama bile yapmadan gündemi geçiştirdi.

İşte bu profildeki Başbakan yakın geçmişi kendisiyle birebir örtüşen Yiğit Bulut'u Başdanışmanlık görevine getirdi.

Yiğit Bulut'un evrimini gösteren 2008 yılında yazdığı ibretlik yazı...

 

 

Başbakan’ın Salı günü gerçekleşen grup toplantısında yandaşlarına yaptığı konuşma tek kelimeyle muhteşemdi! Tam bir demokrasi dersi verdi... Verdi ve kendi gibi düşünmeyenleri özellikle “kendisiyle aynı fikirleri” paylaşmayan bizim gibi medya mensuplarını yerden yere vurdu.

Haklı! Bir ülkede, bir gazeteci nasıl olur da “o ülkenin bilge başbakanı” gibi düşünmez.

Bizler kimiz ki! Hepimiz birer “paçavrayız”. Oysa Erdoğan, tek kelimeyle Fransızlar’ın Kanuni için söylediği sıfata layık biri; “magnifique”...

Bu arada Başbakan Vatan Gazetesi’nin “hoşgeldin KAOS” manşetinden de çok etkilenmiş. Manşete de kızgınlığını ifade etti ve adeta çağladı;“KAOS sizin kafanızda”.

Sevgili dostlar, artık işin dozu kaçtı. Belki farkındasınız, belki değilsiniz ama “sistem artık” demokrasiden “faşizme” doğru kayıyor. Özellikle AKP, MHP “işbirliği” içinde gittiğimiz “güzel yol” da işe ayrı bir “anlam ve güzellik” katıyor...

Faşizm deyince “yanlış” anlamayın ve lütfen geçmişten getirdiğimiz“tortular” ile taraflı düşünmeyin. Faşizm bir terim ve kimsenin fikrini söyleyemediği, istediği gibi hareket edemediği, her şeye hakim olan tek bir gücün, tek bir ideolojinin “diğer” olanı ezdiği yapının adı... Bu sistemin dünya tarihinde “en noktaları” test etmişleri var. Örneğin; Hitler Almanya’sı...

Peki Türkiye’nin içine girdiği yolu “Hitler Almanya’sına” benzetmek, sistemleri “aynı terim ile” sınıflamak haksızlık “değil mi?

Detay da tam burada gizli...

Türkiye’nin içine girdiği yol ve Hitler Almanya’sının vardığı “nokta”. Görünüşte dağlar kadar fark var ama “başlangıç noktaları ve gelişimleri” itibariyle aynı. İçimizi rahatlatacak tek bir büyük fark var; Hitler Almanya’sında “ordu” lidere itaat ediyordu, bağlıydı. Bizde “diktatör” olma yolunda ilerleyen arkadaşlara “ordunun destek olması hatta sempati” duyması mümkün değil...

Bu fark da Atatürk’ün büyüklüğünden, Taha Akyol katılmasa-olmadığını iddia etse bile, Atatürkçü düşünce sisteminin-doktrininin kurduğu yapının, “demokrasi” odaklı yapılanmasından geliyor. Atatürk devrimlerine bağlı bir sistem içinde “diktatör” denebilecek haşerelerin, “silahlı bir ordu gücünü arkalarına almaları” mümkün değil. Sistemin ‘DNA’sı buna izin vermiyor... Burada da devreye “Çavuşesku modeli” giriyor; kendine bağlı “ideolojik” dinamikler ile motive edilmiş “polis” gücü oluşturmak...

Sonuç: Konuyu fazla uzatmayacağım. Türkiye adına “çok ama çok endişeliyim”. Benim ve benim gibi “ideolojik olmayan” ortalama Türk vatandaşlarının, gidecek başka yerimiz yok... İçine girdiğimiz yol, her kurumun başına ve kadrolarına “bizden” mantığıyla atama yapılması, her yeri kontrol edelim çabası, 1923’te döşenen raydan “makas atlatma denemeleri” ve en vahimi bunları eleştiren basın kuruluşlarına ve mensuplarına “ağız dolusu” hırslı saldırılar; hedefin “ne” olduğunu net olarak gösteriyor... Sevgili dostlarım, bu ülke bizim. Bu ülke “Cumhuriyet çocuklarının” . Bu ülke “muasır bir medeniyet olmak” isteyen her Türk vatandaşının... Ülkemize sahip çıkalım, çok ama çok geç olmadan...

Son söz: Sizlere Hitler Almanya’sı döneminde yazılmış bir pasajdan alıntı aktarmak istiyorum; “... ilk önce müzisyenler için geldiler, müzisyen değildim, ses çıkarmadım. Sonra öğretmenler için geldiler, onlardan değildim, sesimi kıstım. Sonra politikacılar için geldiler, onlardan da değildim, yine görmedim, duymadım. Sonra Yahudiler için geldiler, zaten Yahudi değildim, hiç ilgilenmedim... En son benim için geldiler ama ses çıkaracak kimse kalmamıştı...”

Gidişatımız aynıdır. Bugün “oh Başbakan basına çattı, başbakan gibi düşünmesem bile, bu sefer iyi oldu” demeyin... Sizin için geldiklerinde“ses çıkaracak” kimse kalmayabilir... Tehlike çok ama çok büyük!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatan Turan 4 yıl önce

Bu AKP seçmeni bu kadar aymaz olabilir mi? Nerede yaşarlar,nasıl yaşarlar,okumazlar mı,düşünemezler mi?

Başbakan ve Yiğidi arasındaki ilişki nedir? Yalakalıkla açıklanabilir mi? Nasıl bir ortak menfaat bunları bir araya getirdi?

Demokrasi bu şekliyle bu ülkede uygulanmamalı, değişik yöntemlerini arayıp bulmalıyız.