Türkiye savaşın eşiğinden nasıl döndü?

Metehan Demir yazısında, o gece Türkiye’nin savaşın eşiğinden döndüğünü iddia etti. Demir, Süleyman Şah operasyonunun perde arkasında neler yaşandığını “güvenilir ve tarafsız” diyerek verdiği kaynaklarının ağzından aktardı.

Demir’in yazısındaki iddiaya göre, Suriye’ye zırhlı araçlarla giren Türk askerine Suriye tarfından ateş açılacağı bilgisi geldi. Bunun üzerine Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 46 F-16 havadan karaya ve havadan havaya füzelerle yüklü olarak Hatay-Diyarbakır ekseninde uçurulmaya başlandı.  Ancak Demir’in yazısında Suriye’nin vur emrinin yerine getirmediğini ve bunun iki nedeninin olduğu belirtiliyor. Birinci neden olarak Suriye’nin bölgeye hakim olamaması nedeniyle ilk atışta hedefi vuramayacaklarını ve TSK’ya ait uçakların kendi mevzilerini vuracakları, ikinci neden ise, Suriye’nin ilk ateşi Türkiye’nin açmasını bekleyerek Türkiye’yi savaşa sokmak istediği. Demir'in yazısının sonunda vatan toprağının IŞİD'e bırakıldığı belirtiliyor.

İşte Metehan Demir’in kendi bloğunda kaleme aldığı o yazı:

Şah Türbesi'nde 10 aydır IŞİD tehdidi nedeniyle mahsur kalan askerlerin değiştirilememesi ile devam eden sinir bozucu belirsiz süreç 20 Şubat gece yarısı türbenin tahliyesi ile son bulmuştu. Ardından, hükümet askerlerin burnunun bile kanamadan getirilmesini ve 40 km ötedeki türbenin yine Suriye sınırları içinde ama sadece 150 metre yakınımızdaki bir yere taşınmasını büyük başarı olarak nitelendirdi.

Muhalefet ise vatan toprağının terk edilmesinin büyük bir skandal olduğunu söyledi. Ama o gece resmi açıklamalar haricinde çok şey yazılıp çizilse de, perde arkasında gerçekten neler olduğu hep merak edildi.

Askeri ve diplomatik kaynaklardan gelen bilgilere göre, o gece kelimenin tam anlamı ile savaşın eşiğinden dönülmüş. Ateş açın emri Çünkü, Suriye o gece Türkiye'nin askeri hareketliliği üzerine kendi topçu birliklerine 'ateş açma' emri vermiş.

İşte oldukça güvenilir ve 'tarafsız' kaynaklardan o gece yaşananlar:

“Harekat öncesi batılı büyük müttefik ülkelere haber verildi. Birleşmiş Milletler ve NATO da bilgilendirildi. Artık tesadüf mü bilinmez ama hatta ABD bölgede bulunan IŞİD mevzilerine öncesinde hava harekatı da düzenledi. Suriye'ye ve IŞİD'e de Türkiye'nin girip askerlerini alacağı söylendi. Bu ikisi ise bunun kabul etmedikleri yanıtını verdi.

3 plan Harekata giden süreçte 3 plan masadaydı. İlk plana göre, IŞİD'e askeri tehdit de kullanılarak açıkça baskı girişiminde bulunulup askerlerin getirilmesi ve değişimi sağlanacaktı. İkinci planda, içeride yani sınır gerisinde ve havada savaş uçakları desteğinde iki tugayla içeri girilip Süleyman Şah Türbesi'ne kadar 35 kilometrekarelik bir tampon bölge oluşturulacaktı. O oluşturulan güvenli bölge de askerlerin vatana dönüşüne dek tutulacak, sonra da koalisyon güçleri ile işbirliği ile bölge boşaltılacaktı. Ancak bu ilk iki projeksiyonda çok ciddi riskler saptandı ve o geceki planlama uygulamaya kondu.

Adım atmadan önce de Suriye içinde o bölgede IŞİD ve Şam yönetimine ait nerede ne tür ateş gücü var teker teker bir saldırı anında karşılık verme ihtimaline karşı dijital olarak işaretlendi. Artık herşey tamamlanmıştı. Önceden gerekli yerlere haber verilecek, 'dokunmayın kararlıyız yoksa ateş açarız' mesajıyla bir taburla girilerek türbeye de ulaşılıp tahliye tamamlanacaktı. Fakat bu önceden sağı solun uyarılarak ardından işlerin kolay gideceğine yönelik öngörü ilerleyen saatlerde bir anda nefeslerin tutulduğu bir gelişme ile kesildi. Çünkü, Türk askeri konvoyunun türbeye yaklaştığı saatlerde bir anda Türkiye'nin bölgede dinleme yaptığı Suriye bataryalarından gelen haberleşme kodları alarm durumuna geçilmesine neden oldu. Suriye bataryalarının karargahları ile yaptığı kodlu haberleşmelerin çözümlerine göre, ana karargahları Suriye topçusuna, 'tespit ettiğiniz noktada ateş açın' emri vermişti. Bunun üzerine, sınırda bekleyen Türk Tugayı savaş durumuna geçirildi. Araçlar çalıştırıldı. Füze bataryaları Suriye'de işaretledikleri koordinatları girdi. Sonrasında ise yakın tarihte görülmemiş bir karar verildi ve Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 46 F-16 havadan karaya ve havadan havaya füzelerle yüklü olarak Hatay-Diyarbakır ekseninde uçurulmaya başlandı.

Bu arada, Suriye bölgede tam hakim olamadığında yer tespitini yapmakta zorlanıyordu. Suriye tarafı ilk atışta isabet ettirememesi halinde Türk F-16'ları ateş açılan yerlerdeki termal farklılığı hissederek o mevzileri yerle bir edebilirdi. Bir iddiaya göre, Suriye verdiği "ateş" emrini Türkiye’nin dinlemeden saptayacağını bilerek özellikle provoke etmek için seslendirdi. Yani, savaşa çekmek ve ilk adımı Türkiye'ye attırmak için bir tuzaktı. Kısacası, her ihtimalde o gece tetiğe dokunacak bir acelecilik büyük bir felaketi beraberinde getirebilirdi. 'Süleyman Şah'ta ciddi kriz var askerlerimiz orada aylardır değiştirilemiyor' dediğimiz 28 Ocak'ta bize çok az kişi kulak vermişti.Hatta Türk halkı haricinde herkesi bildiği bu olayı yalanlamaya kalkanlar bile olmuştu. Ama peşini bırakmadık. Çünkü bu durum milli bir meseleydi. Dediklerimiz teker teker çıktı. Şükürler olsun ki, askerler oradan en azından burnu kanamadan geldi. Ama Süleyman Şah'ın yattığı vatan toprağını orada IŞİD başta olmak üzere sıkıntılar nedeni ile bırakmak zorunda kaldık. Bu da bir gerçek.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.