Türkiye 2 milyon sığınmacıya hazır mı?

Resmi rakamlara göre sığınmacıların sayısı 600 bin kişiyi aştı. Gayri resmi rakamlara göre ise 800 bin ile 1 milyon kişi arasında. Suriye’de savaş sürdükçe de sığınmacı sayısı artmaya devam edecek. Birleşmiş Milletler 2014 yılı içinde Suriye’den göç edeceklerin sayısını 2 milyon olarak öngörüyor.

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara uyguladığı ‘açık kapı’ politikası da devam edecek, devam etmeli. Gelecek yıl sonu itibarıyla Türkiye’ye sığınmış Suriyelilerin sayısı iyimser bir rakamla 1,5 milyon, kötümser bir rakamla 2 milyonu bulacak. Bu rakamlarda bir sığınmacı dalgasıyla bir ülkenin baş edebilmesi zor. Üstelik bunlar ‘rakam’ da değil, insan. Hayatta kalabilmek için ülkelerini terk etmek zorunda kalan bu insanların sığınma talebinde bulunma hakkı reddedilemez. Ancak kapıları açık tutarken içeri aldığımız insanlara insanca hizmet verecek mekanizmalar da kurulmak durumunda.

Sayıyla birlikte sorun da büyüyor. Çok kapsamlı hazırlıklar yapılmalı, araştırmalar yürütülmeli, sosyal politikalar uygulanmalı. Aksi halde kitlesel göç alan her ülkede olduğu gibi sığınmacıları içeren ciddi ekonomik, sosyal, kültürel sorunlar çıkar. Buna tepkiler de oluşur.

Türkiye buna ne kadar hazır? Bir milyona yakın insan Türkiye’de. Bu insanlar çalışmak, çocuklarına eğitim vermek, sağlık hizmetleri almak, yaşadıkları toplumla entegre olmak zorundalar. Yaşadıkları savaşa ve göç travmasına yabancı bir ülkede hayatlarını sürdürmenin zorlukları eklenmiş durumda. Aç kalmamak için çok düşük ücretlerle çalışmaya razı oluyorlar. Bulundukları her yerde onlara adeta ‘köle işçi’ muamelesi yapılıyor, boğaz tokluğuna çalıştırılıyorlar. Bu durum yerel halkın da tepkisini çekiyor farklı bir içerikle; yerel halk Suriyelilerin düşük ücretlerle çalışmaya razı olarak işlerini ellerinden aldıklarını düşünmeye başlıyorlar. Tipik göçmen karşıtı tepkiler Anadolu’da da görülüyor. Barınma sorunları, yoksulluk, açlık... İnsan onuru eziliyor. Sosyal patlamalar yaşamadan sorunların tespiti ve çözümü için ciddi çalışmalara ihtiyaç var. İstanbul Sığınmacı Platformu ve Mazlum-Der’in İstanbul’da yaşayan sığınmacılar üzerine hazırladığı iki rapor önemli tespitler ve öneriler içeriyor.

İstanbul Sığınmacı Platformu’nun ‘Yok Sayılanlar’ raporundan bazı öneriler şunlar: “Türkiye gerek Suriye sorunu ile ilgili siyasi politikasını gerekse insani yardım organizasyonu ile ilgili uygulamalarını Suriye’nin ve sığınmacıların çok etnisiteli ve çok dilli olduğu gerçeğine uygun hale getirmelidir. Çalışma Bakanlığı, halen kayıt dışı çalışmakta olan sığınmacılara çalışma izni vermeli, sığınmacıların çalışma izni alınması hakkında bilgilendirici ve yönlendirici çalışma yapmalıdır. Çocukların ana dillerinde eğitim, sosyal ihtiyaçları ve psikolojik destek hizmeti alması sağlanmalıdır. Valilikler tarafından sosyal yardımlaşma fonundan yapılan yardımlarda öncelik kadınlara, engellilere ve süreğen hastalığa sahip kişilere verilerek sığınmacılara açılmalıdır. Medya organları sığınmacıları aşağılayan, ötekileştiren ve bazı durumlarda hedef haline getiren haber dilini değiştirmelidir.”

Mazlum-Der’in ‘Türkiye’de Suriyeli Mülteciler’ isimli araştırmasında yapılan öneriler ise şunlar: “Mültecilerin kayıt altına alınması, uluslararası korumanın bir gereğidir. Kaydedilen mültecilere kimlik belgesi yerine geçen bir belge verilmek suretiyle, hukuksal güvence (uluslararası koruma) altında oldukları belirtilmeli ve bu kimlik belgesi ile sağlık ve diğer kamu hizmetlerine erişim imkânı sağlanmalıdır. Kendi isteği olmaksızın hiçbir mülteci, kampa gönderilmemelidir. Suriye için ‘bir ekmek bir battaniye’ kampanyası canlandırılmalıdır. Mültecilerin dini, mezhebi, milliyeti veya siyasi görüşleri önemli olmaksızın (herhangi bir fark gözetilmeden) hepsine insani yardım ve temel hizmetler ulaştırılmalıdır.”

Bunları yapabiliyor muyuz?

İHSAN DAĞI

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.