TCY'nın 302.Maddesine Göre Toprak vermenin Cezası; MÜEBBET!

Karakol’un bulunduğu ve egemenliğimiz altında bulunan toprak terk edilmiş ve Karakol imha edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenliği altındaki toprağın (büyüklüğü ne olursa olsun, isterse bir karış olsun) terk edilmesi, akıllara Türk Ceza Yasası’ndaki (TCY) düzenlemeyi getirmiştir.

TCY’nın “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde yer alan“Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” başlıklı 302. maddesinde, “Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya … veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” kuralı bulunmaktadır.

Yasa koyucu bununla da yetinmemiş, “maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur” düzenlemesini getirmiştir.

Suriye sınırları içindeki Süleyman Şah türbesinin bulunduğu alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprağıdır.

Çünkü Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1921'de Fransa ile yapılan anlaşmayla, Süleyman Şah'ın Caber Kalesi'ndeki mezarı, Türk toprağı olarak kabul edilmiştir.

O nedenle de doğrudan TCY’nın 302. madde kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Ancak sanırız, Karakol’un yine Suriye sınırları içinde, Türkiye sınırına yaklaşık 200 metre uzaklıktaki bir alana taşınması, alanın hemen tel örgüyle çevrilip alana Türk Bayrağı’nın dikilmesi, “Biz Türk Devleti toprağını terk etmedik, yalnızca yerini değiştirdik” demek ve TCY’nın ilgili maddesinden kurtulmak içindir.

Nitekim Başbakan bugün, “Suriye sınırları içinde Süleyman Şah'ın yeni kutsal mekânı için bir toprak parçası kontrol altına alınmıştır”açıklamasını yapmıştır.

Vurgulamak gerekir ki, Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Saygı Karakolu’nun bulunduğu yer daha önce de iki kez değişikliğe uğramıştır. 1939'da Caber Kalesi'nden başka bir yere, 1975'te de baraj yapımı gerekçesiyle Karakozak Köyü civarına taşınmıştır. Operasyonun yapıldığı yer bu yerdir. Şimdi de, Türkiye’de Eşme yakınlarındaki Suriye sınırları içindeki bir toprak parçası aynı amaçla çevrilmiştir.

Bu yer değişikliklerinin Fransa ile yapılan anlaşmaya uygunluğunun tartışılmasını Devletlerarası Hukuk uzmanlarına bırakarak, şimdiye kadar iki kez yapılan değişikliğin sorun çıkarmadığını belirtmek isteriz.

Sırası gelmişken, siyasal iktidarın hoşgörüsünden yararlanan Yunanistan’ın, uluslararası hukukta çekişmeli (ihtilaflı) olan kimi adalara el koyduğu savlarını da anımsatmak isteriz. Hatta bunlardan birinde yerleşik düzene bile geçildiği basında yer almıştır. Bunların Türk toprağı olmadığı söylenebilir. Ancak tartışmalı alanların yabancı ülkelere armağan edilmesinin Türk Devleti’nin ciddiyet ve vakarıyla bağdaşmayacağı da ortadadır.

Yine bir başka yalnızca anımsatmakla yetineceğimiz konu, Kürt Açılımı sonucunda Güneydoğu’nun, özerklik bahanesiyle elden çıkarılabileceği gerçeğidir.

Bülent Serim

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.