Tahrir, Taksim ve ötesi!M. Fatih Doğrucan


Herkes bilir Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin politikasını  çoğu kez red ederim… Fakat Ülkücü İrade hem Genel Merkezi hem de tabanı ile beraber meseleleri anlamaksızın bir kasırgaya kapılmamalıdır. Hükümete karşı memnuniyetsizlik duymak ve bunun sonucu onuna kadar gidecek olan BARIŞÇIL EYLEM haktır, ancak kamu düzenini TAHRİR provasına eşdeğer bir yara ile deşmek HAK DEĞİLDİR.

TAKSİM TAHLİLİ

BDP’li bir vekil ile CHP’li bir vekilin grupları  ile beraber başlattığı çevreci hassasiyet içerikli bir eylem, hükümetin manüplatif medyatik tavrına ve uyguladığı politikaları kabul ettirme ısrarındaki üslubuna karşı bir kıvılcım almıştır. Olay birdenbire, politik veya apolitik her grup ve camiadan kalabalıkların REDDEDİŞ manifestosuna dönüşmüştür. Olayın farklı boyutları vardır ve bir ÜLKÜCÜ olarak bunlardan bahsetmek de elzemdir.

Olayın 3-5 saat içinde daha TÜRKİYE’nin bile doğru dürüst haberi yokken ULUSLAR ARASI bir nitelik kazanması  manidardır. Emperyalizme karşı savaşmak iddiası ile bir araya gelenlerin haberlerini sadece emperyalist KÜRESEL medyanın yapıyor olması ve NAZLI ILICAK’ların 180 derece bir ivme ile olaya taraftar bakışla dahil olması daha da manidardır. Bu olayda Küresel baskı grupları tercihini HÜKÜMET aleyhinde yapmıştır bu durum açıktır. Fakat Şu anda sokaklarda İSYANKAR görüntü çizen halkın ise pek örgütlü olmadığı ve son 3 yıllık politikaya karşı bir KUSMA tavrı gerçekleştirdiği daha da aşikardır. Bu sebeple her cins ve nitelikten insan birbirini yadırgamadan ve şaşkınlığa düşmeden hatta birbirini pek de incelemeksizin gözlerini protestoya çevirmiş durumdalar… Marjinal grupların aradığı bir fırsat gibi filizlenmiş bu olayda aktif olma çabaları ise elbette YIKIM ve TAHRİK gibi sonuçları da doğuruyor…

Şu anda teşkilatından bağımsız olarak ülkücüler de meydanda ve MHP teşkilatları ile bu duruma henüz resmen müdahale veya taraftar olmuş değil… Fakat tabanın arzusu taraf olmaktan yana… Ancak ÜLKÜCÜ TABAN Taksimi Tahrir olarak görmek istemiyor… Taksimde Ülkeyi seçime götürecek memnuniyetsizliği dile getirmek ve TÜRKİYE’ye yakışır bir biçimde, şu andaki hal ile örtüşmeyen parlamentoyu seçim yolu ile yenilemek ve hayati konuları seçimden sonra ele almak istiyor…

TAKSİME SEBEP OLAN OLAYLAR…

Taksime sebep olan olaylarda, hükümetin ve yandaş bürokratlarının hemen sazanca atladığı ERGENEKON hikayesi bayatlamış bir hikaye ve beni tatmin etmiyor… Fakat bunun yüzde yüz YERLİ ve MİLLİ olmayan bir takım sac ayakları olduğu da ortada… Ancak bu konuyu daha gözlemliyor ve kesin bir şey ifade etmek istemiyorum ancak bu zamana kadar gerçekleşen politika açmazlarına değinmek benim için akademik bir görevdir.

İlk öncelikle Hükümet ve yandaşlarının devamlı bir yüzde elli hatırlatması ve MİLLET’in tamamıymış gibi bu vurguyu yapması, özellikle son 3 yılda aşırı bir tahammülsüzlük skalası yaratmıştır. Belki bu zaman kadar oylarını arttırarak iktidara en fazla oyla gelen ve keskin taraftarlarının olduğu tek hükümettir. Fakat geri kalanlar ise hiçbir zaman bir iktidar partisinden herhalde bu kadar nefret etmemişti…


2011 seçimlerinden önce MİLLİYETÇİ ve MANEVİYATÇI bir seçim şartnamesi ile meydanları dolduran iktidar partisi, 2011 den sonra resmen MİLLİYETÇİLİĞE ve onun kavramsal manevi değerlerine saldırı başlatmıştır. Dünyanın bile tartışmadığı  TÜRK’ün egemenlik hakkı, resmen kendi ülkesinde tartışılır hale gelmiştir ve yargılayıcı hakaretlere maruz kalmıştır. Etnik bir azınlık kimliğini hakim bir kimliğe eşitleyen anlayış ülkede AZINLIK PROBLEMİ’ni çözmek yerine ÇOĞUNLUK PROBLEMİ yaratmıştır. Kafası karışık ve net ifadeler kullanamayan HÜKÜMET’in ortaya çıkan bir mesele karşısında KESİN YALANLAYICI bir dil kullanması ve ardından gelen zamanda yalanlayıcılığını unutup sahiplenmesi, hatta bunu artık devamlı hale getirmesi ülkede ortaya çıkan başka bir tahammülsüzlük boyutu oluşturmuştur.

Kabadayı ifadeler ve dayatma mantığı ile hiçbir eleştiriyi veya öneriyi kabul etmeksizin kendi kafasındakini dayatması, hatta bunun için her seferinde tehditkar bir üslup ve alaycı dille hakaretvari konuşması toplumu yine zıvanadan çıkartan husus olmuştur. Kendi verdikleri mücadelenin mağduriyetine hak verenlerin de değer yargılarını unutmaya başlayan İKTİDAR, Cumhuriyetin temel dinamiklerini hedef alan eylem ve söylemlerinde fütursuzlaşmaya başlamış, toplumsal uzlaşıyı ise çoğunluk hesabı dayatmasınca önemsizleştirmiştir. Toplumsal Uzlaşım adına toplumun nefret ettiği marjinal gruplarla kucaklaşmış ve bunlardan AKİL ADAMLAR şeklinde bir reçeteyi ya olacak ya olacak şeklinde dayatmıştır.

Yapılan her eleştiride, ANALAR AĞLAMASIN, KANDAN BESLENİYORSUNUZ, BUNLAR ESADÇI, BUNLAR MİLLET DÜŞMANI ifadeleri ile son 3 yıllık nakarat, insanların HAYSİYETİNE dokunmaya başlamış ve bu ülkenin kurucularına karşı sergilenen lakayit tavırlar, milli bayramlara karşı girişilen önemsizleştirme, bu milletin kutsalı olan KURTULUŞ SAVAŞI’nı reddetme Toplumun farklı kesimlerine YATIŞTIRILAMAZ noktaya getirmiştir.

Hepsinden önemlisi TERÖR ve TERÖRİST ile yani YASADIŞI olan ile YASAL olan sizlerin eşitmiş gibi yürüttüğü müzakere MİLLİ MUTABAKATI yaralar bir hale gelmiştir. Hukuk zayiatı oluşmuş ve bundan sonra oluşacak olan HUKUKSUZLUKLARIN meşrulanması gibi algılanmıştır.


İnsanların bireysel yaşam tarzı olarak algıladıkları meselelere yangından mal kaçırır gibi yapılan müdahalede samimiyetiniz kabul görmemiş, ZİNA yasasına rağmen çıkarılan alkol yasası inandırıcı olmamıştır ve Reyhanlı’da olan daha büyük bir şeyin saklanması adına gerçekleşen bir gündem değiştirme hamlesi olarak algılanmıştır. Halkın her yeri AVM’ye dönüştüren İMAR anlayışınıza karşı olduğunu kamuoyu yoklamalarından anlayabilirdiniz. Çevresel açıdan APOLİTİK bir duruş her POLİTİK grubun kabul edebileceği bir şeyse eğer daha tehlikelidir ve sizin karşınızda böylece ortak bir kabul ile birleşiverirler.


Şimdi HALK henüz daha barışçıl duyguları koruyor iken, NEFRET duygusuna henüz dönmemiş iken, YASA ve DEVLET’e karşı bir örgütlenme girişimi daha henüz yok iken, kısacası TAKSİM, TAHRİR olmamışken ve de bunu bir prova gibi deneyenlerin bağlı olduğu kurum veya kuruluşlar MEÇHUL iken en büyük görev yine de size düşmektedir. Çünkü hali hazırda bu ülkenin YASAL HÜKÜMETİSİNİZ, Her şeye rağmen…


MHP POLİTİKASI…


Bahçeli itidal tavsiye etti ve iyi etti… Fakat kendisine yönelik şu hatırlatmayı yapacağım… Millet ANAYASA meselesinin bu parlamento ile çözümünden rahatsız olarak, hatta hükümetten duyduğu memnuniyetsizliği ifade edecek aracı olmadığını düşünerek bugün meydanlardadır. Özellikle onların bu yöndeki arzusu çözmek zorunda olduğumuz bir takım mahfillerce de kaşınmıştır. MHP milletinden bağımsız olamaz… Onların bu arzusuna kayıtsız kalamaz, Fakat haklı olduğunuz gibi TAKSİMİ de TAHRİR’e çeviremez… Bu Kargaşa ortamında, HÜKÜMET toplumuna hakim olamayabilir. Fakat Etnik ayrılıkçı dışındaki her grubun MHP ile sempati bağları olduğu açıktır. Cemaatler, Tarikatlar, CHP ve hatta AKP… Bu sebeple toplumun üzerindeki en büyük uzlaşının da yegane anahtarı MHP’dir ve İNSİYATİF alarak TÜRKİYE gemisini MEDENİYET adına karaya yanaştırmalıdır. Bunu CHP’li ve bir kısım AKP’li kardeşleri ile yapmalıdır. MHP bu eylemde, yıkıcı faaliyetlerin önüne geçebilir ve ister ERKEN SEÇİM deyin, ister VAKTİNDE SEÇİM deyin… İktidar rahatsızlığının demokmratik bir sesi olarak seçime uzanacak süreci tanzim edebilir…

Bence BALKON siyaseti için kullanılan şartlar ortadan kalkmış ve artık İNSİYATİF alması elzem olan MHP şart olmuştur. Aksi takdirde SOSROSÇU veya Ne idüğü belli olmayan manüplasyonlara MİLLETİMİZİN memnuniyetsizliğini kurban vermek üzereyiz.

Bu arada Yüce TÜRK MİLLETİ neciptir. TAKSİM TAHRİR olmamalı ve de TÜRK BAHARI diye bir şeyi kabul edemeyiz. Biz üçüncü dünya ülkesi değiliz. Medeniyetiz. SEÇİMLE gelen de İnşallah Seçimle gider… Mümkünse uzun süreli iktidarlardan da korusun ALLAH…

Mehmet Fatih DOĞRUCAN…

medyafaresi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.