OHAL tasarısı otoriter yapının kanunî altyapısını hazırlıyor

Haftaya komisyonda görüşülecek ‘içişleri bakanı ve valilere Olağanüstü Hal (OHAL) yetkisi veren’ pakete uzmanlardan tepki geldi. OHAL yetkilerinin bürokrasiye devredilmesini çok yanlış bulan siyaset bilimci Prof. Dr. Osman Özsoy, uygulamanın hayata geçmesiyle demokrasiden uzaklaşılacağına dikkat çekti. Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Sezgin Seymen Çebi, uygulamanın sıkıyönetim dönemlerinde görülen bir anlayış olduğunu ifade etti. “Kurulmak istenen otoriter sistemin  kanunî altyapısı hazırlanıyor.” dedi. Siyasî analist Serdar Sement de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kamu düzenini kontrolünde tutmak istediğini vurguladı.

Önümüzdeki hafta İçişleri Komisyonu’nda görüşmelerine başlanacak ‘içişleri bakanı ve valilere olağanüstü hal (OHAL) yetkisi veren’ pakete iç güvenlik siyaset bilimci ve hukukçulardan eleştiri geldi. OHAL yetkilerinin bürokrasiye devredilmesine tepki gösteren siyaset bilimci Prof. Dr. Osman Özsoy, bu uygulamanın hayata geçmesiyle demokrasiden uzaklaşılacağına dikkat çekti. Uygulamanın ara dönemlerde, sıkıyönetim dönemlerinde görülen bir anlayış olduğunu ifade eden anayasa hukukçusu Doç. Dr. Sezgin Seymen Çebi ise kanun tasarısını ‘kurulmak istenen otoriter yapının kanuni altyapısını hazırlama girişimi’ olarak değerlendirdi. Siyasi analist Serdar Sement de, OHAL tasarısıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kamu düzenini kendi kontrolünde tutmak istediğini vurguladı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu’na güvenmiyor. Hatta Bakanlar Kurulu’na güvenmiyor. Bu nedenle bu yasanın hayata geçmesiyle Başbakan ve Bakanlar Kurulu toplumsal olaylarda devre dışı kalmış olacak.” yorumunu yaptı.

Ülke demokrasiden uzaklaşıyor

Prof. Dr. Osman Özsoy: “Tarihsel tecrübeler şunu göstermektedir. Tüm dünyada ülkeler, despotizme sürüklendikçe ve yöneticiler yanlış uygulamalarla toplumda öfke biriktirdikçe, buna sebep olanların kişisel güvenlik kaygıları ülke güvenliğinin önüne geçer. Farkında olmadıkları konu şudur; hiçbir güvenlik yasası ve güvenlik koridoru toplumsal öfkeye karşı korunaklı değildir. Ülkeyi yönetenlere devletle millet arasına duvar örmelerini değil, toplumda öfke biriktiren yanlış uygulamalardan vazgeçmelerini öneririm. Demokratik tepki kanallarını ne kadar tıkarsanız, demokratik olmayanlarla kaderinizi belirleyen akıbeti o kadar hızlandırırsınız. Şu an ülkeyi bekleyen böyle bir süreci maalesef gözlemliyorum. Dilerim dünyadaki benzer örneklerden ders çıkarırlar. Gidişatlarını çok iyi görmüyorum. Ülke hızla demokrasiden uzaklaşıyor. Bu durumda karşı tepki demokratik olmayan yollarla organize olma riski göstermektedir. Evrensel demokratik hukuk sisteminin sınırları asla zorlanmamalıdır.”

Bu düzenleme ile otoriterleşme ve baskı daha da artacak

Anayasa hukukçusu Doç. Dr. Sezgin Seymen Çebi: “Bu ancak ara dönemlerde, sıkıyönetim dönemlerinde rastlanabilecek bir durumdur. Hatta belki o dönemlerde bile görülmez. Valilere verilecek yetkilerin hukuk devleti ile bağdaşır bir tarafı yok. İmzaladığımız temel hak ve özgürlüklere ilişkin bütün sözleşmelere aykırıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırıdır. Böyle bir yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi’nden mutlaka dönecektir. Avrupa Birliği yolunda zaten çok sorunlu bir noktadayız. Belki üyelik müzakereleri dondurulacak. Batı basınında ülkemizle alakalı çok sert eleştiriler var. Bu kanuni düzenleme ile otoriterleşme daha da artacak. Zaten Türkiye’ye ilişkin olarak ‘plebisiter diktatörlük’ terimi kullanılmaya başlandı. Bunlar hiç hoş manzaralar değil. Tam biz 2010 referandumuyla beraber geniş temel hak ve özgürlüklerin tanındığı bir demokrasinin gerçekleşebileceği umuduna kapılmıştık. Maalesef çok erken olduğunu gördük. Bizim ligimiz Şanghay veya Kuzey Kore ligi değil, Batı demokrasileridir, ileri demokrasilerdir.”


Başbakan ve Bakanlar Kurulu devre dışı bırakılacak

Meclis İçişleri Komisyonu’nun önümüzdeki hafta görüşeceği iç güvenlik paketi ile ilgili Fovea Oberaza S Bilişim Danışmanlık olarak araştırma raporu hazırlayan siyasi analist Serdar Sement, OHAL yasasında yapılacak yeni düzenlemede Başbakan Davutoğlu ve Bakanlar Kurulu’nun devre dışı bırakılmak istendiğini vurguladı. Kamu düzeni konusunda Erdoğan ve Davutoğlu arasında anlaşmazlık olduğuna dikkat çeken Sement, şu değerlendirmede bulundu: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu düzeni diye ısrar eden Davutoğlu’nun çözüm sürecine bir yandan sahip çıkması diğer yandan toplumsal olaylarda askeri devreye almasını kabullenmedi. Erdoğan, bu durumu analiz ederek Bakanlar Kurulu’nun uhdesindeki OHAL yetkilerinin (Öcalan’ın da ne istediğini bilerek) transfer edileceği taslak Davutoğlu’na imzalatıldı. Taslağın hazırlanış biçimi ve diline bakıldığında hazırlayan kişi İçişleri Bakanı Efkan Ala. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Kurulu’na başkanlık edeceği süreç ile Başbakan Davutoğlu’nun en esaslı yetkisinin elinden alınarak Efkan Ala’ya devredilmesini öngören taslak birlikte işletildi. Süreci analiz edecek olursak, Davutoğlu’na sadece politika dikta edilmemekte, sahip olduğu yetki de elinden alınmaktadır. Politik ilahiyatta bunun karşılığı ‘güven aşınması’ ötesindedir. Erdoğan, Ala ve Fidan ekseni, Öcalan’la aynı minvalde kalırken Davutoğlu, MİT-Öcalan sürecinde yetkisiz olarak kenara alınmak istenmektedir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.