Öcalan\'a sempatik dindar imaj çalışması!


PKK medyasında sekteye uğrayan Oslo sürecini cemaatin baltaladığı hatta cemaatin kendi örgütlenmesi olduğu gibi uç iddialar yer aldı. Bunun yanı sıra medyada Öcalan'ın gençliğinde namaz kıldığı hatta neredeyse Nur cemaatine katılacağı gibi haberler öne çıkmaya başladı. Adeta "dindar bir Öcalan" imajı yaratılmaya çalışıldı.  Bulaç Öcalan'ın son dönemde İslami söylemleri ve medyada yapılan yayınların bir imaj çalışması olduğunu söyledi. Tüm bu süreç içerisinde cemaate yapılan eleştirileri ve Gülen'in tutumunu Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç'a sorduk.

Abdullah Öcalan'ın son dönem açıklamalarında İslam Birliği vurgusu öne çıkıyor. Öcalan'ın son dönemdeki İslam vurgusu yapması biraz garipsendi. Medyada gençliğinde namaz kıldığı hatta neredeyse Nur cemaatine katılacağı iddiaları yer aldı.

Şimdi bir barış süreci başlıyor. Her dönemin kendine ait bir dili var. Barış dönemi ve çatışma dönemi dili ayrıdır. Kişi kavga döneminde eline ne geçiyorsa hasmına fırlatır, ama anlaşma döneminde uzlaşmaya çalışır, ittifak noktaları arar. Öcalan diyor ki barış sürecine girdik, bölge hakları bir arada olmalı, tarihte bir arada olduk. Peki tarihte bizi bir arada tutan neydi? İslam Birliği. Yani Öcalan İslam bayrağı altında yeniden kardeş olabiliriz mi diyor yoksa tarihte nasıl beraber olduysak bugün de tekrar beraber olabiliriz mi diyor?  Bu ikisi arasında BDP içinde de çelişkiler var. Aysel Tuğluk gibi laik kesim tarihteki birliğe atıf yapıldığını söylerken, Altan Tan gibi İslamcı görüşte olanlar İslam bayrağı diyor.

Benim Öcalan'ın İslam Birliği sözüne itirazım yok, federasyon ve konfederasyona karşı çıkıyorum. Bu bölgeye barış getirmez.

KARDEŞLİKTEN BAHSEDEN ÖCALAN İMAJ ÇALIŞMASIDIR

Öcalan hakkındaki namaz kıldı gibi haberler neden sunuldu önümüze?

Eğer önümüzde orta vadede bu isim dışarı çıkacaksa Türkiye kamuoyunun onu sempatik bulabileceği yeni bir kişilik profili inşa ediliyor. O zaman da eski “bebek katili Apo”söylemi gidecek, “birlikten, kardeşlikten bahseden bir Öcalan” profili gelecek.  Bu bir imaj çalışmasıdır.

Gülen hareketinden PKK kanadının ne kadar rahatsız oldukları aşikar. Karayılan 25 Nisan sonrası verdiği her röportajında yine cemaati hedef almaya başladı. Şimdi PKK'ya bağlı bir yayın kuruluşunda 'Fethullah Gülen Belgeleri Elimizde' başlıklı adeta tehdit eden haberler yeniden yer almaya başladı. Sürrealist iddialar var. PKK bunu cemaat bölgede kendi güçlerini kırdığı için mi yapıyor yoksa başka amaçları da var mı?

Barış sürecinin sağlıklı işleyebilmesi için bazı unsurların bir arada olması lazım. Bu işin askeri tarafı var, bunu PKK- TSK temsil ediyor. Siyasi boyutu var AK Parti-BDP temsil ediyor. Bunun toplumsal boyutu var cemaatler. Bu tek bir cemaat değil sadece Fethullah Gülen hareketi değil başka unsurlar da var. Şimdi bu üçünün anlayış birliği içerisinde hareket etmemesi halinde üç sac ayağından birisi çöker. Kalıcı bir barış iki ayakla gerçekleşemez.Hocaefendi 'sulh hayırlıdır' dedi. Bizim hoşumuza gitmeyen şeyler de olsa bunu kabul edeceğiz dedi.

CEMAAT KENDİNİ SÜRECİN DIŞINDA GÖRÜR

PKK bu zamana kadar olan her şeyin sorumlusu olarak cemaati hedef göstermeye başladı. Görüşmeleri istemeyen, çözümü istemeyen herşeyi yapan güç cemaat algısı yaratmak istiyor.

İkinci İmralı görüşmesinde Öcalan adına Milliyet'e sızdırılan belgelerde Bediüzzaman ve Hocaefendi ile ilgili eleştirel ifadeler var. Tabi bunu Abdullah Öcalan mı söyledi, birileri mi ekledi bunu bilmiyoruz. Bu iki isim toplumda saygın ve hassasiyetle takip edilir. Siz bu insanları karşınıza aldığınız zaman büyük bir toplumsal kesimi de karşınıza almışsınız demektir.  Fethullah Gülen'i rencide edici şeyler söylendiği zaman bütün bir cemaatkendini bu sürecin dışında görür.  Ben anlayamadım. Neden bu sürecin toplumsal ayağı sürecin dışında bırakılmak istedi.

Cemaat gücünden fazla abartılıyor. Yapmadığı şeyleri yapmış gibi gösteriliyor. Cemaat ne yapacak Güneydoğu'da. Dershane, dini faaliyetler yapıyor. Bence bunlar faydalı şeyler.

Birilerinin çıkarları çelişiyor. Askeri, siyasal ve toplumsal ayakların beraber ilerlemesi gerekir.

Sizce cemaati PKK tehdit olarak mı görüyor?

Onu nasıl algıladığını çok iyi bilmiyorum. Bu metinler eğer PKK'nın elinde ise PKK bu metinleri nasıl elde etmiş, MİT'in elinde olması gerekirdi. Soru işaretleri var.

Fethullah Gülen "Zehir de olsa içeceğiz" dedi. Yani barışa ulaşmak için sıkıntılar da olsa sindirmeyi söyledi. Ama medyada aynı tutumu görmüyoruz. Ekrem Dumanlı son yazısında bu sürece inanmayı 'saflık' olarak nitelendirdi. Bu da Gülen'in yaklaşımıyla çelişmiyor mu?

Hayır çelişmiyor. Çünkü Hocaefendi'nin yaklaşımı bu barışın ilerlemesi için her türlü durumun göze alınması. Ekrem Dumanlı sürecin doğru ilerlemesi için belli noktalara dikkat çekiyor. O, muhtemel zorlukların altını çiziyor.

Bunu ifade etmek bir haktır. Bu hepimizin geleceği, birkaç kişiye bunu bırakamayız. Dumanlı'nın yazılarını isabetli buluyorum.

Süreci genel olarak nasıl görüyorsunuz?

Genel olarak iyi. Benim önerim şu taraflar her şeyi konuşabilmeli. Karar alma hakkını sadece hükümet, BDP ve PKK'ya bırakmamak lazım. Tabi ki son kararı onlar verecektir. Ama toplum da katılmalı sürece.

Yeterince katılıyor mu?

Bence daha aktif katılmalı. Baltalamak üzere değil daha sağlıklı ilerlemesi için katılmalı. Kanaat önderleri de katılmalı ve kamusal bir müzakere süreci oluşmalı.

Mesela ne yapılabilir? Akil İnsanların dışında?

Akil İnsanlar sadece süreci bilgilendiriyor. Yeni bir şey üretmiyor. Hükümetin ve PKK'nın tayin ettiği yol haritasının dışında neler yapılabilir? Bunu konuşalım. Akademisyenler, medya, aydınlar aktif olarak katılmalı; sempozyumlar, televizyon programları, açık oturumlar düzenlenmeli.

Kasım ayında bir referanduma da gidebiliriz. Geç kalınmadan yapılmalı. Silahların susması bizim en büyük kazancımız. Sulh hayırlıdır. İnşallah bütün bölgeye kalıcı sulh gelir.

internethaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.