MİT raporu: Gaziantepli işadamı M.Ali Yaprak’ı önce İbrahim Şahin, sonra Mehmet Ağar kaçırttı

Gaziantepli işadamı Mehmet Ali Yaprak’ın 1996’da kaçırılması ile ilgili 5 Mart 1998-29 Mayıs 1998 tarihleri arasında MİT Müsteşarlığı Teftiş Kurulu tarafından yapılan soruşturma raporu 16 yıl sonra ortaya çıktı. T24’ün ulaştığı raporda yer alan MİT değerlendirmesinde, Mehmet Ali Yaprak’ın ilk olarak Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi eski Başkanvekili İbrahim Şahin tarafından kaçırıldığı ve fidye alındığı, o dönem İbrahim Şahin ile arası açık olan dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın durumdan haberi olunca Abdullah Çatlı ve polisleri göndererek, Yaprak’ı ikinci kez kaçırttığı iddia edildi.

Ağar’ın Mehmet Ali Yaprak’ın kaçırılmasından sonra kamera kaydı ile sorgulanmasını istediği, bunun nedeninin de İbrahim Şahin’e karşı koz olarak kullanmak istediği öne sürüldü. 1998 tarihli raporda, Susurluk kazası sonrası TBMM tarafından kurulan komisyonun Yaprak’ın ilk kaçırılma olayından haberdar olmadığı iddia edildi.

3 MİT Müfettişince hazırlanan raporda, Mehmet Ali Yaprak’ın kaçırılmasında MİT personelinin olaya dâhil olmadığı savunuldu.

‘İlk önce Şahin sonra Ağar kaçırttırdı’

Raporda ifadesi bulunan İsmail Buğday şunları anlattı:

“26 Mayıs 1996 sabahı erken saatte Müfit Sement’in kendisini telefonla aradığını ve buluşma talep ettiğini, bir saat kadar sonra Merit Altınel Otelinde buluştuklarını, Müfit Sement’in  “Yahya Efe’nin kendisini telefonla arayarak video kamerasını alıp, Antep’e gitmesi gerektiğini , Antep’e gittiğinde Mehmet Ali Yaprak’ın kaçırılarak Siverek’e götürüldüğünü öğrendiğini, A.Çatlı ve ekibi (polisler) tarafından buraya adı geçenin sorgulanmasının kaydedilmesinin kendisinden istendiğini, daha önce Mehmet Ali Yaprak’ın İbrahim Şahin ve ekibi tarafından kaçırılarak 100 bin dolar aldıklarını, İ.Şahin ile M.Ağar’ın bu dönemde arasının açık olduğunu, bu fidye işinden M.Ağar’ın haberinin olmadığını, ancak sonradan öğrendiğini, M.Ali Yaprak’ı bu konuda sorgulatıp  yapılacak kaydı elinde koz olarak tutacağını, sorgulama sebebinin buna dayandığını, ancak kayıt işleminin kendisi tarafından gerçekleşmediğini, bu arada Yahya Efe’nin kardeşi ve eniştesinin yakalandığını duyduklarını, bu nedenle Antep’i terk ederek Ankara’ya geldiğini, A.Çatlı’nın da aynı otelde olduğunu” belirttiğini, M.Sement’in daha sonra zaman zaman kendisini (İ.Bugday) aradığını, polis ve adli tatbikattan kurtulmak için yardım talep ettiğini, kendisinin ise “bizim bilgimiz dışında bu olaya karıştın yardım edemem” dediğini, daha sonra da M.Eymür’ün M.Sement’e yardımcı olduğunu, M.Eymür’den duyduğunu” belirtmiştir.

‘Kimsenin haberi olmaz’

İsmail Buğday ek ifadesinde,

“TBMM Susurluk Komisyonuna ifade veren M.Ali Yaprak’ın bu ifadesinde Müfit Sement’in ismini kendisini kaçıranlar arasında saydığını, isminin ifadede geçmesinden rahatsız olan Müfit Sement’in Mehmet Eymür’den yardım istediğini, bunun üzerine Mehmet Eymür’ün M.Sement’e “İsmail ile birgün Gaziantep’e gider Mehmet Ali Yaprak ile yüzleşirsiniz ben de randevu alırım” dediğini Mehmet Eymür’den öğrendiğini, M.Eymür’ün kendisinden Gaziantep’e gitmesini istediğini,  eleman başka Başkanlığa ait, bu Başkanlıktan birisini görevlendirmeniz uygun olur diye ısrar ettiyse de , “Kimsenin haberi olmaz, bir Cumartesi-Pazar gider gelirsiniz , gerekirse ben müsteşarla konuşurum” dediğini, bunun üzerine Müfit Sement’in arabası ile Gaziantep’e gittiklerini, ancak Mehmet Ali Yaprak ile görüşmediklerini,

MİT Müsteşarı Sönmez Köksal’ın emri ile bir disket hazırladığını, (çeşitli konularda arz notu), bu disketten bir kopyanın da kendisinde bulunduğunu, her görüşme sonrası bir temas raporu düzenlemesi gerektiğini bildiğini, ancak şartlar nedeniyle birkaç kez kuralı çiğnediğini” belirtmiştir.”

‘Çatlı, video kaydı için yardım istedi’

Mehmet Eymür’ün ifadesi,

“M.Ali Yaprak’ın OSB’nin hedefi durumunda olduğunu, birgün bu şahsın kaçırıldığına dair gazeteden haber yer aldığını, bazı elemanlarından M.Ali Yaprak’ın A.Çatlı ve bazı polislerce kaçırıldığını, Siverek’e götürüldüğünü ve  Bucak’lara ait bir evde sorgulandığına dair bilgiler aldıklarını, bu bilgilerin kaynağının A.Çatlı ve grubuna yakın olan elemanlarından Müfit Sement olduğunu, kaçırılma olayından birkaç gün sonra, önceden tanıştığı Haluk Koral isimli şahıs tarafından telefonla arandığını ve Haluk Koral’ın “M.Ali Yaprak isimli bir yakınlarının kaçırıldığını, hayatından endişe ettiklerini, yardımcı olup olmayacağını” sorduğunu, kendisinin de M.Ali Yaprak hakkında müspet duyumlarının olmadığını, ancak insan hayatı söz konusu ise, Bucak’larla temas kurulmasında fayda gördüğünü, olayın arkasında A.Çatlı ve bazı bakanların olduğunu söylediğini, birkaç gün sonra H.Koral’ın kendisini aradığını, M.Ali Yaprak’ın serbest kaldığını söylediklerinin doğru çıktığını belirttiğini, İsmail Buğday’ın daha sonra kendisine (M.Eymür) , “Elemanımız Müfit Sement’in kaçırılma olayına karıştığını, M.Sement’i A.Çatlı’nın sende video var,  al gel diyerek çağırması üzerine , M.Sement’in Gaziantep’e gittiğini, kaçırma olayının daha önce tahakkuk etmesi üzerine  ekibe katılmadığını ve geri döndüğünü, bütün bu işleri teşkilatımıza bilgi derlemek amacıyla yaptığını söylediğini anlattığını, M.Sement ile görüştüğünü, onun da aynı şeyleri aktarması üzerine H.Koral’ı aradığını, M.Ali Yaprak yaşıyorsa bunu Müfit Sement’in verdiği bilgi sayesinde olduğunu bu bakımdan M.Sement’i bu olayın dışında tutmaları gerektiğini söylediğini, kendisinin M.Ali Yaprak’ın kaçırılması olayındaki dahlinin bundan ibaret olduğunu söylediğini, ancak sonra İsmail Buğday vasıtası ile aldığı bilgilere göre, Müfit Sement, Cengiz Cömert, Hasan Aydostlu ismini hatırlayamadığı başka şahıslarla İbrahim Şahin’in ve polislerin yer aldığı ilk kaçırma hadisesinde bu şahısların MİT ve Mehmet Eymür ekibi olarak anıldığını, M.Ali Yaprak’tan alınan külliyetli miktarda paranın Mehmet Eymür’ün hissesi de dahil bölündüğünü, ikinci kaçırmada Müfit Sement’in anlattıklarının aksine Siverek’e giderek M.Ali Yaprak’ın sorgusunda hazır bulunduğu ve sorguyu videoya çektiği, bu sorguda ikinci kaçırma olayının İbrahim Şahin üzerine yönlendirildiğini, bandın bilahare A.Çatlı tarafından M.Ağar’a teslim edildiği hususlarını öğrendiğini, bu konuyu havi bir rapor hazırlayarak konunun araştırılıp soruşturulması mütalaası ile birlikte müsteşara arz ettiğini, M. Ali Yaprak ile ilgili tüm bilgilerinin bunlar olduğunu’ belirtmiştir.”

‘Yaprak, Ağar’a seçim öncesi
500 milyar yardımda bulundu’

Saffet Polat:  “16 Aralık 1996 tarihinde Mehmet Eymür ve Hilmi Karaer ile birlikte Müfit Sement’in dibbrifinginde M.Ali Yaprak’ın kaçırılmasını öğrendiğini, M.Sement’in son seçimlerden (24 Aralık 1995) önce M.Ali Yaprak’ın M.Ağar’a 500 milyar yardımda bulunduğunu, bu konuyu bilen Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’in bilahare aynı şahıstan 100 milyar lira rüşvet aldığını, alınan bu paralardan A.Çatlı’nın da haberinin olduğunu, adı geçenin de M.Ali Yaprak’tan para almak için polislerden oluşan 6-7 kişi ile M.Ali Yaprak’ı kaçırdıklarını , kaçırma eylemi öncesi M. Ali Yaprak ile ilgili istihbaratı Yahya Efe aracılığı ile kendisinin yaptırdığını, kendisinden de pazarlık sırasında olayın videoya kaydedilmesinin istendiğini, kendisinin de olayın bir yerinde bulunarak teşkilata bilgi derlenmesi için kabul ettiğini, teklifi herhangi bir menfaat karşılığı kabul etmediğini, ancak kendisinin de çekim yapmadığını, zira kaçırmanın erken olması nedeniyle ekiple buluşamadığını, eylemi yapanların şahsı Siverek’e götürdüklerini, olayın akabinde İstanbul’a döndüğünü, olayın polise intikal ettiğini ve kendi adının da çıktığını, bir avukat aracılığı ile mahkemeye başvurarak M.Ali Yaprak ile yüzleştirilme talebinde bulunduğunu, ancak Antep polisinin ısrarla kendisini aradığını, bu konuda İstanbul polisine ifade verdiğini, hakkında açılan davada mahkemenin takipsizlik kararı verdiğini” belirtmiştir.”

MİT’in değerlendirmesi

MİT Teftiş Kurulu’nu anlatımlar sonrasındaki tespitleri ise şöyle,

“Teşkilatımızda M.Ali Yaprak’ın kaçırılmasına ilişkin bilginin kaynağı Müfit Sement’tir. Bir ilave bilgi olarak Mehmet Eymür’ün Haluk Koral ile yaptığı telefon görüşmesi vardır. Kişilerin ( M.Sement, İ.Buğday, S.Polat ve H.Karaer) anlatımlarında sonucu etkilemeyen farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıkların kişilerin olayı farklı ortamlarda farklı tarihlerde öğrenmeleri ve algılama farklılıklarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

Bu anlatımlara göre olayın;

-Muhtemelen Ocak 1996’da M.Ali Yaprak’ın İbrahim Şahin, Cengiz Cömert, Hasan Aydostlu ve Fethi Çelik tarafından kaçırılarak yüklü miktarda fidye alındığı, ( Bu olayın polise adliyeye, TBMM Susurluk Komisyonuna intikal ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır)

M.Ağar’ın İbrahim Şahin ile arasının açık olması nedeniyle ve İ.Şahin’in M.Ali Yaprak’ı kaçırarak para aldığından M.Ağar tarafından öğrenilmesinden sonra M.Ağar’ın A.Çatlı’dan M.Ali Yaprak’ın kaçırılarak İbrahim Şahin’in eyleminin dokümante edilmesini istediği,

A.Çatlı’nın Müfit Sement’e M.Ali Yaprak’ın istihbaratını yaptırdığı (Yahya Efe bu görevi yerine getirmiştir)

A.Çatlı’nın polislerden oluşan ekibi tarafından 24 Mayıs 1996 günü akşam saatlerinde M.Ali Yaprak’ın kaçırılarak Siverek civarında Bucak’ların hakim olduğu bir yere götürüldüğü,

Aynı gün Müfit Sement’in M.Ali Yaprak’ın sorgulanmasını kaydetmek üzere İstanbul’dan uçakla Gaziantep’e gittiği, adı geçeni Gaziantep’te Yahya Efe’nin karşıladığı ve Siverek’e götürdüğü, aynı gece ( 24-25 Mayıs 1996) Yahya Efe’nin kardeşi Hüseyin Efe’nin gözaltına alınması nedeniyle M.Sement’in bölgeden ayrılarak Ankara’ya geldiği, kaçırma olayında adının çıkacağını düşündüğünden teşkilatımızı arayarak olayı anlattığı ve olaya bilgi derlemek için katıldığını belirttiği,

M.Ali Yaprak’ın yakını olan H.Koral’ın M.Eymür’ü arayarak yardım talep ettiği, M.Eymür’ün de M.Sement’ten edinilen bilgiye istinaden kaçırma olayı ile ilgili kısa bir bilgi vererek yardımcı olamayacağını belirttiği,

3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk’ta meydana gelen trafik kazasından sonra M.Ali Yaprak’ın “kendisinin çete tarafından kaçırıldığı ve çete içerisinde MİT mensubu Müfit Sement’in de bulunduğu” şeklinde beyanatlarda bulunmasından sonra M.Sement’in M.Eymür, S.Polat ve H.Karaer ile görüştüğü, M.Eymür’ün H.Korel’i arayarak M.Ali Yaprak’ın kurtarılmasının M.Sement’in verdiği bilgiler sayesinde olduğu,

Polise ve adliyeye intikal eden olayda M.Sement’in de dosyaya dahil edildiği, 28.02.1997 tarihinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı tarafından M.Ali Yaprak ile yüzleştirildiği ve M.Ali Yaprak’ın M.Sement’i teşhis edemediği, kaçırma olayı hakkında adı geçen hakkında takipsizlik kararı verildiği, bu nedenle M.Sement’in olayın dışında tutulmasının” istendiği

Şeklinde cereyan ettiği değerlendirilmektedir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.