MHP'li Yalçın Aljazeeraya konuştu:AKP ile koalisyon yok

7 Haziran seçim sonuçları Meclis’e girmeye hak kazanan dört siyasi partiye de ayrı anlamlar yükledi. Her biri farklı açılardan kilit roller oynayabilir. Seçim gecesi Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayla, koalisyon içinde yer almak istemediğini ortaya koyan Milliyetçi Hareket Partisi, parti içi toplantılarla hem kendi pozisyonu hem de diğer partilerin aldığı ve alabileceği pozisyonları değerlendiriyor. MHP Başkanlık Divanı toplantısından kısa bir süre sonra Al Jazeera’nin sorularını yanıtlayan Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Ak Parti ile koalisyon yapmalarının mümkün olmadığını söyledi. “Şeklen taviz” yeterli değil" diyen Yalçın’a göre, CHP iktidara gelme arzusunda. Partisinin ne AKP ile hükümet ne de CHP ile azınlık hükümeti oluşturulmasına sıcak baktığını söyleyen Semih Yalçın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Deniz Baykal ile yaptığı görüşmeyi de doğru bulmadıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sonuçlarına ilişkin ilk defa konuştu ve tüm kesimleri sağduyulu davranmaya çağırdı, “Herkes egosunu bir kenara bırakmalı” dedi. Ne çıkarıyorsunuz bu sözlerden? MHP’yi mi işaret etti sizce?

Cumhurbaşkanı’na tavsiyemiz önce o şişkin egosunu kendisi terk etsin. Cumhurbaşkanlığı vazifesini anayasal sınırlar içinde yapsın. Diğer partilere ve insanlara akıl vereceğine 7 Haziran öncesinde uyguladığı çalışma stilini göz önüne getirerek, bu milletten bir özür dilesin. Bir daha yapmayacağına dair bu aziz millete söz versin. Siyasi parti genel başkanları koalisyon oluşumu sırasında neyi, nasıl yapacaklarını çok iyi bilirler. 7 Haziran’da ortaya çıkan sonuç milletin irade beyanından başka bir şey değildir, her parti bunu bu şekliyle algılar. Bu yüzden de kendi politikaları doğrultusunda bir uzlaşma peşinde olurlar.

İlk gün yapılan açıklamalar “Kimse birbiriyle anlaşmaya niyetli değil” tablosunu ortaya koymadı mı sizce?

Hayır. Milletin bir koalisyon dönemine yeşil ışık yaktığı, koalisyon döneminin artık başlaması gerektiği sonucunu ortaya koymuştur. Biz de bu olayı bu şekliyle görüyoruz. Milletin bu kararına saygılıyız. Bizim ilk gün Genel Başkan’ın ağzından yapılan net açıklama, bu koalisyon döneminin daha rahat ve sıhhatli atlatılması için tavsiye niteliğinde sözlerdir. Bunu yaparken MHP’nin politikaları doğrultusunda böyle bir birliktelikte olamayacağımızın işaretini verdik. Koalisyonun nasıl olması gerektiği konusunda da fikir beyan ettik. Bunlar olmalı dedik. Neden? Çözüm sürecini beraber yaşayan, bugüne kadarki politikalarında farklılık arz etmeyen AKP-HDP’nin, ruh ikizi gibi davranan iki partinin, 7 Haziran sonrasında da bu ittifakı kolaylıkla gerçekleştireceğini ifade ettik.

Ama ortada HDP’nin de net bir açıklaması var. HDP kampanyasını da AKP ile koalisyon yapmayacakları üzerine kurdu.

Peki bunu niye şöyle algılamıyorsunuz, “Pazarlık gücünü artırıyor olamaz mı?” Yapabilir bunu. İktidar partisi kendisine bir daha bulamayacağı vaat ve sözlerle bir şeyler açarsa, neden tavrını değiştirmesin? Partiler kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda manevra yapabilirler, nitekim bunun örneklerini çok gördünüz. En az bizde görürsünüz bunu, bir millet menfaati yoksa kolay kolay değişiklik arz etmeyiz biz. Çünkü baştan doğru düşünürüz biz. Sebep sonuç ilişkisinden hareket ederiz.

Peki MHP’ye dönersek, MHP hangi koşulda Ak Parti ile koalisyon yapar?

Öyle bir koşulumuz yok bizim. Biz şu şartlar olursa koalisyon yaparız tavrı içinde değiliz. Biz birinci gün yapılan açıklamada da pazarlık gücümüzü artıralım düşüncesinde olmadık. İlkeler uyuşmadığı için bu birliktelik olmaz diyoruz.

Ak Parti size doğru bir adım atarsa…

Ortada böyle bir şey yok. Doğmamış çocuğa fistan biçmeyelim. Şu an Ak Parti bu görevi bir daha devralmadı bile.

İlkelerinizi tekrar sıralayabilir misiniz?

Sıralamam çünkü sıralarsam onlar pazarlık maddeleri olarak takdim edilir. Ama şöyle düşünelim, bizim politik görüşümüz şu: Bu ülkede 13 yıllık bir travma var. Bunun onarılması lazım, bunu yapacak olan da AKP iktidarı. Eğer bugüne kadar yaptığı ve toplumun büyük kesiminin memnun olmadığı işlerden vazgeçtiğine, bunları yapmayacağına dair bir hesaplaşma içinde olmalı. Mesela çözüm süreci, Cumhurbaşkanı'nın konumu, yolsuzluklar, 13 yıllık değerlerin istismar edilmesi, yargıyla oynama. Biz programımıza bunların bütününü aldık ve millete bunları vaat ettik. Böyle bir durumda MHP, AKP’nin ayıplı halini örtmek için iktidar olduğunda dönüp bu aziz millete ne diyeceğiz biz?

Ama sonuçta vatandaş bir anlaşma istemedi mi sizce?

Amenna ama biz parti olarak bu teklifleri yaparken sistemin dışına kendimizi çekmiyoruz. Öncelikli olarak "Şu koalisyon daha doğru olur, ya da şu" diyoruz. Gerekçelerimiz de ortada. CHP çözüm sürecinde AKP ile aynı noktada, anlaşabilir. Ama ben anlaşamam. Benim sözüm var çünkü.

Çözüm sürecinden taviz verirse Ak Parti…

Nasıl bir taviz verecek? Sadece şeklen bir taviz olmaz. 13 yıllık o uygulamaların tümünü elden geçirmemiz lazım. Normalleşmek istiyorsanız, Sayın Genel Başkan’ın söylediği gibi önce hesaplaşacağız, sonra helâlleşeceğiz.

Ne kastediyorsunuz hesaplaşma sözü ile?

Millete karşı, yargı önünde yolsuzlukların ve diğerlerinin hesabını vermek. Sözde çözüm sürecine getiriyorsun işi, bıçak gibi kesilmesi lazım. Yolsuzlukların yargı önüne çıkması lazım, Bilal Erdoğan’a da gitse, kızına da gitse çıkması lazım. Çıkabilir mi sizce? Bu mümkün değil, “Ben biterim” diye düşünür. O halde MHP’yi bir iktidar ortaklığına zorlamanın gereği yok. Politikalarımız uyuşmuyor, dünya görüşümüz uyuşmuyor. "Uyuşanı var. Buyurun yapın, biz de muhalefete geçelim” diyoruz. Erken seçimi de bir önşart olarak koymuyoruz. Tüm bunlar olmuyorsa, bu ülkede vesayet olmamalı, ülke farklı güçlerin eline geçmemeli, iktisadi bir kaos olmamalı. Yapamıyorsanız çare yine sandıktır.

Yeniden seçim yapılsa oy oranları değişir mi sizce? Seçim çözüm olur mu?

Değişmez, yeni bir seçimin iktidar partisi tarafından göze alınacağını da sanmıyorum. Elindeki tüm argümanları kullanan bir AKP topluma ne diyecek ki, tekrar iktidarı yakalasın? HDP şu anda emaneten oyların üzerinde oturuyor. Bu oylar bir dahaki seçimde kendilerine yine bir baraj sıkıntısı yaşatacak. Gelebilecekleri en üst noktadalar. Ama 7 Haziran’da yükselen değer olarak MHP, çok net.

Bir kez daha net olarak sormak istiyorum, AKP-MHP koalisyonu mümkün mü?

Bu şartlar altında zor, mümkün değil. Şu pozisyonda, şu siyaset gündemiyle, AKP ve MHP’nin bu programıyla mümkün görünmüyor. Farklı şeyler söz verdik. Tabanlar yakın olabilir, fark etmez. Aynı gelenekten gelmiyoruz.

HDP’nin dışarıdan desteklemesi ya da koalisyon oluşturulması gibi formüller karşısında pozisyonunuz nedir?

Kapalıyız bu formüllere. HDP ile hiçbir yola gitmeyiz. Onun olduğu torbaya da girmeyiz, buna dışarıdan destek de dahil. Biz HDP’yi PKK terör örgütünün uzantısı olarak görüyoruz. Vatandaşın verdiği oya saygılı olmakla birlikte HDP’yi yok sayıyoruz.

Yok sayıyoruz dediğiniz için soruyorum, aldığı yüzde 13 oy büyük bir oran. Bu milyonlarca oyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunu sorgulayamayız, halk vermiş bu oyu. Ama orada neden verildi sorusuna cevap aramak lazım. Bir şirinlik muskasıyla milleti aldattılar. Özellikle radikal CHP’lileri. Etnik siyaset üzerinden AKP içindeki vatandaşları kandırdılar. Gerçek yüzü arka plandaki PKK’da çok net olarak görürsünüz. Arkasından ya Kandil çıkar ya İmralı çıkar. Ama bunu başardılar, kendilerini farklı lanse etmek suretiyle. Doğu’da baskıyla, Batı’da şirinlik muskasıyla bu noktaya geldiler. Ama bunları gerçekte kucağında büyüten AKP’dir. Bir yerde AKP dağdaki terör örgütünü önce ovaya indirdi, ovadakini siyasallaştırdı, siyasallaştırdığı terör örgütünü Meclis’e soktu, şimdi Meclis’teki o uzantılarla hükümet etme düşüncesi içinde. Ama biz zaten şu gün için AKP-CHP yakınlaşmasını görüyoruz. Sayın Baykal ile Cumhurbaşkanı arasında yapılan görüşmeyi de Türk siyasi hayatının bir teamülü olarak görmüyoruz.

Deniz Baykal’ın görüşmesinden yansıyan mesajlara göre, Cumhurbaşkanı’nın eğilimi erken seçim.

O bir kaos çıkarmak, arkasından da “Gördünüz mü sistem tıkanıyor, haydi seçime” diye AKP’yi iktidar yapmanın peşinde. Deniz Baykal gibi tecrübeli bir siyasetçiyi kullanmak için çağırdıysa bunu makul görmemiz düşünülemez.

Cumhurbaşkanı’nın diğer partilerden de benzer isimlerle temas kuracağı iddiaları var. Sizin partinize böyle bir talep geldi mi? Gelirse tavrınız ne olur?

Bizde görüşmeler Genel Başkan üzerinden yürür. Ya da Genel Başkan’ın görevlendirdiği bir isim üzerinden yürür. Bu Cumhurbaşkanı’nın işi değil. Bu işi görev verdiği kimse, o yapar. Gidilmesi uygun değildir, büyük bir ihtimalle de parti kararını gidilmemesi yönünde alır. Buna ben karar veremem ama büyük ihtimalle çıkacak sonuç budur.

AKP-CHP koalisyonu Türkiye için ne demek sizce?

Geçici bir çıkış yolu. Sağlıklı olmayan ama bugünün siyasi gelişmelerini atlatacak bir çözüm yolu olabilir. CHP bu noktada kendisini iktidarda görmek isteyen bir tavır sergiliyor, bir arzu var. MHP’de de tam tersi. Buyurun siz yapın diyoruz. Biz bunu yaparken ülke gerçeklerini görerek yapıyoruz.

CHP’nin ilk amacı dışarıdan destekli bir CHP-MHP koalisyonu…

Bu iki sebeple olmaz. Birincisi CHP ve MHP’nin sayısal gücü yetmiyor, yetmeyen bir yapıyı dışarıdan kim ile desteklersen destekle. HDP zaten olmaz bizim için, zayıf bir hükümet olur. Türkiye’nin bunca büyük meselesini halledecek bir iktidar olmaz.

Partilerin pozisyonunu görmek için önümüzdeki ilk fırsat Meclis Başkanlığı seçimi olacak. CHP’li bir isim, örneğin Deniz Baykal üzerinde anlaşmanız mümkün mü?

Parti karar verir buna, biz isim üzerinde bir konuşma yapmadık Başkanlık Divanı’nda. Ama akla yatkın anlaşılabilecek bir isim olursa MHP destekler. Olmazsa kendi adayını çıkarır. Bizim politikamız bu olacak.

Kaynak: Al Jazeera


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.