Mavi Marmara'da yakınlarını kaybeden aileler: Abluka kalkmadı

 İsrail’in 2010 yılında Gazze’ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisine saldırarak öldürdüğü kişilerin yakınlarından bazıları Aljazeera'ye konuştu. 

 
Aileler İsrail ile Türkiye arasında varılan mutabakata tepkili. Aileler ablukanın kalkmadığını, tazminatların da cezalandırıcı tazminat olmadığını düşünüyor. Tazminatın nasıl verileceği konusunun da önemli olduğunu belirtiyorlar. Aileler, davalardan vazgeçmeyeceklerini de belirtiyor.
 
“Abluka kalkmadı”
 
Mavi Marmara’ya Adana’dan katılan Çetin Topçuoğlu’nun eşi Çiğdem Topçuoğlu gelinen noktanın üzüntü verdiğini, ablukanın kalktığına inanmadığını belirtti:
 
“O kadar farklı amaçla yola çıkmıştık ki şu an geldiğimiz noktaya baktığımızda diyorum ki o gemide neden ben ölmedim. Keşke ben de ölseydim de bugünü görmeseydim. Ben kesinlikle ablukanın kalktığına inanmıyorum. İnanabilmem için benim oraya gittiğimde İsrail’in beni durdurmaması gerekiyor. Dava konusuna gelince zaten ceza davaları devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda “söz sahibi kan sahibidir” sözüne güveniyorum. Tazminata gelince ceza tazminatı neyse almak isteyen onu alır, ama ben kesinlikle lütûf tazminatı kabul etmiyorum. Bu tür davalarda ceza tazminatının dünyada emsali nasılsa öyle olmalıdır.”
 
“Cezalandırıcı tazminat olmalı”
 
Mavi Marmara gemisina İskenderun’dan katılan Cengiz Akyüz’ün oğlu Furkan Akyüz de İsrail ile bir anlaşmanın yapılmasına baştan beri karşı olduklarını söyledi. Buna rağmen yapılan anlaşmanın maddelerinin de yetersiz olduğunu ifade etti:
 
“Anlaşmanın Gazze’nin yararına olduğunu düşünmüyorum. Çünkü yardımların Aşdod Limanı üzerinden gideceği söyleniyor. Bu yardımların ne kadar Gazze’ye ulaşacağı da muamma. İsrail sözünde duracak mı? Biz baştan beri abluka ve ambargonun kalkmasını savunduk. Abluka dediğimiz zaman Gazze’deki bütün insanların özgürce ticaret yapabilmesi, özgürce Akdeniz'de avlanabilmesidir Mavi Marmara’nın amacı da ablukayı delmekti. Başbakan Binali Yıldırım açıklamasında da 'ambargonun hafifletilmesi' dedi. Bu bizi üzdü.
 
Tazminat meselesine gelince biz asla paranın peşinde değiliz. Ama biz ceza tazminatı olsun dedik. Başbakan’ın söylediği tazminatı İsrail yatıracak dendi ama detay vermedi. Tazminat ne şekilde veriliyor? Ceza tazminatı mı bağış mı? Burada bir yardım kuruluşuna mı yatırılacak? Bir dolar olsun ama ceza tazminatı olsun."
 
“Davalardan vazgeçmeyiz”
 
Gemiye Siirt’ten katılan İbrahim Bilgen’in oğlu İsmail Bilgen anlaşmada baştan beri şartlar arasında sunulan ablukanın kalkmadığını söyledi:
 
“Daha önce anlaşma şartı olarak sunulan maddelerin çok uzağındayız. Abluka kaldırılmıyor. Yardımlar Aşdod limanı üzerinden ulaştırılacak. Üstelik Mavi Marmara’nın amacı Gazze’ye direkt ulaşmaktı.
 
Tazminatla insanların gözü boyanmak isteniyor. Tazminat asla şehitlerimizin karşılığı değildir. Biz baştan beri abluka kalkmadan tazminat kabul etmeyeceğimizi söyledik. Bir de bu tazminat cezalandırıcı tazminat olmalı, bağış değil. İsrail burada bir suç işlediğini düşünmüyor, kendilerince haklı bir müdahalede bulunduğunu bu müdahale sonucunda bir zararın karşılığı olarak bu parayı ödüyor. Yani bunu bir bağış olarak ödüyor. Kendini sorumlu görmüyor.
 
Davalarla ilgili olarak ise İsrail basınına yansıyan haberler davaların düşeceği yönde. Ama bu konuda Türk tarafı bir açıklama yapmadı. Soru geçiştirildi. Biz davalarımızdan da vazgeçmeyeceğiz. Birkaç sene önce bizle yapılan görüşmede de o zamanki Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’na ve Bülent Arınç beye bunu iletmiştik."
 
Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi için yapılan görüşmelerde Pazar günü uzlaşmaya varıldı. İsrail'le anlaşmaya ilişkin açıklama yapan Başbakan Yıldırım, Gazze'deki ambargonun Türkiye'nin öncülüğünde kalktığını söyledi. 10 bin ton insani yardım taşıyacak olan geminin Cuma günü Türkiye'den Aşdod Limanı'na doğru yola çıkacağını duyurdu. 
 
Ablukayı kırmak için yola çıkmıştı
 
Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da uluslararası sularda İsrail’in düzenlediği ve dokuz Türk’ün öldürülmesiyle sonuçlanan saldırıdan sonra Ankara-Tel Aviv ilişkileri kopma noktasına geldi.
 
Saldırının ardından Tel Aviv'deki büyükelçisini çeken Türkiye, ilişkilerin normalleşmesi için resmi özür, öldürülenler ve yaralananlar için tazminat ve Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılmasını şart koştu.
 
Mart 2013’te Netanyahu, o dönem başbakan olan Erdoğan’ı telefonla arayarak özür diledi. Resmi özür yazılı olarak da açıklandı. Ardından Türkiye ile İsrail arasında Gazze ablukasının kalkması ve tazminat için görüşmeler başladı.
 
Görüşmeleri, son kararnamede Türkiye'nin New York'taki BM daimi temsilciliğine atanan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu yürüttü. İsrail tarafında ise başlangıçta Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dore Gold’ün yürüttüğü görevi son iki görüşmede Başbakan Netanyahu’nun özel temsilcisi Joseph Ciechanover devraldı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.