Kurumlar cemaatlere paylaştırılmıştır

 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ'nün siyasi ayağına dikkat çeken CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, 550 vekilin dokunulmazlıklarının derhal kaldırılmasını istemişti. Aradan geçen iki ayda sürecin bir intikam sürecine dönüştüğünü söyleyen Tekin bu defa şu uyarıyı yaptı: “Adil yargılanmanın güvence altına alınmadığı, insan haklarının korunmadığı bu süreçler ancak daha fazla terör doğurur, tarih bunun örnekleriyle doludur.

Sözcü'den Nil Soysal'a konuşan Tekin şunları söyledi: 
İTİRAZIMIZ YOK AMA…
– 15 Temmuz sonrası başlayan Yenikapı ruhu bitti mi?
Bahsettiğiniz Yenikapı ruhu nedir ben onu halen merak ediyorum. Eğer tarif ettikleri ruh Türkiye'nin birliği, bütünlüğü ve demokrasi içinse eyvallah hiç itirazımız yok. Biz o ruhun her zaman parçası oluruz. Ama bu bahsi geçen ruh hali; “Kesinlikle muhalefet etme, Meclis'in KHK'larla daha da işlevsiz hale gelmesini görmezden gel” demek ise biz orada yokuz. Darbeye karşı tavrımız nettir. Ancak bu tavır, başka bir darbenin sessiz ve yavaş bir şekilde gerçekleşmesine göz yumacağımız anlamına gelmez.
GÜVEN SORUNU YAŞANIR
– Devlete sızan başka cemaatler de var mı?
Ne yazık ki evet. Bugün FETÖ ile ilişkili kurumlar kapatılırken, ne olduğu belirsiz başka grupların onlardan arta kalanlar için yarıştığına şahit oluyoruz. Devlet mekanizmaları içerisinde böyle sekteryan yapılanmalar olduğu sürece hem siyasiler, hem de yurttaşlarımız kendilerini hiçbir zaman güvende hissedemezler. Sadece FETÖ'ye değil, tüm bu yapılanmalara karşı bir savaş açılmazsa, karşı karşıya kaldığımız tehlike ve tehditlerden hiç ders almadığımız sonucu çıkar. Böyle devam edilirse cemaatler önce devlete ‘sızar', sonra da amiyane tabirle “azar”. 15 Temmuz'da deneyimlediğimiz tam da buydu. FETÖ, devlete sızan cemaatlerin azmış olanıdır. Cemaatler toplumumuzda sosyal bir gerçekliktir. Ama bu gerçeklik siyaseti yönetmemelidir.
ÖNCELİK LİYAKAT OLMALI
-Yarın karşımıza FETÖ yerine METÖ çıkar mı?
Kimse sesini çıkaramasa da, hangi bakanlığın hangi cemaate bağlı olduğunu tüm kamu çalışanları, bütün Ankara bilir. Ne acıdır ki devletin tüm kurumları cemaatler arasında pay edilmiştir. Ülkemizde liyakatın l'si kalmamış, binlerce gencin hakkı yenerek, cemaatlerle bağlantılı kişiler haketmedikleri pozisyonlara getirilmiştir. En acısı bu durumun yargı içinde geçerli olmasıdır. Adli yıl açılış töreninde verilen fotoğraf karesi, bunun tarihe geçen bir kanıtıdır. Bu fotoğraf ile Türkiye'de yargı bağımsızlığı olmadığı tescillenmiştir. Bunun bedelini de yine yeniden halk ödeyecektir. Zira tutuklanan binlerce insanın arasında ne FETÖ ne de başka bir cemaat ile alakası olmayanlar şüphesiz çıkacak. 15 Temmuz süreci bir cadı avına, bir intikam sürecine dönüşmüş durumdadır. Adil yargılanmanın güvence altına alınmadığı, insan haklarının korunmadığı bu süreçler ancak daha fazla terör doğurur, tarih bunun örnekleriyle doludur.
ASIL DARBE EĞİTİME
– OHAL uzatılırsa ne olur?
Eğer OHAL süreci uzarsa; Meclis tümüyle işlevsizleştirilmiş, siyasetin varlık nedeni ortadan kaldırılmış olur. Bugün KHK'lar nedeniyle yaşanan mağduriyetler bini aşmıştır. 12 binden fazla öğretmenin bir anda açığa alınması son derece vahim. PKK'nın talimatı ile hareket edenler varsa Genel Başkanımızın dediği gibi yakasına yapışılsın. Ancak bu anlaşılır gibi değil. Bu amansız cadı avı ile Atatürkçü, Cumhuriyet değerlerine bağlı kamu görevlileri de görevlerinden uzaklaştırılıyor. En büyük darbeyi eğitim sistemi yedi. TBMM tatile girmeden önce belediye başkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanmasını öngören yasa değişikliğinin partiler arası uzlaşmayla geri çekilmesine rağmen, aynı doğrultuda bir KHK çıkarıldı. Bu TBMM'ye yapılmış bir darbe değil de nedir? Bu tablo ile yola devam etmek ülkeyi karanlığa götürür.
Tekin, Kuzey Ormanları'na inşa edildiği için tepki çeken Yavuz Sultan Selim için, “Tahribat daha da büyümeden, vakit varken, bu köprü ve çevresinde kesinlikle yeni yerleşim yerlerine izin verilmemelidir” dedi.
Tekin, Kuzey Ormanları'na inşa edildiği için tepki çeken Yavuz Sultan Selim için, “Tahribat daha da büyümeden, vakit varken, bu köprü ve çevresinde kesinlikle yeni yerleşim yerlerine izin verilmemelidir” dedi.
3'ÜNCÜ KÖPRÜNÜN GÜZERGAHI DERHAL SİT ALANI İLAN EDİLMELİ
CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün güzergahı ile ilgili olarak da bir uyarıda bulundu ve şöyle dedi: İstanbul'un mutlak anlamda korunması gereken ekolojik alanlarındaki yapılaşma her geçen gün artıyor. Arazi spekülasyonu tırmanıyor, ucuza kapatılan arsaların kaç kez el değiştirdiği bilinmiyor. Henüz projelerin inşaatı sürerken bile, Kuzey Ormanları'nın içinde ve kenarında yüzlerce emlak projesi satışa sunuluyor. Şimdi aynı kuralsız oyun, kentin kalan son büyük doğal alanında, akciğerlerimizde oynanmak isteniyor. İnsanlara, hayvanlara, doğaya dayatılan bu büyük yıkıma dur demek için, 3. köprü ve güzergâhında bulunan alanların tümünün sit alanı ilan edilmesi gerekmektedir. Tahribat daha da büyümeden, henüz vakit varken, bu köprü ve çevresinde kesinlikle yeni yerleşim yerlerine izin verilmemelidir. 3. köprü çevresindeki tüm yeşil alanların sit alanı ilan edilmesi ve inşaattan korunması yönünde bir girişim başlatılmalıdır. Geride kalanları korumak, kaybettiğimiz doğayı yeniden inşa etmek kadar değerlidir. Cumhurbaşkanını da göreve davet ediyorum.
KILIÇDAROĞLU'NA SUİKAST DARBE KADAR TEHLİKELİYDİ
– CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na yapılan suikastta hedef CHP mi, Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisi miydi?
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun atlattığı tehlike, 15 Temmuz'da atlatılan tehlike kadar ciddiydi. Eğer hedefe ulaşılmış olunsaydı, barış ortamı büyük yara alırdı. Terör örgütlerinin temel amacı bir kaos yaratmak, barış ortamını bozmaktır, bu amaca ulaşılmış olunurdu. Başta şehit düşen o kardeşimiz ve diğer güvenlik güçleri büyük bir tehlikeyi başarıyla defettiler. Sayın Genel Başkan'ımızın gideceği güzergahla ilgili bir istihbarat bilgisi olduğu çok net. Bu bilgi en azından CHP Genel Başkanı ve CHP yetkilileriyle de paylaşılabilirdi. Hangi gerekçe ile paylaşılmadı bunu bilmiyorum.
NORMALLEŞMENİN ŞARTI HUKUK VE DEMOKRASİDİR
– Türkiye nasıl normalleşecek? Burada kilit nokta teröristbaşı Fetullah Gülen'in iadesi mi?
Türkiye'nin normalleşmesi önündeki en büyük engel siyaset kurumunun üzerine kurulduğu temellerdir; yalan, talan, iftira. Biz siyaseti bu üç mekanizmadan kurtarabilir ve güçler ayrılığı ilkesini güvence altına alırsak, normalleşme hızlı bir şekilde gerçekleşecektir. Gülen'in iadesi önemli bir noktadır, ancak kilit değildir. Bu süreç popülist söylemlerle yürütülemez. Kesinlikle işinin ehli bir ekip kurulmalıdır. Biz bu konuda desteğe açığız. Türkiye'nin normalleşmesi için kilit nokta hukuk sistemi ve demokrasidir. Duble yollar, demokrasi ve adalete çıkmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.