Kobane Eşbaşkanı Müslim'den Başbakan Davutoğlu'na mektup var!

t24 yazarı Celal Başlangıç'ın kaleminden.

Dallı-güllü elbisesinin üzerine muharebe yeleği geçirmiş bir kadın; bir elinde sarma sigarasıyla yaşlı bir adam, yanında belki kızı, belki torunu olan gencecik bir kız; iş önlüğü ya da tulumları üzerine fişeklik kuşanmış adamlar bir elleriyle kalaşinkof tutuyor, diğer elleriyle sözleşmiş gibi “zafer” işareti yapıyorlardı sıkılı yumruklarından gökyüzüne doğru fırlayan parmaklarıyla.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hiç sivil kalmadı” dediği Kobanê’den çekilmişti bu görüntüler daha birkaç gün önce.

Öyle ya, silah kuşanıp zafer işareti yaptıklarına göre; uzun entarili kadınlar, yaşlı başlı adamlar, iş önlüğünün üzerine fişeklik takan esnaf, muharebe yeleği giyen gencecik kızlar, kılık kıyafetlerinden köylü oldukları ayan beyan belli olan insanlar “sivil” değil, “terörist”ti!

Veysi Altay’ın çok kısa bir süre önce Kobane sokaklarından, IŞİD çeteleriyle namlu namluya gelinen siperlerden çektiği fotoğrafların her biri projeksiyon perdesinden sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tekzip edercesine akıyordu. Bu fotoğraflardan önce aynı perdede Rojava’nın Kobanê Kantonu Eş Başkanı Enver Müslim’in skype aracılığıyla yansıyan görüntüsü vardı. Müslim, YPG’yi “terörist” ilan eden Erdoğan’a yanıt veriyordu sanki kurulan canlı bağlantıda:

“Sadece Kobane’yi Kobane olduğu için hedef tutmadılar. Savaş sırasında iç bölgelerden gelen Ermeniler, Süryaniler, Ezidiler, Aleviler, Türkmenler, Araplar, zulümden kaçan herkes Kobanê’de yer buluyordu. Kobane'deki yönetimin demokratikliğini hedef alarak, Kürtlerin elde ettiği statüyü, demokrasi örneğini, uygulamasını yok etmek amacıyla Kobane'ye tüm güçleriyle saldırmaya başladılar. YPG ve YPJ dışında Ermeni, Arap halklarımız ve diğer halklardan da demokrat insanlar çatışmaların içinde yer aldı. Hep birlikte söz verdik, burayı terk etmeyecek, Kobanê’nin topraklarını koruyacağız.”

78’lilerinin Cezayir Toplantı Salonu’nda yaptığı “Kobane Konuşuyor” toplantısına daha sonra telefonla PYD Eş BaşkanıAsya Abdullah konuk oldu. Ardından çoğu Suruç’a gitmiş, Kobane’ye geçmiş, Cezire Kantonu’nu görmüş gazeteciler Mete ÇubukçuFehim TaştekinRagıp Duran ve ben tanıklıklarımızı, analizlerimizi aktardık. Cezayir salonu çok farklı kesimlerden gelen katılımcılarla tıklım tıklım dolmuştu.

Paneli, toplantıyı düzenleyen 78’liler Girişiminin Sözcüsü Celaletten Can yönetiyordu. Aynı zamanda Âkil İnsanlar Heyeti’nde yer alan Can, geçtiğimiz pazar günü Başbakan Davutoğlu ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde 10 saati aşkın süren toplantıya katılmıştı.

Müslim'in Davutoğlu'na mektubu

Davutoğlu, Başbakan olarak Âkil İnsanlar Heyeti’yle ilk kez, ama muhtemelen heyet son kez bir araya geliyordu, yeniden kendilerine “ihtiyaç” duyuluna dek.

İşte bu toplantıda Can, Başbakan Davutoğlu’na Kobanê Kantonu Başkanı Enver Müslim’in mesajlarını önce sözlü, sonra da yazılı olarak iletti.

Müslim’in Davutoğlu’na mesajı “Kobanê’den saygıyla sevgiyle selamlıyorum” diye başlıyor, “Türkiye için risk faktörü değiliz. Türkiye ile barış içerisinde yaşamak istiyoruz” sözleriyle sürüyordu.

Müslim, Davutoğlu’ndan “Kobane’ye açılan Mürşitpınar sınır kapısının normal gümrük kapısı haline getirilmesini, bunun için hem ticari, hem yardımların ve insanların rahat geçişlerinin sağlanması kolaylığının gösterilmesi”ni istiyordu.

İstekleri arasında “saldırılar karşısında bir lojistik koridorun açılması” da vardı.

Müslim “Kobane kazanımlarımızı kolay elde etmedik, kolay da bırakmayacağız, bu konuda kararlıyız” mesajını verdikten sonra “Tanınmak istiyoruz” talebini dile getiriyordu mesajında.

Talepler sadece Müslim’in Eş Başkanı olduğu Kobane Kantonu ile sınırlı değildi. İletilen mesajda Rojava Özerk Bölgesi’ni oluşturan Cezire ve Afrin kantonlarına ilişkin olarak Türkiye ile yaşanan sorunlar da vardı:

“Öncelikle Nusaybin, Kızıltepe-Şenyurt (askeri kapı) kapılarının yardım ve insani geçişler için açılmasını talep ediyoruz. Buralardan hasta almıyorlar, heyet almıyorlar, yaralı almıyorlar.”

Cezire Kantonu’na Türkiye’den açılan bu kapılarla ilgili talepten sonra gelen cümle “Özellikle zorluk çıkartanlardan…” diye başlıyor. Devamında, söz konusu yerde görevli bir mülki amirin “İçişleri Bakanlığı'ndan yazılı emir gelmeden parmağımı kıpırdatmam” dediği, ancak gelen emrin, iki gün jandarma, üç gün vilayette dolaştırıldığını anlatıyor.

Yine aynı bölgede görevli bir rütbeli askerin çıkardığı zorluk anlatılıyor Müslim’in Davutoğlu’na gönderdiği mesajda. Örneğin söz konusu komutanın HDP Milletvekili Gürsel Yıldırım’a “Bundan sonra buradan kimse giremeyecek” diye çıkıştığı, sonunda da öyle olduğu aktarılıyor.

Bu iki görevlinin adlarının, görevlerinin ve rütbesinin açıkça belirtildiği mesajda “Sadece TC kimliği olanlar içeri alınıyor Şenyurt’tan. Zorluk çıkartan da bu iki görevli” (adları bizde saklı) deniliyor.

Zeytinyağı satışına kolaylık talebi

Müslim’in Başbakan Davutoğlu’na ilettiği mesajda yer alan sorunlar ve talepler sadece Cezire ve Rojava kantonlarıyla ilgili değil.

Bilindiği gibi Rojava bölgesinin en batısında yer alan Afrin Kantonu önemli bir zeytinyağı üreticisi. Müslim mesajında bu yağların Türkiye dışındaki ülkelere satılabilmesi için de kolaylık gösterilmesini istiyor:

“Afrin’in zeytinyağının satışı için transit olarak yola ihtiyacımız var. En yakın kapı ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) kontrolündeki Öncüpınar kapısından bu sağlanabilir.”

Kobanê Kantonu Eş Başkanı Enver Müslim’in Celalettin Can aracılığıyla Başbakan Davutoğlu’na ilettiği sorunlar ve talepleri böyle.

ABD Kobane’ye üç uçak dolusu daha askeri yardım attıktan sonra birileri çıkıp “Zaten biz bütün bu sorunların çözülmesi gerektiğini Obama’ya söylemiştik, çok geç kaldılar” derse şaşırmam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.