İran'ın kara parası Türkiye'de mi aklanıyor?

Geçtiğimiz Cuma günü İstanbul Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilen ‘17 Aralık Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Soruşturması’na yönelik çok önemli belgeler ortaya çıktı. Karşı Gazete’nin ulaştığı belgelere göre, Türkiye'deki kamu bankalarından biri İran’ın kara parasını aklamada çok önemli bir unsur olarak kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2013 yılının Aralık ayında İran için almış olduğu ambargo kararını Türkiye de tanımış, bu karar doğrultusunda; İran ve İran vatandaşlarının sahip olduğu şirketler, bütün dünyada ticaret sistemi denetlemesi altına alınmıştı.

Bu yaptırımı ciddiye almayan İsviçre bankaları ilk hedef olarak inceleme altına alınmış, dört büyük İsviçre bankası 15 Milyar USD para cezasına çarptırılmıştı.

İsviçre bankalarına uygulanan bu ceza sonrası, dünya bankacılık sistemi kanalı ile İran vatandaşlarına ait olduğu tespit edilen bütün banka işlemleri donduruldu.

TÜRK BANKALARI SIKI TAKİBE ALINDI

Dünya bankacılık sisteminin almış olduğu bu karar doğrultusunda, Türk bankaları da ciddi şekilde uyarılmıştı. Yapılan bu uyarılar doğrultusunda TÜPRAŞ ve BOTAŞ ödemeleri için Türkiye'deki kamu bankasında bir hesap oluşturulmasına izin verildi.

Uluslararası kurul tarafından onay verilen söz konusu kamu bankasına İran devlet hesaplarından, ambargo harici ödemelerin yapılmasına da müsaade edildi.

ALTIN TİCARETİ İZLEMEYE TAKILDI

Karşı Gazete'den Emre Erciş'in haberine göre; Kamu bankasında bulunan ve uluslararası kurul tarafından onay verilen İran devleti hesaplarından yapılan altın ticaretinin anormal şekilde artış göstermesi söz konusu o kamu bankasının izlemeye alınmasına sebep oldu.

Yapılan bu izleme neticesinde, sahte faturalar ile Kapalıçarşı kanadından, ciddi para aklama operasyonları tespit edilirken, MASAK da bu konuda raporlar hazırladı.

Kapalıçarşı’ya bir çok baskın gerçekleşirken, şişirme olarak yapılan altın ticaretinin önüne engeller konuldu. Bu kapsamda Rona Döviz, İstanbul Altın Rafinerisi ve Nadir Metal şirketleri inceleme altına alındı.

AVRUPA İLE İRAN ARASINDAKİ KÖPRÜ; TÜRKİYE

Türkiye’de bu gelişmeler yaşanırken incelemenin bir ucu da Avrupa’ya uzandı. Avrupa’daki bankalarda bulunan İran mevduatlarının Türkiye üzerinden İran’a gönderildiği iddia edildi.

Konuyla ilgili olarak, Alman Deutchebank kanalıyla çok ciddi mevduat transferleri Türkiye’deki iki kamu bankası üzerinden yollanıdığı öne sürülürken transfer sırasında USD biriminde olan mevduatlar, BM takip komitesi tarafından durduruldu.

BM Takip Komitesi tarafından durdurulan USD mevduat kanalı tıkanınca EURO biriminde para transferi yapılmak istenmiş. İngiltere’de bulunan offshore fon şirketleri üzerinden Türk şirketlerine fon satışı işlemleri ile para girişi sağlaması da ABD engeline takılarak önlendi.

RANT PARASI ÜLKE KASASINA DEĞİL, YANDAŞIN CEBİNE GİRDİ

BM’nin İran’a yönelik ambargo kararı ile BM Takip Komitesi ile ABD tarafından durdurulan transfer işlemleri, İran’da kaos yarattı. İran Tümeni (Riyal) serbest piyasada bir anda %100 artış gösterirken, serbest kur sistemi olmayan İran devleti, resmi kur uygulamasına devam etmek zorunda kaldı.

Yaşanan bu durum bir ara İran’da üç farklı kur oluşmasına neden olurken, sonraki süreçte iki farklı kura geri dönülmüştür. Konuyu daha iyi anlayabilmek adına örnek verecek olursak:

Devlet Kuru: 2.200 TÜMEN

Serbest Piyasa Kuru: 4.400 TÜMEN olmuştur.

Ortaya çıkan bu durum, Türkiye ve Avrupa’daki paraların İran’a girişinde ciddi miktarda haksız kazancın oluşmasına neden oldu.

İRAN İLE TÜRKİYE’NİN GAYRİ RESMİ TEMASI

İran ortaya çıkan bu tablo karşısında Türkiye ile gayri resmi temasa geçerek, bu kur farkı durumunu her iki ülke için ranta dönüştürmeye çalıştı. BM takip komitesi raporlarına göre Türkiye ile İran arasında bu konuda ittifak sağlanırken, her iki ülkenin bu işlemleri yürütecek kişileri dahi anlaşmalı olarak belirledikleri iddia edildi.

Türkiye ile İran arasında gerçekleştiği iddia edilen bu ortaklık sayesinde; 1 yıl içinde Çin, Ukrayna, Rusya bankaları aracılığı ile Türkiye'de bulunan o kamu bankasına 40 Milyar USD üzerinde para sevkiyatının yapıldığı öne sürüldü.

BM takip komitesi raporlarına göre, bu işlemlerle her yollanan 1 USD’nin 30 cent’i rant olarak Türkiye’de dağıtılırken, bu dağıtımda MASAK’dan kişilerin bulunduğu, MASAK başkanı bilgisinde gerçekleştiği ve dönemin MASAK başkanı Mürsel Ali Kaplan’ın bu belgelerin sızmasını engelleyemediği için görevden alındığı iddia edildi.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.