İki amiralin sitemli vedası

İki sınıf arkadaşının kaderleri de aynı oldu. Askeri Cezaevinden Silivri Cezaevine nakledilirken isyanlarını da ortak açıkladılar: Üniformamızın siyahına toz kondurmadık, beyazına leke sürdürmedik . Onları kirletmeye çalışanları unutmayacağız. Kendi askerine bu haksızlığı reva gören, sivil-asker Devletin bugünkü sahiplerine hakkımızı helal etmiyoruz.

Semih Çetin ve Soner Polat Deniz Harp Okulundan sınıf arkadaşı. Bülent Alpkaya’nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı döneminde birisi genel sekreteri, diğeri özel sekreteriydi. İkisi de tümamiral oldu. Çetin, Gölçcük Donanma Komutan Yardımcılığı, Polat Deniz kuvvetleri Motunalığı’nnın Lojistik Başkanıyken “Balyoz Davası”ndan tutuklandılar.  Askeri cezaevinde aynı odada kaldılar. İkisine de 18’er yıl ceza verildi. YAŞ kararıyla emekliye sevk edildiler. Üst makamlara “TSK’dan ayrılıyoruz” başlıklı ortak veda yazısı gönderdiler. İkisi de bundan sonra da ulusumuzun hayati çıkarları için canlarını seve seve vermeye hazır olduklarını belirttiler.

41 yıl Cumhuriyet donanmasına hizmet veren iki tümamiral, 30 Ağustos’da  emekliye sevk edildi. Üst makamlara gönderdikleri “TSK’dan ayrılıyoruz” başlıklı vedalarında, “TSK’ dan huzur içinde ayrılıyoruz. Çünkü bu yüce kurum ve özellikle Atatürk Cumhuriyeti’ nin tüm değerlerine her hâl ve şartta bağlı kaldık. Bu bağlılığımızı, ağır hapis cezası ile yargılandığımız mahkeme heyeti huzurunda şöyle haykırdık:

Kendi ülkemizde esir düştük
“Ben Tümamiral Semih Çetin: Kendi ordusuna ve donanmasına komplo kuracak kadar alçalmış bir çetenin yarattığı bir ihanet surecinden geçiyoruz. Kendi ülkemizde esir düştük. Bir asker için en büyük onur şehit olmaktır. En büyük utanç ise düşmana esir düşmektir.

Ama bu esaret, şimdi olduğu gibi canımdan çok sevdiğim ülkemin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki, özellikle de Kıbrıs’taki ulusal çıkarlarını koruduğum için beni tasfiye etmek isteyenler ile onların içerideki işbirlikçileri tarafından hedef alınmanın bir sonucuysa ben bundan ancak onur duyarım. Hepsinin benzer nedenlerle hedef alındığına inandığım arkadaşlarım hapis yatarken ben dışarıda kalsaydım zaten kahrımdan ölürdüm. Hasdal’da geçirdiğim günler benim için asla bir mağduriyet değil, gelecek kuşaklara bırakacağım şeref madalyasıdır.

Pişkin seyirci olmaktansa
Ben Tümamiral Soner Polat: Türk  devletinin  kuruluş  ilkelerine sözde değil özde,   kalben bağlı  bir Cumhuriyet amirali olarak bu salonda ve diğer mahkeme salonlarında suni davalarla esir alınan tüm Atatürkçü, onurlu ve kahraman silah arkadaşlarımla aynı kaderi paylaşmaktan ve aynı havayı teneffüs etmekten son derece mutlu, kıvançlı ve gururluyum.

Eğer Cumhuriyet ve  Türk Silahlı Kuvvetleri,   içten ve dıştan ağır bir saldırı altında iken, dışarıda pişkin ve kayıtsız bir seyirci olsaydım, öncelikle kendimden şüphe ederim; ailem, yakınlarım ve gerçek dostlarım beni lânetlerdi. Bugün görünüşte kaybetsek bile, tarihin şaşmaz adaleti, bizlerin haklılığını ve doğru tarafta olduğumuzu günün birinde mutlaka ortaya çıkaracaktır.

18 yıl cezayla görevimi taçlandırdık
Bunca yıllık hizmetimizin karşılığı olarak sahte dijital delillerle 18 yıl hapis cezası aldık. Bu ceza ile görevlerimizi taçlandırdığımıza inanıyoruz. Ülke için bir bedel varsa tabii ki ödeyeceğiz. Bunda büyütülecek bir şey de yoktur. Haksız yere tutuklanarak gönderildiğimiz Hasdal’ da sevdiklerimizden ayrı küçücük bir koğuşta uykusuz geçen geceleri, avluda volta atarak geçen günleri, çok önemli günlerde sevdiklerimizin yanında olamamanın hüznünü elbette hatırlayacağız. Ama bunlar biz deniz subayları için olağan, görevdeyken de yalayabileceğimiz şeyler.

Tırnaklarımızla kazıyarak şanla şerefle oluşturduğumuz kariyerlerimizin mahvolması da umurumuzda değil. Çünkü bizler para pul, mevki, makam için bu görevleri yapmadık Devlet görev verdi, yıllarca hizmet ettik. ‘Artık size ihtiyaç kalmadı’ dediğinde de şimdi olduğu gibi çekip gitmesini biliriz.

Bu haksızlığı reva görenler
Bugüne kadar siyahına toz kondurmadığımız, beyazına leke sürdürmediğimiz üniformalarımızı kirletmeye çalışanları unutmayacağız. Bunu hazmedemiyoruz. Devletin buna izin vermesini kabul edemiyoruz. Kendi askerine bu haksızlığı reva gören, sivil-asker devletin bugünkü sahiplerine hakkımızı helal etmiyoruz.

Bütün rütbelerimiz ve ayrıcalıklarımızdan arınmış olarak, Atatürk
devrimlerinin ve Cumhuriyetin gerçek sahibi olan ve bu maksatla ataları gibi yedi düvele meydan okuyan, korkmayan, sinmeyen, masanın  altına saklanmayan her türlü bedeli göze alan Büyük  Türk Milletine, Türk Silahsız Kuvvetlerine sade birer nefer, Mustafa Kemal’in birer askeri olarak katılıyoruz.

Türk Bayrağı’nın, bu ülkenin sınırları içinde kalan her yerde sonsuza kadar dalgalanması ve ulusumuzun hayati çıkarları için canımızı seve seve feda edeceğimize Yüce Türk Milleti önünde namus ve şeref sözü veriyoruz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.