İhsanoğlu'ndan Erdoğan'a: Çarkçılık Nedir Bilmem, Benim Gemim Yok



Cumhurbaşkanı Adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, kendisine "çarkçı" diye lakap takan Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan'a Hucurat Suresi'yle yanıt verirken, "Dün de 'çarkçı' demiş bana. 'Monşer' diyor. Ben çarkçı kardeşlerime saygım sonsuzdur. Ben çarkçılık nedir fazla bilmem çünkü gemim yok, gemicilik de yapmadım. Ama şu memlekette, şu dünyada çarkçılık yapan bir çok insan vardır ve onlar helal para kazanıyorlar, haram para değil. Helal para kazanan insanlara saygılı olmak lazım. Çarkçıda olsa dümenci de olsa çok tuhaf şeyler bunlar. Devletin zirvesi için bahsediyoruz bunu söyleyen mahallede kavga eden bir genç değil, Sayın Başbakanımız." dedi.

"SINIRILARI KALDIRDIK YERİNE KEVGİR GİBİ BİR ŞEY YAPTIK"

Cumhurbaşkanı Adayı İhsanoğlu, STK temsilcileriyle Hatay Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal tesislerinde bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan İhsanoğlu, Hatay'ın birkaç seneden beri huzursuzluk içinde yaşadığını belirterek, "Artık Halep'e Şam'a gidemiyoruz. Yollarda yazıyor "Halep, Şam' diyor. Ama gidemiyoruz. Neden? Sınır mı yok? Sınırları kaldırdık ama yerine kevgir gibi bir şey yaptık. Sınırlar kevgir gibi bir şeye dönüştü. Sınırlardan insanlar, ticaret, hizmet gitmiyor. Teröristler gidip geliyor, Teröristler. Sınırlar teröristlerin kullanımında ve insanlar öldürmek için geliyorlar böyle bir duruma düşmek ne kadar acı bir şey. Niye bu noktaya geldik biz? Hangi dahiyane siyasetin eseridir bu? Biz bu komşularımızla asırlar boyu yaşadık. Kim bu hataların, felaketin sorumlusu? Sizler misiniz? Suriye halkı mı? Hayır, yanlış siyasettir. Ve kara emeller" dedi.

"ÇAPULCU DENİLEN VE BURADA ÖLEN 3 EVLADIMIZI RAHMETLE ANIYORUM"

Kutuplaşmadan uzaklaşılması gerektiğini kaydeden İhsanoğlu, "yani nerede görülmüş ki bir iktidar, bir siyasi anlayış kendine oy verenler vatanperver, kendine oy vermeyenler hain. Böyle bir şey olur mu? Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmuş değil" diye konuştu.

Türkiye'nin bir zamanlar kızlarını başörtüsü kavgasından dolayı ayırdığını belirten İhsanoğlu, "Bugün Allah'a şükür bu kavgayı bitirdik. Eskiden "sıkmabaş' denirdi kızlarımıza ben buna karşıydım. Bugün bazı gençlerimize de "çapulcu' deniyor. Ne kızlarımıza "sıkma baş' diyelim ne gençlerimize "çapulcu' diyelim. Bu "çapulcu' denilen gençlerimizden 3'ü buradan yetişmiş evlatlarımız. Ve biz gelirken bu vefat eden evlatlarımızın adına 3 tane cadde gördüm ve onları rahmetle andım. Bir kez daha burada rahmetle anıyorum" dedi.

"DİYARBAKIR'DA BAYRAĞI İNDİREN O SOYSUZ ÇOCUK HALA BULUNMADI"

Türkiye'nin çok büyük bir tehlike karşısında olduğunu belirten İhsanoğlu, "Bize halk diyor ki "biz geceleri IŞİD'in tehlikesinden korkuyoruz.' Biz diyoruz ki "korkmayınız bu vatanın savunucusu olan ordumuz var. Kolluk güçlerimizi var bunlar bizi koruyacaktır.' Fakat vatandaşın gönlüne bir şüphe düştü başka yerlerde bayraklar indiriliyor, kimse bir şey yapmıyor. Askeri üste indiriliyor, kimse bir şey yapmıyor. Hala o cani, o küstah çocuk "teşhis edildi' denildiği halde hala yakalanmadı. Diyarbakır'da bayrağı indiren o soysuz çocuk hala bulunmadı. Bir çok terörist hadisesinin üstü örtülüyor. Ne olduğu, kim yaptığı belli değil. Biz faili meçhul cinayetlere giriyoruz. Türkiye'nin buna tahammülü yok" dedi.

"KABAHAT BUNLARI BURAYA GETİRENLERDE"

Hatay'da büyük bir sıkıntı olduğunu kaydeden İhsanoğlu, 100 binin üzerinde Suriyelinin burada bulunduğunu belirti. Suriyelilerin Arap dünyasında Türkiye'ye en yakın topluluk olduğunu belirten İhsanoğlu, "Türkiye'ye sığınan 1 milyon insan var. Bu insanlara "gelin' dendi. Onlar kendilerinden gelmediler. Bir kısmı zorlandı geldi. İlk hadiseler olduğu zaman. Sonra bizim yetkilerimiz, büyüklerimiz "gelin, bütün Suriye gelsin' dedi. Peki bu da güzel bir şey. Sen bunun hazırlığını yaptın mı?" diye konuştu.

Çadır kentlerin dışında bulunan Suriyelilerin durumunun kötü olduğuna değinen İhsanoğlu, "Hayatlarını idame ettirmek için ne yapsınlar? Bir de kendimizi onların yerlerine koyalım. Ben onlara çok acıyorum. Bazen kanunsuzluk yapıyor ve bu tabi kabul edilmez ama mazur görmek lazım. Ama kabahat bunların değil. Kabahat bunları buraya getirenlerde. Bunları sokakta bırakanlarda. Bugün de "bunların dilenmesine engel olacağız' diye büyüklerimiz beyanat veriyorlar. Peki dilencilik yapmayacakta ne yapacaklar? Nasıl hayatlarını geçindirecekler? Bunların çadır kentlerine, zapturapt altına ve onurlu bir hayat askeri de olsa insan haysiyetine yakışan bir hayata terfi etmesi lazım. Bu devletin birinci görevi" dedi.

ERDOĞAN'A HUCURAT SURESİ'YLE YANIT

İhsanoğlu konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. İhsanoğlu, "Adaylığınızı açıkladığınız günden bu yana sakin ve vakur bir politika güdüyorsunuz, diğer adayların sert bir üslubu gelişiyor bu üslubunuzu değiştirecek misiniz?" sorusuna şu şekilde cevap verdi:

"Cumhurbaşkanı seçilecek insanlar, birbirine nasıl hitap etmeli. Türkiye'nin milletimizin devletimizin. Türkiye'nin en yüksek makamına gidecek insanlar nasıl konuşmalı böyle mahalle kavgası yapar gibi mi konuşmalı? Bu Türk terbiyesine, örf adetlerine, devlet geleneklerine yakışan bir şey mi? Peki hadi diyelim ki Türklük referansı bazıları için rahatsızlık sebebi oluyor, ben size dinden referans vereyim. Hucurat Suresi, Hucurat Süresi'ni örnek verdim. Hucurat Suresi'ni mealen okuyayım. Diyor ki Cenab-ı, "Ey iman edenler. Hiçbir kişi ve zümre bir diğer kişiyi alaya alıp hor görmesinler. Belki diğerleri berikilerinden daha değerli olabilir' yeni siz başkalarıyla alay etmeyiniz. Bunu Cenab-ı Allah söylüyor. Kime hitap ediyor iman edenlere. Biz de Allah'a şükür iman ediyoruz. "Yine bir kısım kadınlar diğerlerini hor görmesinler' Yani hitap iman eden erkeklere ve kadınlara. "Alay etmeyiniz. Asla birbirinizi itibardan düşürmeyeniz. Düşürmek için karalamayınız. Ve lakap takmayınız.' Biri bana dün lakap takmış. Cenab-ı Allah diyor ki "lakap takmayınız.' Şimdi bunu Hucurat Suresi'nde diyor ki "Ey iman edenler, birbirinizle alay etmeyiniz. Birbirinize lakap takmayınız. Kötü lakap takmayınız' diyor. "İman ettikten sonra sapıklık anmak, anılmak ne berbat şey' yani bunu sapıklığın anılması gibi berbat bir şey olarak gösteriyor. "Bu davranışlardan pişmanlık duyup vazgeçemeyenler ise zalim olanlardır.' Yani, "Başkasına hakaret eden, alay eden, lakap takan insanlar ve bundan vazgeçmeyenler zalimdir' diyor. Cenab-ı Hak diyor bunu ben söylemiyorum. Zalim diyor, zalim. Şimdi Kuran-ı Kerim'e inanıyor muyuz? Hani biz çok dindardık, hani biz dini imanı kimseye bırakmıyorduk? Çok ayıp ya, çok ayıp. Mahalle kavgası. Bütün dünya takip ediyor bizi, hem Batı takip ediyor hem İslam dünyası, komşularımız, Türk dünyası böyle ikinci bir örnek var mı? Cumhurbaşkanı adayı çıkıyor birilerine lakap takıyor. Her gün gir şey uyduruyor. Çok tuhaf. Dün de "çarkçı' demiş bana. "Monşer' diyor. Ben çarkçı kardeşlerime saygım sonsuzdur. Ben çarkçılık nedir fazla bilmem çünkü gemim yok, gemicilik de yapmadım. Ama şu memlekette, şu dünyada çarkçılık yapan bir çok insan vardır ve onlar helal para kazanıyorlar, haram para değil. Helal para kazanan insanlara saygılı olmak lazım. Çarkçıda olsa dümenci de olsa çok tuhaf şeyler bunlar. Devletin zirvesi için bahsediyoruz bunu söyleyen mahallede kavga eden bir genç değil, Sayın Başbakanımız. Ya biz yola çıktığımız gün dedik ki, "Bu yarış medeni ölçülerde yapılmalı, çelebice yapılmalı. Efendice yapılmalı.' Ben bu efendiliği bırakmadım. Ben Türk oğlu Türk'üm, ben bu devletin geleneklerine sadığım."

İhsanoğlu konuşmasının ardından künefeye şerbet döktü ve Azerbaycan bayarağı ile fotoğraf çektirdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.