HDP: Davutoğlu'yla yapılan görüşme çarptılıyor, KCK adına kimseye söz verme yetkimiz yok

HDP yönetimi, Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu'nun BaşbakanAhmet Davutoğlu'na atfen, "Kandil'den onay alan HDP, 15 Ekim'de haraç toplama, yol kesme, kimlik kontrolu gibi tek bir illegal faaliyet kalmayacağını söyledi" sözlerine ilişkin olarak açıklama yaptı. "Bayramoğlu'nun aktardığı bilgilerin içeriğinin çarpıtılarak yansıtıldığını" ifade eden HDP, "Kamu güvenliğinin tesisi açısından KCK adına kimseye söz verme yetki ve mecburiyetimiz yoktur" dedi. "Kamu güvenliği ile ilgili konularda HDP Heyeti, üzerine düşen sorumluluk gereği mesajların karşılıklı iletilmesini sağlamıştır" denilen açıklamada, "Bu durumun ‘HDP verdiği sözü tutmadı’ şeklinde yansıtılması doğru değildir" ifadesi kullanıldı.

Bayramoğlu'nun iddiasında yer alan söz konusu anlaşmaya rağmen Kobanê eylemlerinde yaşanan olaylar, Davutoğlu tarafından “tutarsızlık” olarak addediliyor.

HDP'den yapılan yazılı açıklama şöyle:

Bugün Yeni Şafak Gazetesi’ndeki bir köşe yazısında heyetimizin hükümetle yaptığı görüşmeler ve dile getirdiği hususlar ne yazık ki içeriği çarpıtılarak, özünden saptırılarak yansıtılmıştır.

Yazıda, “Sayın Başbakanla görüşmemizde 15 Ekim’e kadar tüm eylemlerin durdurulacağı garantisi verdiğimiz” iddia edilmektedir.

HDP Heyetinin kamu güvenliğinin tesisi açısından KCK adına kimseye söz verme yetkisi ve mecburiyeti yoktur. Kamu güvenliği ile ilgili konularda HDP Heyeti, üzerine düşen sorumluluk gereği mesajların karşılıklı iletilmesini sağlamıştır. Bu durumun ‘HDP verdiği sözü tutmadı’ şeklinde yansıtılması doğru değildir.

Kaldı ki, heyetimiz Kobane’deki gelişmelerle ilgili olarak AKP’nin politikalarının Türkiye içinde de ciddi toplumsal olaylara yol açabileceği kaygısını daha en baştan hükümetle paylaşmıştır. Hem Kobane hem çözüm süreciyle ilgili mekanizmaların hızla devreye girmesinin toplumda birikmiş olan güvensizliği ve tepkiyi azaltacağını, sürecin normalleşeceğini açıkça ifade ettik. Bunun için gerekli mekanizmaların kurulması noktasında ortaklaşmaya hazır olduğumuzu açıkça belirttik.

Diğer yandan daha önceki Kandil ziyaretlerimizde hükümetin yol haritasını KCK’ye sunduğumuz ve KCK’nin mutabakata vardığı yönündeki iddialar da tümüyle gerçek dışıdır.

Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki; heyetimize verilen metin bir yol haritası değildir, Hükümetin hazırladığını ifade ettiği yol haritası çalışmasının başlıklarını içeren tek sayfalık bir taslaktır. Bu tek sayfalık taslak 16 Ekim’de heyetimize verilmiştir. Heyetimiz, (2 gün sonra) 18 Ekim’de Kandil’e yaptığı ziyarette KCK yetkililerine bu tek sayfalık taslağı iletmiştir. KCK yetkilileri, yol haritasının kapsamlı olarak hükümet tarafından hem HDP’ye hem de kendilerine sunulmamış olmasını eleştirmiştir. KCK, ön taslakla ilgili düşüncelerini gerekli değerlendirmelerden sonra heyetimize aktaracaklarını ifade etmiştir.

Kandil ziyareti sonrası henüz hükümet yetkilileri ile bir görüşme gerçekleştirmedik.

Tüm bu gerçekler ortadayken heyetimizi suçlayıcı, yaptığı görüşmelerin içeriğini çarpıtan, kamuoyunu yanlış bilgilendiren gerçek dışı haber ve yorumlar ne yazık ki çözüm sürecine hizmet etmemektedir. Gerek hükümetin gerekse de medyanın dil ve üslubu süreçle bağdaşmamaktadır.

Bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bu sürecin ilerletilmesi noktasında önem arz etmektedir.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

HDP HEYETİ

Grup Başkanvekilleri; İdris BALUKEN – Pervin BULDAN

İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya ÖNDER

22 Ekim 2014

Bayramoğlu ne yazmıştı?

Davutoğlu Dolmabahçe'de neler söyledi? (Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak) 

Davutoğlu'nun Dolmabahçe'de Akiller Heyeti'ne yaptığı 'kapalı konuşma' kimi yönleriyle pek çok yerde yazıldı, anlatıldı.

Bu konuşmanın önemi, siyasi iktidarın çözüm sürecine, Kabone/Rojava meselesine nasıl baktığını, son olayların devlet tarafından nasıl algılandığını ortaya koymasından kaynaklanıyordu.

Bugün Davutoğlu'nu dinleyelim, yarın yorumlarız.

Bir seçme ve derleme yaparsak kimi konularda mealen şunları söylüyordu başbakan:

Olaylar

-'Bekliyorduk, ama bu boyutta beklemiyorduk. Sezgimiz fırtınanın yaklaştığını gösteriyordu. Bunu ben 4-5 aydır söylüyordum. Bunun için hızlı davrandık. Hükümet programında çözüm sürecine özel bir yer verdik. Benim başkanlığımda bir kurul oluşturduk. Ekim ayı başında kademelendirilmiş bir yol haritasını MİT müsteşarına verdik, gitti İmralı'yla görüştü. İmralı yüzde yüz mutabakatını verdi. HDP gitti teyit aldı. Kandil onay verdi.

Kandile giden mesajımız şuydu:

'Adım atarız ama kamu düzeni konusunda bize teminat vereceksiniz...'

15 Ekim'de haraç toplama, yol kesme, kimlik kontrolu gibi tek bir illegal faaliyet kalmayacağını söylediler. Sonra Demirtaş'la buluştuk. 'Olumlu görüşme yapıldı' diye açıklamada bulunduk 3 Ekim'de.

Tüm bunlar yapılacak, bir kaç gün sonra da, 10 gün sonra her şey bitecek denmemiş gibi, ortalığı kan gölüne çevireceksiniz...'

'Özgürlüklerle sorun çözülür denir. Özgürlükleri alabildiğine yaygınlaştırdık. Ama 6-7 Ekim olayları yine oldu. Demek özgürlükler tek başına bir sihirli değnek değil. Yatırımlar ve kalkınmayla sorun halledilir denir. AK Parti iktidarları döneminde ülkeye yapılan 730 milyar TL'lik yatırımın 166 milyar TL'si bölgeye gitti. Ama olaylar yine oldu. Demek niyet ve irade önemli. Nitekim olaylar patlayınca Demirtaş'la telefonda görüştük. Gençleri çekin dedim. Bana Kobane'ye koridor gibi şartlar söyledi. İstismar etmeyin dedim...'

- '6-7 Ekim olaylarıyla ilgili, 'yetkililer şunu söyledi, bunu söyledi, Kobane'de şu gelişmeler yaşandı ve bir öfke patlaması oldu, kontrol edemedik' demek bizim zekamızla alay etmektir. Biz Patnos'a örneğin, nereden ne kadar adam gönderildiğini, hangi yatırımların hedef seçildiğini, insanların nereden nereye taşındığını bilmiyor muyuz? Yan yana iş yerleri var. Biri yakılıyor, ikisi bırakılıyor, dördüncüsü yine yakılıyor. Neresi kimin, ne yapılacak önceden tespit edilmiş. Devlet binalarına saldırıldı, devlet biziz demek için. AK Parti-HÜDA-Par binalarına saldırıldı, bizden başka siyaset imkanı yok demek için. Valilerle konuştum olay esnasında. Vali Belediye Başkanını arıyor, yangın var itfaiye gönderin demek için. Belediye Başkanı göndermiyor. Buna karşılık Kurtalan'da belediye AK Parti'nin elinde diye şehri cehenneme çevirdiler.

JİTEM bunu yaptığında yanlışsa, örgüt yapınca doğru olur mu? Köy yakmak ile şehir yakmak arasında fark var mı?...'

Rojava

-'Kızıl Elma filan diyorlar ama, Rojava'da oluşan yapı kesinlikle Esad rejimi desteklidir. Geçen sene Salih Müslim'e 'Türkiye'de çözüm süreci sürüyor. Gel rejimle ilişkini gözden geçir, Suriye muhalefetiyle temas kur, Kuzey'de birlikte bir müdafa hattı oluşturun rejime karşı' dedim. Kimyasal silah saldırısından sonra ABD'nin operasyon yapmayacağı anlaşılınca reijimle tekrar görüşmelere başladılar, o yüzden de Cenevre 2'nin dışında kaldılar. IŞİD yanı başlarındaki Arap aşiretlerde katliam yaparken hiç önemsemediler. Sonra IŞİD'le karşı karşıya kaldılar. Yardım için ÖSO'nu, hatta Peşmerge'yi istemediler. Bunlar yapılmasaydı bugün Kobane'de durum böyle mi olurdu?

-' Kaldı ki, Bizim IŞİD'e hiç bir yardımımız olmadı. Ama Kobane'ye çok oldu. Bayramda bile hava operasyonu yapılsın Kobane düşecek diye ABD'yi uyaran biziz. Ama şunu yapamayız: 'ABD askeri gitmeyecek, Türk askeri gidecek...' Bizim görevimiz Türkiye'deki istikrarı korumaktır, oradaki savaşın bir parçası olmak değil.

-Rojava ile bizim iç barışımız arasındaki ilişki şudur: İç barışımız orayı olumlu, ordaki kötü durum burayı olumsuz etkiler. Buna müsaade etmeyiz. Ama barış sürecine Kobane şartı koşulmasını da kabul etmeyiz. Ayrıca burada yaptığımız görüşmelerde Rojava, Kobane düşerse çözüm süreci biter tarzı bir konuşmamız olmamıştır.

Davutoğlu sona doğru şunları ekliyordu sözlerine:

'Ben çözüm sürecinin olumsuz seyredeceği kanaatinde değilim. Çok ciddi bir ümit besliyorum. Yapılan kimi hatalardan ders çıkarılacaktır, süreçler böyle ilerler. ..'

Geri kalan ve değerlendirme yarına...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.