Hakan Fidan olayı, danışıklı dövüş mü?

Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin'in yılan hikayesine dönen Hakan Fidan olayına ışık tutan o yazısı ;

Düne dair üç resim vereceğim önce.

İlki AK Parti grubundan. Başbakan Ahmet Davutoğlu salona giriyor. Gözleri birilerini aramaya başlıyor, bulamıyor.

Etrafındakilere soruyor: Nerede? Cevap alamıyor, gelmemiş. Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın telefonunu istiyor. Neden kendi telefonu, ya da danışmanınkini kullanmıyor? O ayrı soru, belki bir önemi yok, belki var. Arıyor. Dudak okuyanlara tedbir olmak üzere elleriyle ağzını kapatıp konuşuyor. İki yanında oturanlar ne konuşulduğunu duyuyor belli. Sağındaki Elitaş ilgi göstermiyormuş gibi duruyor. Solundaki Mehmet Ali Şahin’in ise yüzünde hafif bir tebessüm... Davutoğlu’nun bakışlarında ne olduğunu öğrenmeye dair samimi bir endişe görülmektedir.

Aradığı kişi İçişleri Bakanı Efkan Ala'dır. Ala'nın bir başka toplantıda olduğu anlaşılmaktadır.



***

İkinci resim Başbakanlık'tan…

PKK ile diyalog süreci masada. 4 Şubat İmralı görüşmesi ardından hala bir açıklama yapılmış değil. Kuliste bir yandan açıklama için 15 Şubat, yani Abdullah Öcalan’ın 1999’da Kenya’da CIA yardımıyla yakalanmasının yıldönümünün beklendiği iddiaları var, diğer yandan görüşmelerin tıkandığı iddiaları. Pürüzler arasında gösterilen Güvenlik Paketi, dün görüşülmesi gerekirken, Davutoğlu tarafından ikinci kez ertelenmiş. O konuda da iddialar var; ertelemeyi sadece PKK’ya değil, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzaklardayken AK Parti grubuna hâkimiyette sorun yaşanabileceği endişelerine bağlayan iddialar.

Önemli bir toplantı yani… Bu defa Ala zamanında orada.

***

Ve istifasını veren MİT Müsteşarı Hakan Fidan da orada... İstifasını 7 Şubat’ta, Davutoğlu’nun dikkat çektiği üzere 2012’de sorguya alınmak istemesinin üçüncü yılında vermişti ama 10 Şubat saat 17 itibarıyla vermişti. Fidan saat 16.30’da Davutoğlu’ndan izin istiyor, mesai arkadaşlarından hayırlı olsun temennileriyle gidiyor, Başbakanlığı 16:40’ta terk ediyor, İsmail Hakkı Musa’nın vekaleti resmen duyuruluyor. (O toplantıda yer alan Davutoğlu’nun sağ kolu Ali Sarıkaya’da adaylık için istifa edip ayrılıyor, ama şu anda konumuzla ilgisi yok.)



Üçüncü resim de işte Fidan’ın o ayrılış resmi.

Erdoğan’ın karşı olduğunu cümle âleme ilan ettiği Fidan’ın istifası Davutoğlu’nca kabul edilmiş, Fidan da sözünden dönmemiştir.

Erdoğan ve Davutoğlu arasında paylaşılamayan eleman Fidan, tercihini Davutoğlu’dan yana kullanmış görünmektedir.

Bu ilk defa olmaktadır. İlk defa, AK Parti’nin en üst katında yaşanan ciddi bir görüş ayrılığı, üstelik öyle kulis bilgisi değil, bizzat Cumhurbaşkanının ağzından duyurulmuş ve Erdoğan’ın dediği olmamıştır; en azından görüntü budur.



***

Muhalefet ise bu konuda ağız birliği etmişçesine tepkisizdir.

Liderler, grup konuşmalarında bu üst düzey çelişkiyi değil kurcalamaya çalışmak, değinmemişlerdir bile. İlk gün grup başkan vekilleri düzeyinde verilen tepkiler de ilginçti.

HDP’li Hasip Kaplan, Erdoğan’ın her uzun seyahat öncesi gündemi değiştirmek için bu tür sansasyonel açıklamalar yaptığına dikkat çekmiş, adeta bu defa tuzağa düşmeyeceklerini söylemiştir.

MHP’li Oktay Vural, MİT’in Erdoğan-Davutoğlu-Fidan yönetiminde zaten devletten çok AK Parti’nin istihbarat örgütüne dönüştürüldüğünü öne sürmüş, adeta şaşılacak bir durum olmadığı vurgusunu yapmıştır.

CHP’li Akif Hamzaçebi’ye göreyse, Erdoğan “tuluat” yapmaktadır. Amacı bir yandan kendisinin kararlarına itiraz edilebilir, çiğnenebilir demokrat bir lider olduğunu, diğer yandan Davutoğlu’nun da kendisinden bağımsız karar alıp uygulayan bir lider olduğunu göstermeye çalışmaktır.

***

Muhalefet partileri bütün bunların gerçek olabileceği, AK Parti’nin tepesinde derin bir kavganın sürmekte olduğu ihtimalini göz ardı etmemekle birlikte, adeta “Yesinler birbirlerini” keyfi içinde gelişmeleri izlemeyi tercih etmiş izlenimi vermektedir.

Akıllarındaki soru, Fidan’ın tercihini gerçekten Erdoğan’ın itirazına rağmen mi kullanmış olduğudur.

Oysa bu defa iş ciddi görünmekte, AK Parti zirvesinde bir iç-iktidar mücadelesi izlenimi vermektedir.

Çünkü Erdoğan’ı bu kadar seneden sonra az çok tanıyoruz.

Kendi itibarını kendi eliyle bu kadar zedeleyecek, otoritesinin çiğnendiği izlenimi verecek bir görüş ayrılığını, yaranın iz bırakacağını bile bile ifşa etmesi, sıradan bir olay değildir.

***

İşin içinde her zamanki gündem saptırma taktiği olabilir elbette.

Ama iç-çelişkiler sadece Fidan ile sınırlı değil ki.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın İstanbul’daki G-20 zirvesinde, Erdoğan’ın yerden yere vurduğu Merkez Bankası ve Başkanı Erdem Başcı’yı övgülere boğmasını rastlantı mı sayalım taktik mi?

Sahi, dünya ekonomisine yön veren en önemli isimlerin bulunduğu böyle önemli bir toplantıda Erdoğan neden yoktu acaba? Bu fırsatı sadece Latin Amerika ziyaretiyle çakıştığı için mi kaçırdı? Zirvenin tarihi çok önceden belliydi. Ziyaretlerin tarihinde ona göre küçük değişiklikler yapılamaz mıydı? Yoksa Erdoğan orada alacağı bazı sorulardan rahatsız olabileceğini mi hissetmişti?

***

Erdoğan’ın bu çıkışında başka tür bir taktik aramak da mümkün aslında...

Örneğin, Erdoğan acaba bu çıkışla AK Parti seçmenine “Bakın en yakınımdakiler dahi gün geliyor bana ters düşüyor” gibi bir mesajla, kendisi dışında parlama ihtimali olan kimse istemediğini 7 Haziran seçiminde Davutoğlu, ya da hatta Ak Parti’ye değil, kendisine oy verilmesi kampanyası başlatıyor olabilir mi?

Bu tür senaryolar aşırı kaçabilir elbette, ama bu bile içeride ciddi sorunların mevcudiyetini, Erdoğan’ın eski gücünü kaybedeceği endişesini gösteriyor olabilir.

Bence biz yine elimizdeki somut göstergelere bakalım. Seçime doğru hükümetin elindeki en yakıcı sorun Kürt meselesiyse ve Fidan’ın son dönemde üstelendiği en sıcak konu buysa sorunu burada aramakta fayda var.

Halen elimizde bütün tabloyu izah edecek kadar bilgi yok belki, ama oldukça paylaşıyoruz işte, şahitsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.