Hakan Fidan en kısa zamanda Öcalan'la görüşecek'
Son günlerde Cumhuriyet gazetesinde müstear isimle kaleme aldığı yazılarla dikkat çeken Mustafa Halif mahlaslı yazar, dün sürpriz bir kararla AKP'den adaylığını çekip yeniden MİT Müsteşarlığı görevine dönen Hakan Fidan'ın aldığı karara ilişkin olarak,  "Erdoğan 'partinin sahibi benim, bakmayın cumhurbaşkanı olduğuma, ne diyorsam o' dedi" ifadesini kullandı. "Fidan’ın dönüşü Kürt siyasi hareketi ve Abdullah Öcalan için aslında sevindirici bir gelişmeydi" diyen Halif, "Fidan’ın en kısa zamanda İmralı’ya gideceğini de dün akşam sıcağı sıcağına konuştuğum kaynak iletti" dedi.

Mustafa Halif'in Cumhuriyet'te "İlk işi Öcalan ile buluşma" başlığıyla yayımlanan (10 Mart 2015) yazısı şöyle: 

Yine tüm televizyon kanallarının altı “kırmızı kırmızı” yanmakta. “Hakan Fidanmilletvekilliği adaylığından yazılı açıklamayla vazgeçti. Başbakan Fidan’’ı yeniden MİT Müsteşarlığı’na atadı.”

Sürpriz mi? Bana değil. 7 Şubat’ta adaylığını; Başbakan Ahmet Davutoğlu’na güvenip Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a rağmen açıkladığı zaman “Onun için sonu hayırlı olmayacak” demiştim. Bu iş sadece demekle olmaz; yazmıştım da. Tabii taraflara ya-kın kaynaklarla konuşarak. Dünkü durumun birkaç açıdan önemi var aslında. Ortaya çıkan durum özetle şu:

1- Erdoğan “partinin sahibi benim, bakmayın cumhurbaşkanı olduğuma, ne diyorsam o” dedi.

2- Davutoğlu parti üzerinde zaten zayıf olan liderlik gücünü iyice zedeledi. Bakanları ‘Saray’da ikinci kez toplayan Erdoğan, Davutoğlu’nun en kritik aday hamlesini “kabinenin gözü önünde” bitirdi. Aslında mart başında, umrede, Erdoğan ile Fidan görüşmüş, Fidan “Siz hangi görevi tevdi ederseniz, onu yaparım” demişti. Ancak aradan bir hafta geçti. Açıklama dün geldi. Fidan’ın geçen hafta pazar günü Erdoğan’la ve dün Davutoğlu ile görüştüğünü eklemeliyim.

3- Dün akşam itibarıyla hem kabinede, hem parti içinde şaşkınlık ve kaos hâkimdi. Abdullah Gül’ün AKP’ye “bu dağınıklığı toparlamak için gelmesi gerektiği yolundaki istek” çoğaldı.

4- Fidan’ın dönüşü Kürt siyasi hareketi ve Öcalan için aslında sevindirici bir gelişmeydi. Her ne kadar Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu İmralı’ya gidip gelmeye başladıysa da kimi tıkanıklıklarda eski hızın yakalanamadığı eleştirileri vardı. Kürt hareketinin 5 Nisan’da Meclis kapanmadan önce hükümetle PKK arasında Dolmabahçe’deki sözlü mutabakatı yazılı hale çevirme isteği süreçte sıkıntı yaratmıştı. (Bu konuda ayrıntılı haber için ANF’de Amed Dicle’nin yazısı okunabilir.) Bir diğer konu Öcalan’ın 21 Mart 2015 Nevruzu’nda alandaki topluluğa görüntülü seslenme isteği. Tüm zorlu alanlar için Fidan’a ihtiyaç olduğu konuşuluyor.

5- Fidan’ın en kısa zamanda İmralı’ya gideceğini de dün akşam sıcağı sıcağına konuştuğum kaynak iletti.

6- Hakan Fidan’nın AKP aday adaylığından, parti binalarından, temayül yoklamalarından çıkıp 30 gün sonra MİT gibi kritik bir göreve geri dönmesi tartışılacak. Zaten MİT ile ilgili var olan “iktidarla-Erdoğan”la fazla yakın ilişki görüntüsü son yaşananlarla iyice tescillenmiş oldu. Artık Türkiye’nin değil, Erdoğan’ın istihbarat örgütü söylemini daha sık duyacağız.

Bu konudaki tartışmalar uzun süre devam edecek. Dün akşam Meclis’te bunun ilk örneklerini gördük. Erdoğan’ın Fidan ayrıldığında yakın çevresine yaptığı benzetmeyle “Uhud Savaşı’nda yerini terk eden “okçu” geri getirildi, ama hem iktidar partisinde, hem muhalefette büyük tartışmalarla birlikte. Sonunu beraber göreceğiz.

Yazıyı Cansu Çamlıbel’in dün Hürriyet’te yayımlanan önemli söyleşisi ile bitiriyorum:

Kuzey İrlanda sorununun çözümünde Türkiye’deki çözüm sürecinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ınkine benzer bir görev üstlenen Jonathan Powell, Fidan sorusuna şu yanıtı verdi:

Hakan Fidan ile Öcalan’ın da bahsettiğiniz türden bir güven ilişkisi geliştirdiğini anlıyoruz. Fidan artık sürecin aktörü değilse ne olur?

Başkalarının işine müdahale etmek istemem ama barış süreçleri yürütülen diğer yerlere baktığınızda, aynı karakterleri aynı görevlerde olabildiğince uzun süre tutmanın önemi ortada. Martin McGuinness ve Gerry Adams tam 8 İngiliz başbakanı gördüler. Bizim başarılı olmamızın sebeplerinden biri 10 yıl boyunca devam edebilmemizdi. Tony Blair de, ben de, Bertie Ahern de 10 yıl boyunca oradaydık. Karakterlerin devamlılığı hayati önemdedir. Teröristler daima aynı personelle devam eder. Hükümetler de bunu yapabilse iyi olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.