Gerçek hedef Bank Asya değil!

“Bizi Erdoğan Değil, Fuat Avni Batıracak” yazımda, Bank Asya çalışanlarından birinin Fuat Avni’ye kızgın olduğunu, “bizi Erdoğan değilFuat Avni batıracak” dediğini yazmıştım. Bu yazıdan sonra, twitter’da bu yazıyla ilgili pek çok paylaşım, yorum görmüştüm. Doğal olarak çoğu, “böyle birisi yoktur, Cemaat’ten kimse Fuat Avni’ye kızamaz, o ne diyorsa doğrudur” yorumları ile o yorumlarla karşılık “Yanıyorsun Fuat abi”, “Yaktın Bank Asya’yı Fuat abi” diye dalga geçen karşıt tweetler gördüm.

 

Bir de bunların yanı sıra, “Evet falan yerdeki şubede bir personel dışarı bilgi verirken yakalandı, gereken yapıldı”, “Evet, maalesef aramızda bazı ak-it personeller var, içeriden kuyumuzu kazıyorlar” tarzında paylaşımlar, yorumlar da vardı. O yazımdan sonra Cemaat’in top sakallarından, en namlı cemaatçi twitter şövalyelerinden Önder Aytaç, bana yönelik ardı ardına tweetler yazmış, tweetlerinde üslubumu, konuları ele alış biçimlerimi beğendiğini, bundan böyle beni takip edeceğini belirterek “Fuat Avni’sini” savunmuştu. Bende ona teşekkür eden, görüşlerimi dile getiren tweetlerle karşılık vermiştim.

 

İşte o günlerde Bank Asya personellerinden on altı kişi daha bana mail gönderdi. Birkaçının haricinde gerisi, “Cemaat’ten çok rahatsız olduklarından, personel kıyımına gidildiğinden, Cemaat’ten emin olmadıkları kişilere güvensiz davrandıklarından, çok hareketli günler yaşadıklarından, bazıları fırsat bulsa kaçacaklarından, yine bazıları twittter’da Cemaat lehine militanca yazmaları için baskı gördüklerinden, bunu dönemin en önemli mücadele şekli olarak gördüklerinden, yazmayanları ya da az yazanları hain gibi itham ettiklerinden” gibi gibi konulara değinmişlerdi.

 

Gerçekten de o günlerde, Bank Asya’dan çok sayıda personelin işine son verildiği, her ne kadar “biz yılmayız, yıkılmayız, dimdik ayaktayız” deseler de,

 

80’den fazla şubeyi kapattıklarını yayın organlarında okudum.Şimdi de, o günden beri “ha bugün ha yarın batacak” denilen Bank Asya’ya TMSF el koydu, Bank Asya’nın patronu % 63 TMSF oldu. Cemaat mensupları yeniden şahlandılar, tweetler harekete geçti. Bir yandan “Bank Asya batmadı, sadece yönetimi geçici olarak TMSF üstlendi” paylaşımları yapılırken, bir yandan da “Aman ha, yarından itibaren Bank Asya’ya gidip mutlaka para yatırın” çağrıları yapıldı. Nitekim hem Cemaat mensuplarından bazıları, hem bazı siyasiler, hatta Fuat Avni bile Bank Asya’ya gidip para yatırdı. Amaç kimileri için “şov”, kimileri için “Bank Asya’yı kurtarmak”, kimileri için de“safını belli etmek”.

 

Doğrusu Cemaat’in direnci, organizesi, çabası, mücadelesi takdire değer. Yani her alanda askeriyeden medyaya, polisten bürokrata, liberallerden bazı CHP’li milletvekillerine, eğitimden bankacılığa, yargıya organize olmaları, savunma yapmaları, örgütlenmeleri, direnç göstermeleri, çaba harcamaları küçümsenecek işler değil. Bu organizeyle “aslında çok güçsüz hale düştükleri” halde “çok güçlü” görünmeye, “çok yalnız kaldıkları” halde “eskisinden de kalabalığız”görüntüsü verme gayreti içindeler, temel amaç bu. Yine de küçümsememek, saygı duymak gerekiyor. ”Gerçek yüzleri”, “Çok maskeli oluşları”, “asıl niyetleri” ne olursa olsun, şu an sadece “kuyruğu dik tutan, ne yaparsanız yapın bu kadar güçlüyüz korkun bizden” imajları ve “sanal görüntüleri” olsa da, kimileri için “çocukça şeyler” görünse de, “her ne” ise“gerçek niyetleri” için böyle mücadele etmek, her yapının, her örgütün, her Cemaat’in becerebileceği bir şey değil.

 

“CHP İÇİNDE BİZDEN OLAN EN AZ 15 MİLLETVEKİLİ VAR”


Ne var ki, sadece sanal alemde güçlüler ve sadece kendilerine buna inandırabiliyorlar. O müthiş organize, çaba, gayret bazen çok basitleşebiliyor, bazen de “çok basit insanlar” tarafından “ayaklara düşürülüyor”. En büyük dezavantajları ise, inandırıcılıklarının olmaması. AKP karşıtlarının çoğu bile onlara inanmıyorlar.

 

Ama sadece sanal medyada kendini güçlü hissetmiyorlar, aynı zamanda kendi sanal dünyalarında buna gerçekten inanıyorlar. Birkaç Cemaat büyüğünden duyduğum CHP ile ilgili sözleri mesela. “CHP içinde ön planda olan Mahmut, Ali ve Muhammed ama onlar gibi en az 15 milletvekilimiz daha var bizden olan.” Ekrem Dumanlı için Vatan Emniyet önünde toplanan Cemaat mensuplarından birkaç kişiden duyduğum “CHP bize destek vermekten korkuyor, bugün yeri göğü inletmeleri gerekirdi tık yok. İnşallah CHP, Cemaat Halk Partisi olacaktır ileride.” sözleri, gerçekten inandıkları sözler. Başka mecralar da duyduğum şu sözler de enteresan: “Allah bize yeni bir hizmet kapısı açtı, dinsiz bilinen CHP ile hizmeti hakim kılacağız inşallah.” Hatta, “Deniz Baykal’ın artık Cemaat’e çok yakın olduğunu, neredeyse cemaatçi sayılacağını” iddia edenler var. Baykal’ı, hicret eden ilk Müslümanları kabul etmiş olan Habeşistan Kralı’na benzetenleri bile duydum. 

 

Bu sözleri münferit bulabiliriz, bazılarının temennisi kabul edebiliriz, saçma diyebiliriz. Belki de öyledir. Ama Gülen Cemaati’nde en tepedekinden en alttakine sözler “aktarmalı” gelir, söylenecek sözler, belirlenen hedefler aynıdır. Ağabeylerin, Zaman yazarlarının, STV muhabirinin, Bank Asya veznecisinin, Cemaatçi polisin, savcının, hakimin, avukatın, bürokratın, öğretmenin, öğrencinin refleksleri de, sözleri de aynıdır.

 

O an yumuşak, efendi konuşulacaksa hepsi öyle olur, sert konuşulacaksa hep birden sert olunur. Bugün AKP’li olunacaksa hep birden AKP’li olunur, yarın CHP’li olunacaksa hep birlikte CHP’li olunur. Bunu hazmedemeyenler zaten “haindir”,çekip giderler. Uyanlar ise asıl Cemaat mensubudur, “mefkure yolcusudur”, neyin ne zaman yapılacağını, söyleyeceğini bilen “ışık süvarisidir”. Hedef nereye ise oraya koşan “neden niçin?” diye sormayan “küheylandır”. Gidenler bu dünyasını kaybedenlerdir, kalanlar ise ahirette inşallah “Gülen’e komşu olacak”, inşallah “Peygamberimizin sevgisini, şefaatini” kazanacak “bahtiyardır”. Onlar yarınlara koşan “ufuk süvarileridir.”

 

İşte bu duyguları kazanırsanız, o gösterilen ufku yakalarsanız, kendinizi bu dava için adarsanız, hem bu dünyada hem ahrette saadeti kazanmanın yolunda samimi olarak, “bu ne saçma şey” demeden, “böyle şey olur mu?” diye itiraz etmeden bulunursanız, Allah yolunda olduğuna da inanırsınız ve her ne söylenirse şeksiz şüphesiz itaat eder, Allah bizzat şahsına emretmiş gibi, Peygamber bizzat sana buyurmuş gibi, Meleklerin görünmez orduları arkandaymış gibi, Sahabeler sanki seninle birlikteymiş gibi, Evliya-ı Kiram sanki sana önünde yol açıyormuş gibi hissederek her denileni yaparsın.

 

Zaman’a bir değil on tane abone olursun, Bank Asya’yı “Okçular Tepesi” yani Peygamberimize zaferi kazandıracak yer iken, terk edildiği için kaybettirdiği yer kabul edip, Bank Asya’ya varını yoğunu yatırmaya gidersin, polissen davan için gerekirse sahte delil bırakırsın, suçsuzsa bile suç üretirsin, savcıysan ya da hakimsen davan için gerekirse hukuku çiğnersin, emir geldiyse hükümeti yıkmaya çalışırsın, Atatürkçü görünülecekse Atatürkçü görünürsün, liberallerle iş tutulacaksa iş tutarsın, başın açılacaksa başını açarsın, her gün her konuda tweet atılacaksa üç beş sahte hesap daha alarak “Sosyal Pencere”nin taglarına tweet atarsın.

 

Allah, Peygamber hoşnut kalacak düşüncesiyle, “ülkenin sırlarını başka istihbaratlara vermeyi”, Türkiye’yi sürekli kötüleyen haberler yapmayı, hatta ülkede “Allah, İman, Hak Hukuk” derken, dış basına “Türkiye’nin Şeriat düzenine geçtiğini, Radikal İslam olduğunu” söylemeyi ve yazmayı davaya hizmet kabul edersin. Dışarıdan “saçma, hayal, bu nasıl bir şeydir” gibi görünen şeyler senin aklına bile gelmez, tersine böyle diyenler “münafıktır, hizmet düşmanıdır, kafirden beterdir” nazarında. Etrafındaki insanların çoğu uzaklaştıkça, bir yandan “tabansızlar, korkaklar, menfaatçiler, üç kuruşluk dünya uğruna ahretini feda edenler” diye kızarsın, bir yandan “hakiki müminler biziz, sınavdan geçen az sayıdaki seçilmişler biziz, onların gitmesi bizi azlık bırakması Peygamberimizin yanındaki sahabeler gibi kılıyor bizi”enaniyetine kapılırsın, kendini Sahabe gördüğün gibi, “Peygamberin Arş-ı Azam perdesini sıyırıp sana selam verdiğini, gerçek ümmetim sizsiniz” diye iftihar ettiğini hayal edersin.

 

BANK ASYA’DAN CEMAAT ŞİRKETLERİNE YÜRÜME OPERASYONU

 

Yukarıda sıraladığım duygular ve atmosfer, çoklarının akıl erdiremediği Cemaat motivasyonudur. O sıraladığım şeyleri Cemaat’in bir kısmı samimi olarak inanıyor ve kutsal bir mücadele için her şeyini feda edercesine çaba gösteriyor. O yüzden ne kadar azalsalar, güçsüz hale düşseler de, çoklarmış ve güçlülermiş gibi görünebilmek için medya ve sosyal medya aracılığıyla, her gün bitmez tükenmez tweet ata ata, kendilerini motive etmeye çalışıyorlar. Sanal da olsa“birbirlerini gaza getiriyorlar”. AKP’den kovulduklarından beri, çok pozisyon, güç kaybettiler, darmadağın olmamak adına sosyal medyada toparlanmaya çalışmak şu anda tek tutundukları dal oldu.

 

 

“Bank Asya batmadı, sadece yönetim TMSF’ye geçti” paylaşımlarını çok yaptılar ve buna seviniyorlar. “Gördünüz mü, işte batıramadılar, güçleri yetmedi” mutluluğunu yaşıyorlar. Oysa, zaten hükümetin derdi Bank Asya’yı batırmak değil ki, yönetime el koyup, oradan Kaynak Holding, Sürat Kargo, Gökkuşağı, FEM gibi Cemaat şirketlerine uzanmak. Hisselere el konulması pek fayda sağlamazdı. Yönetimi devralmakla, hesaplara ve muhasebeye hakim oldular. Şimdiden gelen haberlere göre, personellerden bazıları daha ilk günden itirafçı oldu ve bazı hesap oyunlarını açığa çıkardılar. Yakında çeşitli davalar açılabilir ve bazı firmalara el koyma durumu olabilir.

 

Yani, Bank Asya gerçek hedef değil, asıl hedefe giden bir araç.


Asiye Güldoğan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.