Faiz Lobisinin \'Müslümanları\'

Utku Çakırözer –medyalens

Cumhuriyet Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Gezi Parkı protestolarının sebebini yorumlarken, ‘Bizi faiz lobisi istemiyor’ şeklinde, merhum Necmettin Erbakan’dan zamanında sıkça işittiğimiz bir söyleme sarılması dikkatlerden kaçmamıştır.

‘Faiz lobisi’ sözü, faizden geçinen ve kazanç elde edenlerin lobisi anlamına geliyor. Seçmen tabanının ‘faiz’ konusundaki duyarlılığına sığınan Başbakan, aslında kendi yönetim tarzına yönelik olan bu tepkileri farklı bir kılıfa gizlemek istiyor.
Acaba durum gerçekten böyle mi?

Faizde rekor yılı: 2013

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Maliye Bakanlığı’ndaki görevi sırasında yakından tanıdığı ve son seçimlerde partisinin kadroları arasına kattığı Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu bu konuda çarpıcı bilgilere sahip.
Birincisi, AKP hükümeti 2013 yılı bütçesine sadece faiz gideri olarak rekor bir rakam, 53 milyar lira koymuş. Kuşoğlu’nun deyimiyle, “Faiz lobisinin şikâyet değil, memnuniyetinin olduğu bir dönem içindeyiz.”
Nitekim, Başbakan’ın bugün halka şikâyet ederek paralarını çekmeleri çağrısı yaptığı bankalarımızın, tarihin en kârlı dönemini AKP iktidarı döneminde yaşadığına ilişkin haberler birkaç ay önceki gazete arşivlerinde hâlâ tazeliğini koruyor.

Kandırılan ‘Müslüman faizciler’

Başbakan’ın ‘faiz lobisi’ dediği grubun içine artık Kuşoğlu’nun ‘Müslüman faizciler’ diye nitelediği bir grup da dahil olmuş durumda. Hem de, inançları gereği faize karşı olmalarına rağmen, destek verdikleri AKP hükümeti tarafından göz göre göre kandırılarak!
Kamuoyunun pek bilmediği bu ilginç hikâyenin ayrıntıları şöyle:
Geçen yıl TBMM’de Varlık Kiralama Anonim Şirketi’ni (VKAŞ) ve onun faizsiz kira sertifikalarını hayata geçiren bir düzenleme yaşama geçti.
Amaç, dini gerekçelerle ‘faiz’e karşı çıkan yurtiçinde ve yurtdışındaki mütedeyyin kesimlerin birikimlerini, “faizsiz kira sertifikaları” satarak Türkiye’ye çekmekti. İslami finans çevrelerinde ‘sukuk icara’ adı verilen sistemin işleyişi ise şöyle olacaktı:

Her şey 
sanal kurulmuş

Kurulan VKAŞ şirketi aracılığıyla gayrimenkuller alınacak, onlar kiraya verilecek ve sağlanacak gelir, piyasaya sürülen faizsiz kira sertifikalarını alanlara paylaştırılacaktı. Böylece senetleri alan insanlar faiz almadan, ortaya çıkan ticari faaliyetin kârına ortak olacaktı.
Ancak Kuşoğlu’nun aktarımına göre bunların hiçbiri yaşanmamış: “VKAŞ şirketi gerçek anlamda kurulmadı. Kâğıt üzerinde kurulan bu şirket gerçek bir varlık kiralaması da yapmadı. Yönetim kurulu yok, genel müdürü yok. Sermayesi yok. Varlıkları yok. Defterleri bile yok. Yani her şey sanal!”

6 milyar liralık senet satıldı

Hal böyleyken ‘faizsiz gelir’ vaadiyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalara satılan kira sertifikalarından toplanan para ne kadarmış?
6 milyar lira!
Bunun 1.5 milyar doları yurtdışında, kalanı yurtiçinde satılmış. Bu sertifikalara da Hazine tahvil faizinin biraz altında ‘kira geliri’ diye faiz ödenmiş.

Bakanlıkları kiralamışlar

Peki aslında ne yapılmış? Kuşoğlu onu da anlatıyor:
“Hazine içerisinde bir kâğıda ‘Şirket kurulmuştur’ yazmışlar. Şirkete kâğıt üzerinde bazı gayrimenkuller, bakanlık binaları satılmış gösterilmiş. Ama bunun tescili vesaire işlemi dahi yok. Hepsi kâğıt üzerinde yapılan işlemler.”
Kuşoğlu şu değerlendirmeyi yaparak kararı kamuoyuna bırakıyor:
“O kira sertifikalarında ‘Türkiye Cumhuriyeti’ yazıyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti, ortada olmayan sanal bir şirketin çıkardığı sanal sertifikalara garanti veriyor. Ama bunun da ötesinde binlerce bireyin inançları istismar ediliyor. 6 milyar liralık sertifika çıkarılmış ve Müslüman insanlara dağıtılmış. Onlar da Türkiye Cumhuriyeti’ne güvenerek almış, faizsiz diye. Ama, bu aslında bildiğimiz faiz. Yani binlerce Müslümanı, Türkiye Cumhuriyeti bilerek aldatmış durumda. Nasıl bir devlet bu? İnsanların dinini, inancını istismar eden, hukukun üstünlüğünü hiçe sayan bir devlet mi?”

***

Görüldüğü gibi faize hassas denen kesimler hiç de öyle hassas falan değil. Bal gibi de faiz alıyorlar. Hem de bu konuda en güvendikleri hükümetten…
Başbakan’ın şikâyet ettiği ‘faiz lobisi’ çoktan dönemin ruhuna uymuş ve devlet eliyle ‘İslamileşmiş’ bile…

İlahiyatçılar ‘haram’ diyor

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi 
Doç Dr. Servet Bayındır, Hazine’nin kira sertifikaları 
konusunda yazdığı makalede şu ifadelere yer veriyor:

“Hazine’nin mevcut sertifika uygulaması hukuken ve iktisaden alım ve satım, kiralama işlemi olmadığı gibi fıkhen de değildir. Bu olsa olsa Hazine’nin rehin gösterdiği gayrimenkul karşılığında piyasadan borç para toplamasından ibaret bir işlemdir. Hazine’nin kira bedeli adı altında ödediği meblağ ise gerçekte yatırımcılara vaat edip ödenen faizdir. Bu fıkıhta Beyu’l-istiğlal diye adlandırılan ve fakihlerin büyük çoğunluğu tarafından rehin karşılığı borçtan menfaatlenme ve dolaysıyla faizli olduğu kabul edilen işlemin günümüze uyarlanmış şeklinden başka bir şey değildir. Hazine’nin çıkardığı kira sertifikaları gıdasal ürünlerin genleriyle oynanması örneğinde olduğu gibi, akitlerin yapısıyla/fıtratıyla oynanması sonucu icat edilmiş isim ve görüntü olarak helal, ancak hem hukuk, hem iktisat hem de fıtrat bakımından faizli olup haram niteliklidir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.