Ey dünya, IŞİD'e karşı ayaklanıyorsun da PKK'ya karşı neden ayaklanmıyorsun?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2009’da İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantısında dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile yaşadığı “one minute” olayının ardından Dünya Ekonomik Forumu toplantılarına katılmayacağını, “Benim için Davos bitmiştir. Daha da olsa gelmem” diyerek açıklamıştı. Aradan geçen 3 yılın ardından Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu’nun İstanbul’da düzenlenen bölgesel bir toplantısında konuşmuştu. Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu'nun özel toplantısında 2012'den bu yana  ikinci kez konuştu.

Bir buçuk milyon insanın IŞİD'den kaçarak Türkiye'ye sığındığını kaydeden Erdoğan "Irak ve Ortadoğu'daki ilerleyişine ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da PKK gibi bir terör örgütüne karşı neden ayaklanmıyorsun, niye sesin çıkmıyor, niye ortak mücadele etmiyorsun?" dedi.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan  "Kredi derecelendirme kuruluşları zaman zaman durağan bazen eksiye yönelik saçma sapan açıklamalar yapıyor. Bunlar bilimsel, ekonomik değil" ifadelerini kullandı.

"Cumhurbaşkanı olmam, beni hükümet çalışmalarından asla alıkoymaz" diyen Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

'Terör küresel barışı tehdit ediyor'

Ekonomik krizler, yoksulluk ve gelir dağılımındaki dengesizlikler, enerji kaynakları üzerindeki baskılar, ülkeler ve toplumlar üzerinde çeşitli buhranlar oluşturuyor. Bazı ülkelerde rejimlerin halklarına karşı yürüttüğü sindirme ve şiddet politikaları ağır enkazlar bırakmaya devam ediyor.

Terör daha fazla küreselleşmek suretiyle küresel barışı tehdit eder bir boyuta ulaşıyor. Şu anda Türkiye’de ulusal anlamda bir terörü yaşıyoruz. Bölgesel bir terörle karşı karşıyayız. Bir de uluslararası terörle iç içeyiz. İklim değişikliği, ebola tarzı salgın hastalıklar, çevre kirliliği, göç, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gibi sorunlar da küresel gündemin ilk sıralarındaki yerini muhafaza ediyor.

Tüm bu sorunlar belli ülkeleri, bölgeleri değil yerkürenin tamamını tehdit eder  bir boyuta ulaştı. Ülkelerin tek başlarına bu sorunların üstesinden gelmesi mümkün görünmüyor. Küresel, siyasi ve ekonomik örgütlerin bu sorunlarla baş edebilmesi için güç birliği yapmaları gerekli bir hal aldı.

'Dünyanın kaderini 5 ülkeye bırakamayız'

Esasen bu düşüncelerimi New York’taki BM 69. Genel Kurulu’nun açılışında da ifade ettim. Başbaşa görüşmelerde, iklim zirvesinde ve Genel Kurul’da bu sorunların insanlığı tehdit eder hale geldiğini vurguladım.

Uluslararası siyasi ve ekonomik örgütler, insanlığı tehdit eden sorunlar karşısında maalesef etkisiz kalıyorlar. Başbakanlığım döneminde de birçok yerlerde söyledim. Tekrar ediyorum, dünya 5’ten büyüktür.

Dünyanın kaderini bu 5 ülkenin eline bırakamayız. Artık dünya 2. Dünya Savaşı şartlarını yaşayan bir dünya değildir.

İkili görüşmelerin hepsinde ülkelerin devlet veya hükümet başkanları, “çok haklısın, doğru diyorsun. Dünya 5’ten büyük değildir” diyorlar ama kimse kürsüde bunu konuşmuyor.

Mesele buna inanıyorsak, BM’nin reforme edilmesi gerektiğine inanıyorsak bunun planlamasını yapalım. Ne yazık ki adım atılmıyor. Herkes bir şeylerden çekiniyor, “acaba ben bunu konuşursam a ülke ne der, b ülke ne der veya şu ülke ne der, bu ülke ne der?”

Mesela Sayın Barack Obama “Haklının güçlü olduğu bir dünya” dedi. İstediğimiz bu zaten. O zaman bu 5 ülke dünyanın kaderini etkilememelidir.

Olması gereken nedir? Bir, dönerli sistemin gelmesi lazım. Her kıtadan temsilcilerin temsil edildiği bir BM Güvenlik Konseyi’nin olması lazım. Daimi üye, geçici üye ayrımının olmaması lazım. Bu 15 üye iki yılda bir değişebilir veya yılda bir değişebilir. Sürekli değişmek suretiyle, şu anda 193 üyesi bulunan BM üyesi tüm ülkelere orada sıra gelmelidir. Benim kaderim, şu 5 üyenin iki dudağı arasında olmamalıdır.

Irak’ta zulüm var, Suriye’de zulüm var. Karar verilirken ne deniyor? Güvenlik Konseyi ne der? 5 üye ne der? Geç onu, o 5 üye içinde herhangi bir üye ne der? Tüm dünya bir üyenin iki dudağının arasına mahkum mu? Bunun değişmesi gerekiyor, bunu dillendirmemiz lazım. 193 ülkenin üye olduğu BM’de kararların 5 ülkenin dudakları arasında olması izah edilebilir bir durum değil. Aynı şekilde uluslararası birçok siyasi ve ekonomik örgütün, insani ve vicdani duruş yerine çıkar odaklı bir duruş sergilediğini görüyoruz.

Küresel sorunlar karşısındaki kayıtsızlık, sorunların büyümesinde en büyük etkendir.

'Darbeciler BM'de konuşma yapabiliyor'

Şu anda genelleme yaparak, dünyada demokratik rejimlerden yana mı olacağız, yoksa otokratik rejimlerden yana mı olacağız? Otokratik rejimlerin içinde öyle ülkeler var ki, halkı memnundur. Halk memnunsa diyecek bir şey yoktur. Öyle yerler var ki, halk orada korkuyor herhangi bir şey söylemiyor.
Demokratik rejimlerde de halkın iradesine saygı duyulması gerekir diyoruz. Halk  neyi murad ettiyse ona saygı duyulması gerekir diyoruz. Maalesef halkın iradesinin tecelli ettiği bir ülkede yüzde 52 ile geliyor, kendi bakanı darbesini yapıyor ve o darbeyle beraber meşruiyet kazanıyor. Nerede? Dünyanın değişik yerlerinde, demokrasinin beşiği denen ülke bile kabul ediyor.

BM’de çıkıp konuşmalar yapabiliyor. Şimdi, BM darbecilerin konuşma yaptığı bir yer midir, yoksa gerçekten demokratik yollarla seçilmiş olanların gelip konuşma yaptığı bir yer midir? Halkının memnun olduğu otokratik rejimlerin konuşma yaptığı bir yer midir?

Herkesin gelip konuşma yaptığı bir yerse ayrı mesele. Ben Tayyip Erdoğan olarak demokrasiye inanıyorsam, antidemokratik yollarla iş başına gelenlerle aynı karede yer almam. Almadım da. Onlarla beraber olamam. Ben o zaman kendimi halkıma anlatamam. Çünkü demokrasi mücadelesi öyle sıradan  bir mücadele değil. Bakınız, yoksul, çaresiz ve haksızlığa uğradığına inanan halk kesimleri terörün istismarına açık hale gelmiştir.

'Eyy dünya PKK'ya karşı neden ayaklanmıyorsun?'

Başta terör ve İslamofobi olmak üzere yerel sorunların artık küreselleşmeye başladığını ifade ederek yaklaşan sorunlara işaret ediyoruz.

Şam rejiminin katlettiği insan sayısı 250 bin rakamına, yer değiştirenlerin sayısı artık 7 milyon civarında. Sadece Türkiye’de 1,5 milyona yakın göçmen bulunuyor.

Bakın bütün bu olanlar ortada fakat kimse ey Türkiye, bir buçuk milyon insan senin ülkene geldi. Biz size destek olarak ne yapabiliriz diyen yok. Şu ana kadar BM’den bize gelen para 150 milyon. Bizim harcadığımız rakam 4,5 milyar dolara ulaştı. Nasıl olsa Türkiye alıyor diyorlar.

Kamplar, Türkiye’nin içinde sosyolojik sıkıntılar yaşıyoruz. Bütün bunlara katlanıyoruz. Acaba biz ne yapabiliriz diyen yok. 32 yıldır terörle mücadele ediyoruz. Şu anda ortaya bir IŞİD terörü çıktı. El Kaide’den türedi, Irak’ta ayrıldı, Suriye’de palazlandı, tekrar Irak’a döndü. Şu anda Irak’ın 3’te birini işgal etmiş vaziyette.

Ey dünya, IŞİD gibi bir terör örgütü çıkınca ayaklanıyorsun da PKK gibi bir terör örgütüne karşı neden ayaklanmıyorsun, niye sesin çıkmıyor, niye ortak mücadele etmiyorsun? Dünyada siyaset adalet üstüne kurulu olursa bunun bir anlamı vardır.

'Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruyacak parlamenter sistem gelmeli'

Havadan bomba atmak ancak geçici çözüm sağlar. Suriye’ye öncelikle insani yardım ulaştırılması noktasında acil adımlar atılmalıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyacak bir şekilde herkesin eşit şekilde temsil edileceği parlamenter bir sistem artık ertelenemez bir noktadır. Irak’ta her kesimin temsilini sağlayacak bir reform da gecikmeden hayata geçmelidir. 

'Kredi derecelendirme kuruluşları saçma sapan açıklama yapıyor'


Kredi derecelendirme kuruluşları zaman zaman durağan bazen eksiye yönelik saçma sapan açıklamalar yapıyor. Bunlar bilimsel, ekonomik değil. Bundan önce bir kuruluş da yapıyordu. Biz bedel ödüyoruz. Artık bedel ödemekten çıkalım, düzgün çalışanlarla çalışalım. Şimdi iki tanesi de siyasi kararlar vermeye başladı. Batmış, bitmiş bölgedeki ülkeleri yükseltiyor, Türkiye’yi bu noktada tutuyor. Bu nasıl bir samimiyettir, nasıl bir dürüstlüktür. Olması gereken, bunlara siz yolunuza biz  yolumuza diyeceksin. Biz kredi derecelendirme kuruluşlarıyla bu noktaya gelmedik ki, manşetlerle gelmedik. İşçimizle, çiftçimizle, sanayicilerimizle geldik. Bundan sonra yola onlarla devam edeceğiz.

‘Operasyon hem ırak'ı hem de suriye'yi hedef almalıdır’

Şu anda koalisyon sadece Irak’a yönelik olmaz. Hem ırak hem de Suriye’yi hedef almalıdır. Hem Irak hem de Suriye’yi hedef alacak bir koalisyonun dışında Türkiye olarak biz kalamayız.

Yaptığımız görüşmelerde ben hep şunu söyledim:

1 – Uçuşa güvenli bölge adımını atmalıyız.

2- güvenli bölge şart… 

3 – Eğit donat adımını atmalıyız.

O olmaz bu olur.. hayır üçünün de olması lazım. Biz olaya sadece terör örgütü açısından değil Suyriye rejimi açısından da bakıyoruz.

Soru & Cevap

IŞİD’in elindeki silahlar ABD'nin!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının Kürt gruplara silah yardımı yapılmasına karşı çıktı. Erdoğan, konuya ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi: 

"IŞİD'in elindeki silahlar ABD'nin silahları. Almanya silah gönderiyorum diyor, kime gönderiyor. Yarın bir gün IŞİD'in eline geçmeyeceği ne malum. Bu hafta içerisinde ilgili birimlerimize konuşacağız ve olmamız gereken yerde muhakkak olacağız.Biz bu işin dışında kalamayız. Türk askeri sınırda ne yapıyor şu an, Suriye'den gelenleri engellemeyi çalışıyor. Bunu böyle yapacağımıza orada güvenli bölge ile Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine gönderelim. Irak’ta da terörü arındırarak güvenliği tesis etmek gerekir. Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben de gerçeği söylemek zorundayım."

5 yıllığına Cumhurbaşkanı seçildiniz. 5 yıl sonra neler olacağını düşünüyorsunuz?

Cumhurbaşkanı olmam, beni hükümet çalışmalarından asla alıkoymaz. 2023 hedefleri hükümetimizin olduğu kadar cumhurbaşkanı olarak benim de hedeflerimdir. Eğitimde başarılı olmak en büyük hedefimiz. AB sürecinde ertelenen hedefleri netleştireceğiz. Başbakanımıza "siz yurt içi çalışın ben de ekibimle beraber dünyayı yoğun şekilde dolaşayım ve elbirliği ile güç birliği ile dünyayı hep birlikte ayağa kaldıralım. Güçlünün haklı olduğu bir dünya bizim için dünya değildir. Haklının güçlü olduğu dünya bizim için gerçek bir dünyadır. Bunu hep birlikte başarmamız lazım.”

Barroso da katılıyor

Dünya Ekonomik Forumu'nun "Gelecekteki Bölgesel Kalkınma için Kaynakların Ortaya Çıkarılması" başlıklı özel toplantısı 28-29 Eylül'de İstanbul'da düzenlenecek.

Avrupa Birliği Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, toplantıya 70'den fazla ülkeden yaklaşık 600 üst düzey katılımcı bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın açılışını yapacağı toplantının kapanışını ise Başbakan Ahmet Davutoğlu gerçekleştirecek. Toplantıya devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da katılıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.