Erdoğan\'ın Kabataş iddiasının YALAN olduğu ortaya çıktı-VİDEO

Kanal D'den Kabataş bombası! Gezi Parkı olayları sırasında Kabataş'ta başörtülü bir kadının, bir grup gösterici tarafından saldırıya uğradığı hatta dövülerek cinsel tacize uğradığı iddia edilmişti. Başbakan Erdoğan'ın da dile getirdiği bu iddianın görüntüleri ve polis raporları ortaya çıktı. Görüntülerde, iddia edilenin aksine herhangi bir darp olayının yaşanmadığı, tacize uğradığını iddia edilen kadının ise ifadeye çağrılan hiçbir kişiyi teşhis edemediği belirtildi.

Gezi Parkı olayları sırasında efsanaye dönen o görüntülere Kanal D ulaştı. Gazeteci İsmet Berkan'ın da izlediğini söylediği görüntülerde, iddia edilenin aksine göstericilerle başörtülü bayan arasında herhangi bir fiziki olayın yaşanmadığı iddia edildi.

POLİS RAPORLARI DA AYNI YÖNDE 

Olayın ardından görüntülere dayanarak hazırlanan polis raporunda da iddia edildiği gibi cinsel taciz ve dayak olayının yaşanmadığı, baz istisyonları sayesinde o an bölgede bulunanların ifadeye çağrıldığı, sorgulandığı belirtildi. Yine aynı iddialara göre suç duyurusunda eşgallerini ayrıntılı biçimde veren kadının, emniyette ifadeye çağrılan hiç kimseyi de teşhis edemediği belirtildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kara KAGAN 3 yıl önce

TORUNLARIN YORGO VE AGOP’A UŞAK OLDULAR NENEM

Tabiat Ananın hiç de cömert davranmadığı, sarp ve yalçın kayaları

karlı boranlı dağları vardı Erzurum’un.

Bir zamanlar insanları da yeterince Türk Yeterince Vatansever ve de

Onurlu oldukları için,

Onlarda yalçın kayalar gibi serttiler, merttiler, Dadaştılar.

Soğuk, bıçak gibi keserdi, buz tutardı yüzleri, kaşları bıyıkları buz kesse de

sıcaktı yürekleri.

Ayaz yüzlerini yaktığı gibi bağırları da yanıktı. Kadere boyun eğer

taş basarlardı göğüslerine.

Palandöken dağları gibi onlarda dimdiktiler, eğilmez bükülmez

boyun eğmez ve yaltaklanmazlardı.

Kaderleri kara olsa da İnsan boyu kar yağardı Erzurum’a bembeyaz,

ve Erzurumluların yürekleri mangal, alınları aktı karlar gibi.

İstilacı küresel eşkıyalar ve onların maşaları, Erzurum’u işgal etmeyi,

boyunduruk altına alıp mandalamayı denemişlerdi bir zamanlar,

denemişlerdi ama, pahalıya mal olmuştu kahpe döllerine.

Kabına sığmamıştı Erzurum, köpürmüştü Sakarya gibi, Vatan toprağına

Ayak basan kudurmuş istilacı Ayıları ve ekmeğini bölüştüğü

namert Çakal Sürülerini,

Çoluk, Çocuk, Kadın, Kız, Kızan her biri bir aslan olup,

bozkurt kesilip paramparça etmiş İnlerine geri tepmişlerdi.

Bu böyle devam ede gelmişti Dadaşlar diyarında,

Ta ki, Emperyalizmin yerli işbirlikçisi Devşirme din tüccarları

Erzurumlunun beynini örümcek ağı gibi sarıp, dindarlık numarasıyla

Mankurtlaştırıp, sürüleştirip yumuşakçalaştırıncaya ve kış ortasında

Saflığın temizliğin örtüsü Kar yağmayıncaya kadar.

Üniversite oyunları dolayısıyla Yorgo PAPENDREOU Kardeşi GurgYun Recep

ile beraber bir zamanlar

O Mert ve Başı dik İnsanların yaşadığı Erzurum’a varır.

Erzurumlu da bir heyecan bir sevinç bir karmaşa sorma gitsin.

Yozlaşmış, Karadul ağına düşmüş Erzurumlu, Devşirme Recep’i

biraz insan üstü gördüğü, birazda Recep’e çaktırmadan tapındığı için

Recep’le beraber ve aynı dilden ve aynı soydan gelen Yorgo’yu görünce ,

O da mübarektir! Tanrının seçilmiş kullarındandır diye

Yorgo’yu da bağrına basar.

O kadar bağrına basar ki Yorgo, Türk Yurdunda Türk Milletine

Atina’da konuşuyormuş gibi konuşur ve yüzüne karşı çok rahatça;

“Türk Askeri Kıbrıs’ta işgalcidir Emperyalisttir. İşgalci Türk Ordusu

Kıbrıs’tan çekilmedikçe Türklere AB kapıları kapalı olacaktır.”diye

Yorgo hakaret eder, tehdit eder ama,

Yozlaşan, yobazlaşan, sürüleşen Erzurumlu,Yunan Ordusuna Hilafet Ordusudur

diye fetva veren bir başka dinci Hain,

Şeyhülislam Mustafa Sabri gibi,Türklükten istifa etmişçesine yırtınarak,

Yorgo’ya; “Erzurum seninle gurur duyuyor” diye

slogan atarak alçaldıkça alçalır.

Sokaktaki Erzurumlu, Recep’e ve onun Biraderi Yorgo’ya yaltaklanmada ve

yalakalıkta alçalır da, fakir fukaranın sırtından elde edilen vergilerden maaşını alan

bürokrasi ve devletteki efendi Erzurumlular, dik durabilirler mi?

Onlarda dik duramaz savrulurlar.

Çünkü; din tüccarı karadul örümcekleri, Onların da beyinlerine Arap’ın,Fars’ın

karanlık törelerinin çözülmez koparılmaz Çelik ağlarını ördüklerinden,

Devletteki devletlu Erzurumlularda uşaklıkta geri kalmazlar.

Yolsuzluk ve hırsızlık belgeleri; Bilal’e, Sümeyye’ye, dolayısıyla da,

Baş hırsız, Baş bölücü ve Baş yıkıcı Recep’e dayanır.

Recep, kıstırdığı kuyruğunu kurtarmak için,

İstanbul Emniyetine çizmesini yalayacak bir kurşun asker arar.

Recep ister ki, gelecek olan Müdür, Kendinin, Ailesinin ve Devleti ve

Milleti soyan, soymakla kalmayıp,

Recep’e verdiği rüşvetin acısını Sürüleşmiş milleti sıralayarak çıkaracağını söyleyen,

İş adamı kılıklı soysuz itlerin, talancı, vurguncu kan emici sülüklerin

koruyucusu ve Kara Baş’lısı olsun.

Aranır taranır bir polis bulunamaz. Buluna buluna, özel idarede çalışıp

yeni vali olmuş ama, sadakati çapari bir uşak bulunur.

Potamyalı uçağını Aksaray’a gönderir.

Erzurumlu Salim, apar topar alınarak devşirme Recep’in huzuruna çıkarılır.

Mürit Salim topuklar bitişmiş eller göbekte bağlı ve öne biraz domalık şekilde,

“Beni emretmişsiniz muhterem Başbakanım” der.

Recep anlatır Selami dinler. Selami söylenenlerden o kadar etkilenir ki,

bilenir, nefret, kin ve intikamla dolar.

Selami Artık burun delikleri inip kalkan gözleri kanlanmış ve kafası dumanlanmış

tam bir Alamut Mürididir.

Gece yarısı Özel uçakla İstanbul’a getirilir başlar göreve Selami.

Savcı, operasyonu ihbar eden polis şefinin ifadesini almak ister ama,

Selami “ben izin vermiyorum” diyerek,

Savcıya ilk postasını koyar.

Birkaç gün sonra, Savcı, yolsuz, hırsız, uğursuz ve namussuz 41 kişilik

gözaltı listesi verir Polis Müdürüne,

Bunların içinde Recep’in oğlu Bilal Oğlan’da vardır .

Cumhuriyetin değil de Recep’in Emniyet Müdürü uşak Selami, Bilal ve

Recep’in hırsız taifesinin isimlerini görünce kudurur.

Habeşli siyah Bilal’in pirim yapan şişirilmiş işkence hikayeleri ve kimsesizliği,

Anlayamadığı ve Sorgulayamadığı bir ezikliktir içinde,

imam hatip artığı Selami’nin

Onun için tapındığı manevi dedelerinin, siyah Bilal’i sahipsiz bırakmalarının

suçluluğu psikolojisiyle gariban siyah Bilal yerine,

devleti soyup soğana çeviren,

Oset ve Pontus artığı çifte kavrulmuş devşirme Recep ve Arap Kürt kırması

devşirme Emine’den olma,

dördül devşirme beyaz Bilal’e göğsünü siper ederek,

”sen kimsin de Bilal Oğlan’a ve de Milletin anasına hem küfür edip, hem soyana ”

dokunacaksın diye, Savcıya yalın kılıç savaş açar,

beyni iğfal edilmiş uşak Selami…

Başka bir nankör, başka bir tetikçi, başka bir Kürtleşmiş ve uşaklaşmış

Erzurumlu Türk, Batman’a Vali olur.

Batman’da isyancı Kürtlerin terörist PKK’ların sivil denilen eşkıya örgütlerin,

dostu can yoldaşı ve hamisi olur .

Uşaklığı hıyaneti o kadar ileri götürür ki,

İHD ve hempası PKK’lı derneklerin Türk askerine atılan aşağılık iftiralarına

Taze gelin gibi dört elle sarılarak tarafını seçer Ve

bölücü itlerin kurşun askeri olur.

Kürtçü eşkıyalardan daha azılı MEMET düşmanı olduğunu göstererek,

İsyancı ve terörist kürtlerden, istilacı AB’den ve ABD’den övgüler alır.

Böylece bütün bölücü hain ve işbirlikçilerin kahramanı olarak,

Kandilden Diyarbakır’a, Batmandan Erbil’e ismi,

Kürtçülerin hain tarihine kazılır.

PKK’nın şişirilmiş maskelenmiş başka bir yoldaşı ve can simidi Gaffar Okkan

Hizbullah Tarafından öldürülünce,

Bölücü Kürtler ve PKK Diyarbakır da sahipsiz kalır. Üstelik Orhan Okur gibi,

Terörle mücadeleden gelen bir baş belası Emniyet müdürü

Diyarbakır’a atanmıştır.

PKK ve kravatlı şehir eşkıyaları sıkışır nefes alacak alan ararlar.

Devlette yeterinden fazla Kürtçü vali vardır ama, hiç birisinde kutsanan! Diyarbakır’ı,

Kürtçüleri ve PKK’yı mutlu edecek,

Türk’e ve Cumhuriyete yeterince düşmanlık emareleri görülmez.

Sözde Türk! olmasına rağmen, Kürt valilerden daha çok kürtçü

Batman Valisi Efkan Ala Diyarbakır’a atanır.

Kürtçü Valilerini kaybetmenin Üzüntüsünü yaşayan Batmanda, PKK’lı hain ve

işbirlikçi sivil kalleşler 500 araçlık konvoy oluşturur,

Eski valilerine göz yaşları arasında Diyarbakır il sınırına kadar,

eşlik eder uğurlarlar.

Diyarbakır il sınırında, bütün PKK’lı belediyeler ve KCK denilen,

Kravatlı sivil eşkıyalardan ve batının tasmalı ajanlarından oluşan hainler tarafından

Büyük bir karşılama töreni düzenlenir, yeni Vali Ala’ya

Bölücülerin ve Potamyalı Recep’in Çizme yalayıcısı işbirlikçi Vali,

İlk iş olarak PKK paçavra bayrağını taşıyan terörist itleri göz altına alan,

Vatansever Emniyet müdürü ve polisleri kınar.

Ama polisleri kınamak yüreğini soğutmaz Türk’e kinini azaltmaz.

Açık gizli hain Kürtçü valiler bile MEMET’lerin katili teröristleri

korur görünmekten uzak dururken Vali Ala,

Bölücü Kürt uşaklığında hızını alamayarak PKK’lı hainleri ve Paçavra bayraklarını,

yücelttikçe yüceltir.

Eşkıya ile MEMET’leri bir tutarcasına Terörist cenazelerinin,

PKK paçavra bayrakları altında şehit! Adı altında törenle gömülmesine izin verir,

Ama, bu uşaklık hizmetini yeterli görüp rahatlıyamaz.

Ayrıca, tahrikte ve baş kaldırmalarda fazla ileri gitmemek ve uyuyan sürü Türk’ü

Ürkütmemek şartıyla, Devlete isyan kalkışmalarında,

PKK paçavra bayrağı ve APO posterinin taşınmasını serbest bırakır.

Böylece, Recep’ten sonra gelecekte İmralı’da önünde diz çökeceği efendisi Öcalan’ı

kutsamış olur.

PKK’lı teröristler Diyarbakır da yaptıkları silahlı bir eylemden sonra

Kente yakın Ağaçlık alana kaçarlar.

Emniyet Müdürü takip eder sıkışır hainler.

Çınar ağacını Recep’e iteleyen Osman Baydemir denilen kibar! Terörist,

operasyon alanına gelerek, emniyet müdürüne müdahale etmek ister.

Müdür Orhan Okur Si.. çeker Osman’a

Osman koşa koşa Kürdistan ( Diyarbakır) Valisi Efkan Ala’ya gider

Bizim çocuklar zor durumda teçhizat bitik.

Vali Ala, Derhal Emniyet Müdürünü arar Operasyonu durdurur

Müdür okkalı ve Ala’lı bir küfür sallar ve ekipleri çeker.

Emniyet Müdürü PKK yandaşı bir Valiyle çalışmayı içine sindiremeyerek,

tayinini ister

Efkan, Bölücü istilacı Kütlere yataklıkta yardakçılıkta o kadar başarılı olur ki,

Wikiliks belgelerine adı İstilacılara uygun, işbirlikçi vali diye geçer.

Kürt yandaşlığının eşkıyaya diz çökmenin mükafatı olarak, kısa süreliğine,

Efendilerinin Amerika’ya uşaklık mastırına gönderilir.

Pontuslu Recep Türkiye’yi bölecek çözüm sürecinde APO ( AGOP ) la görüşecek

ve önünde kendi adına diz çökecek,

ara sıra kürtçe konuşarak dindar! Can i APO kardeşini mutlu edecek işbirlikçi

bir Kürt bulur ama, yeterince akla sahip değildir.

Recep adına görüşmeleri sürdüren, Üniversite bitirmeden mastır doktora yapan,

Ordudan tüymüş Astsubay Çavuş, ender zeka!, Kürt Fidanın beyninin

boş kısmını doldurmak için sokma akıl lazımdır.

Bunun içinde Türk’e ihanet sürecinde Kürt Fidanın akıl hocası,

Devşirme bölen Recep’in ise ağzı, dili, beyni sır küpü olur,

Başbakanlık Müsteşarlığına atanan Ala.

Recep, Emri Hak gelip çatmadan, Yıllardır büyütüp beslediği, içini kemiren

Türk’e kin ve nefretin buzlar gibi erimesi için, Cumhuriyetin yıkılışını Ve

Kürdistan’ın kuruluşunu,Dünya gözüyle görmek ister.

Hırsızlıktan elde ettiklerini, görmemişlik edip bir yerlerine sürmeye çalışan,

Kürt Muammer yerine altın vuruşu yapacak, Türk Cumhuriyetinin tabutuna

son çiviyi çakacak, APO itiyle birebir görüşerek emir alacak

işbirlikçinin Türk olması gerekir.

Gerekir ki, Müritleşmiş Türkler, kendilerine mezar kazanın, Dindar, kindar

Ve Din tüccarı bir Türk olduğunu görüp, kendi mezar kazıcısına;

“Kaz dindar gardaşım derin kaz” diye Kazma Kasidesini söyleyerek

Araplaşma adına orgazm olsunlar.

Bunun için, Kürtleşmiş, iradesi satılmış Yorgo ve APO yalakası Bir Türk olan Efkan,

İçişleri Bakanı yapılır.

Böylece Efkan ibrikçiliğini yaptığı efendisi Recep gibi, ihanette,

kalfalıktan ustalı a terfi etmiş olur.

Recep, kıçını, yedi ceddini Emniyete alacak Müdür bulur İstanbul’a.

Kendi adına derviş MEHMED’in torunun deyimiyle dindar APO kardeşi ile

Yurdu bölüp Kürtçülere peşkeş çekmek için,

direkt görüşecek, ve Kürtçülerin isyan kalkışmalarında Jandarmayı ve Polisi

elinde bulundurarak, kendi hin düşüncelerine göre pasifize edip

yönlendirecek uşak İçişleri Bakanını da bulur.

Recep hep kıskandığı, Kanuninin eniştesi hırsız Devşirme bitli Rüstem’i

Zenginlikte geçip, Karunu yakalamak için,

Ölü soyucu TOKİ üzerinden vurgunlarına Devam etmek ister.

Bunun için de Karadeniz dansözü hırsız Bayraktar yerine, Recep’in ve

yedi ceddinin servetine servet katacağı, yeşil alan,

kıyı, deniz, nehir vegöl demeden, Türkün elde kalan son varlıklarını da,

Recep’in gemlenmez mal hırsı ve aç gözünü doyurmak için,

Parsel, parsel, dilim, dilim edip satacak,

Recep’in talanına örtü, Recep’le, gasp, irtikap, hile ve dolandırıcılık konularında

Belediyeden sırdaş Erzurumlu başka bir uşak,

İdris Güllüce Şehircilik ( Talancılık) Bakanlığına getirilir….

Efkan, Bakan, Selami, Müdür olduktan sonra, PKK bayrakları,

APO posterleri,

Bırakın Hakkari, Şırnak’ı, İstanbul sokaklarını kaplar.

Dağ eşkıyası PKK, şehir eşkıyası KCK’lılar kudurdukça kudururlar

kuduz itler gibi,

Güpe gündüz İstanbul’da savunmasız Türk evlatlarına saldırır birini şehit

diğerlerini yaralarlar.

Türkler artık Türk Yurdunda mülteci, azınlık, itilesi, utanılası varlık Kabul edilirken

Kürtçüler bir Türkü daha kahpece şehit etmenin sevinç ve

gurur salyalarını akıtarak mağrur mağrur pala sallarlar.

Güneydoğuda Askeri birlikler geçerken, ellerinde PKK bayrakları olan Şehir eşkıyaları,

askerleri yuhalar, tükürüğe boğarlar.

Ortalıkta ne Kürt yalakası Bakan Ala, nede, Göğsünü soygunculara ve

Recep’in hırsız Bilal Oğlanına siper eden

Alamut Mürüdi Selami de vardır.

Ama aynı Bakan, Recep’i savunma, Recep’e yalanma adına

kıçına nişadır yemiş şebek gibi,

Erzurum da, mikrofon elinde fırıldak gibi döner durur.

Dübürün de, büzük çıkarma pahasına “Sen kimsin” diye yırtınır

Halbuki “sen kimsin” dediği işbirlikçi ile, daha düne kadar Türk’e ve

Türk Ordusuna ihanette,

Ele ele, kolala kola, omuz omuza, gönül gönüle cepheden alçakça saldırmakta idiler.

Ayrıca “Sen kimsin” dediğinin Tasması da

kendi Tasması da Amerikan, yaladıkları kemiklerde Arabi Amerikan,

Yaladıkları Kemik karşılığında, evlek, evlek dilmek İstedikleri ise,

Türk Yurdu ve Türk Cumhuriyeti idi.

Mezarda şehit kemiklerini sızlatarak, Kıbrıs’ı, Adaları Yorgo’ya, Kerkük’ü Kürt Barzaniye,

Doğu’yu Agop’a, Güneydoğuyu Apo’ya, teslim eden Recep’e, din adına yalanan

Vatan satar Erzurum.

Bu ne haldir?

Bu nasıl dindir? Bu nasıl dindarlıktır? Yoz Erzurum.

Devşirmelere Küresel eşkıyalara Yolunacak kaz Erzurum.

Eğer sürüleşmeseydin, müritleşmeseydin dinci devşirmelerin yalayıcısı Olmasaydın

ve sadece Türk Kalabilseydin

Hangi kahpe dölü bana, Öz Yurdumda Türk Ordusuna,

Yani, MEMET’lerime işgalcidir diyebilir Diye Yorgo’yu da sevgili Biraderi Recep’i de

ve süprüntülerini de çıktıkları yere gönderirdin.

Türk düşmanı Devşirmelerin kıçının altına gümüşten eyer Erzurum

Ne diyem bilmem ki?

Daha bir asır önce, tarihte işgalci bir orduya karşı kadınıyla kızıyla

Başkaldırının, vatanseverliğin en şanlı örneğini gösteren Erzurum.

Ve o şanlı örneğin Önderlerinden,

Kundakta ki yavrusunu öpüp, dönmezsem hakkını helal eyle yavrum”

diyerek kınalı eline baltayı alıp,

Vur Gardaşım, vur Bacım, vur Dadaşım gün namus günüdür diyerek,

Rus ve Ermeni ordusunu basıp canlarını cehenneme gönderen,

Erkeği olmasa da, Erzurum kadınının da zamanı geldiğinde,

vatanını kurtarmak için,

Ölüme aldırmayan birer MEMET Olduğunu yedi düvele gösteren,

Kahraman Nenem, Nene Hatun’a ne diyem?

“Torunların Yorgo ve Agop’a ( APO) tasmalı uşak mı oldular ” diyem?

Ne diyem?

Ve Kurtuluş savaşında sıradağlar kadar güven duyup sırtını gururla

Erzurum’a yaslayıp, Anadolu’nun ta içlerine sıçrayıp, bugün

Alkışladığınız Yorgo’nun Agop’un dedeleri,

Binlerce Türk kadının, kızının katili ve tecavüzcüsü dünkü Yunan gavurunu,

dolayısıyla İngiliz ve Amerikan eşkıyasını, Sakarya da Kocatepe de

Dumlupınar da diz çöktüren, ve O’nu, en zor gününde, hemşeri ilan ederek,

o günün meclisindeki Emperyalizmin işbirlikçi dincilerine

en büyük şamarı indiren Erzurum.

İtilen, Kakılan, Horlanan, Şamar oğlanına döndürülen Türklüğü ve

Türkçeyi yeniden ayağa kaldırıp tarihe kazdıran,

Bilge Kağan gibi, Göğsünü gere gere, Ne Mutlu Türküm diyen,

mazlum ulusların kurtuluş önderi ve Türkün gurur kaynağı

Hemşerin Mustafa Kemal’e ne diyem?.

Atam;

“Güvendiğin karlı dağlar artık düzleşti mi ? düzüldü mü ?” diyem.

Sen Söyle Erzurum,

Ne diyem?

Kara KAGAN