Erdoğan'dan Öcalan açıklaması: 2 odası 1 tv var daha nesi olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimlerine ilişkin, "Seçimin neticesinde bize söz verenlerin, 140 ülke söz verdiği halde, 140 ülkenin nasıl manevra yaptığını görmek çok açık net bir şeylerin nasıl döndüğünü ortaya koyuyor. İspanya'nın seçilmiş olmasından herhangi bir üzüntümüz yok, ama İspanyol Dışişleri Bakanı'na sarılanlar bizi ilgilendiriyordu. Çünkü onlarla farklı bazı birlikteliğimiz vardı, bunlar da kendilerini orada ele vermiş oldu" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan'ın başkenti Kabil'e gerçekleştirdiği günübirlik resmi ziyaretin ardından İstanbul'a dönerken uçakta gazetecilere ziyaretini değerlendirdi.

Afganistan'a 46 yıl aradan sonra ilk defa cumhurbaşkanı düzeyinde bir ziyaretin gerçekleştiğini işaret eden ve 2005'te de başbakan olarak bu ülkeyi ziyaret ettiğini anımsatan Erdoğan, ziyaretinin iki önemli özelliği bulunduğunu, bunlardan birincisinin Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani'nin de kendisi gibi ilk defa doğrudan cumhurbaşkanı seçilen birisi olması, diğer önemli yanının ise yüzde yüzde 55 ve 45 gibi oranlarda oy olan iki liderin milli mutabakat oluşturması olduğunu söyledi.

Erdoğan, Afganistan'da kurulacak yeni hükümetin yüzde 50-50 gibi bir paylaşıma gideceğini, bir tarafın feragat ederken diğer tarafın da fedakarlık yapacağını anlatarak, şöyle devam etti:

"Hükümetin 40 gün içinde kurulması kaydı var, bunun için 40 gün içinde bu hükümet kurulmuş olacak. Fakat Afganistan görüldüğü gibi şu anda ekonomisi olan bir ülke konumunda değil. Temennimiz odur ki kardeş, dost bir ülkenin bir an önce bu halden kurtulmasıdır, çıkmasıdır. Kişi başı milli gelir 250 doların olduğu bir ülke, kişi başına milli gelirde de kendi ihracat ve ithalatından kaynaklanan bir şey değil, yapılan yardımlarla oluşan bir bütçeden doğuyor.

Altyapısı vesairesi bir taraftan yapılıyor. Fakat şu anda ekonomiye yönelik adımlar hususunda Eşref Gani'nin burada maliye bakanlığı yaptığı dönemde, Karzai hükümetinde, ekonomide bazı attığı ciddi adımlar var. Örneğin, 4 ayrı para kullanılırken ilk defa Afgan parasına geçen bir bakan konumunda, böyle bir kararlılığı olan insan. Buranın merkez bankasını yönetmiş, sonra maliye bakanlığını üstlenmiş bir insan. Dünyayı tanıyan, bilen Afganistan'a farklı bir bakışı getirebilen bir insan, kararlı bir tip, irade koyabilen bir tip."

Erdoğan, Afganistan Devlet Başkanı Gani ile ikili görüşmelerde bölgedeki gelişmeleri ele aldıklarını ve bu sırada kendisinin adeta bir yay örneği vererek, Pakistan'dan Afganistan'a, İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya, Tunus, Filistin'e kadar adeta bir yay gibi olan bölgede halkı Müslüman olan ülkelerin ciddi bir operasyonla karşı karşıya olduklarını anlattığını kaydetti. Bu ülkelerdeki huzursuzluğun bölünmeye yönelik olduğuna işaret eden Erdoğan, "Biz buraları nasıl böleriz. Böl-parçala-yut veya böl-parçala-yönet mantığıyla çalışma yapılıyor. Perde arkasında bütün proje hazırlanmış durumda, ona göre de bu adımları atıyorlar" ifadesini kullandı.

Pakistan ve Afganistan arasındaki sıkıntılara işaret eden Erdoğan, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Pervez Müşerref ve Hamid Karzai ile bire bir görüşmeler yaptığını ve İstanbul'da üçlü olarak bir araya gelmeyi kabul etmeleri üzerine Sezer, Pervez Müşerref, Karzai ve kendisinin katıldığı dörtlü bir toplantı yaptıklarını anımsattı. Daha sonra 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Pakistan Cumhurbaşkanı ve Afganistan'dan Karzai'nin, Gül ile "İstanbul Süreci" adıyla İstanbul'da bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, süreci bu yıl sonu veya 2015'in başlarında tekrar bir araya gelerek sürdüreceklerini belirtti.

Bu çalışmaların kazancının ne olacağının sorgulanabileceğini ifade eden Erdoğan, "Bu bir ülke barışına hizmet eder. Çünkü Pakistan'ın içinde terör noktasında ciddi sıkıntılar var. Aynı şekilde Afganistan'da özellikle sınır bölgelerinde ciddi sıkıntılar oluyor. Bunların aşılabilmesi için Türkiye'nin burada bir rol üstlenmesi normaldir. Türkiye'ye karşı her iki ülkenin muhabbeti çok çok farkı ve olumlu" diye konuştu.

"BAŞMÜZAKERECİ, BUNLAR ÇOK BÜYÜK TEHLİKE"

Çözüm Süreci'nde yeni bir aşamaya gelindi. Yeni aşamada da Öcalan'ın konumuna ilişkin bazı tartışmalar başladı. Talepler var, statüsü değişebilir, başmüzakereci statüsü verilsin gibi. İlerleyen aşamalarda şartlarında iyileşme söz konusu olabilir mi? şeklindeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cevabı şöyle oldu:

"Taleplere yeni yanıt verilmesi söz konusu mu? Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuş olan bir insan var. Bu insani şartların iyileştirilmesine yönelik yapılması gereken her şeyi bu devlet yapmıştır. Bundan daha ilerisi zaten olamaz. Herhalde kalkıp özel villa tahsis edilecek hal yok. Şu anda orada 2 odası var, 2 odasının dışında televizyonu… Bunların hiçbirisi yoktu, bizim iktidarımız döneminde bunları verdik. Bunun dışında oradaki 5 tane diğer mahkumla görüşebilme imkanı var, bunun dışında daha ne olacak.

Başmüzakereci, vesaire gibi böyle bir şey… Bunlar çok büyük tehlike, çok büyük yanlış. İstihbarat Müsteşarımız gidiyor, zaten kendisiyle görüşülmesi gereken konuları görüşüyorlar. Ama son zamanlarda bir şeyler değişti. Şu anda bakıyorsunuz İmralı farklı bir havada, dağ farklı bir havada, Parlamento'daki temsilcileri farklı bir havada, böyle bir ayrışmanın, bölüşmenin olduğu yerde ülkemi karıştıranların hali de ortada.

Yarın akil insanlarla Başbakanımız toplantısı olacak, hafta içinde kendileriyle konuşur, görüşürüz. Benim Cumhurbaşkanı olarak kanaatim kesinlikle bugüne kadar olan 11 yıllık tecbüremle budur. Böyle bir genişletilmesi şusu, busu… Ne kadar genişletilecekse zaten genişletilmiş, imkan her şey verilmiş. Sağlık noktasında tedavi falan her şey aksatılmadan yapılıyor."
Öcalan'ın başka bir cezaevine nakil edilmesi iddialarıyla ilgili olarak, "Onun sıkıntıları başkadır. Orası cezaevi değil dikkat ederseniz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak, Suriye konusunda da Türkiye olarak İran'a "aktif rol almak suretiyle bu işi biz çözelim, başkalarına bırakmayalım" dediklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Ama ne yazık ki şu ana kadar İran ile bu konuda bir mutabakat sağlayamadık. Halbuki bu mutabakatı sağlayabilseydik, belki de şu anda bu kadar kan dökülmez, bu kadar insan ölmezdi. Gün geçmiyor ki Irak'ta onlarca insan, yüzlerce insan ölmesin. Suriye'nin zaten tablosu ortada, 250 bine varan ölüm sayısı. Sığınmacılara baktığınızda 5 milyonu aşkın sığınmacı var, bunların 1,5 milyonu bizde, 2 milyonu Lübnan'da, Ürdün'de ciddi sayıda var, Irak'ta aynı sayıda var. Bütün bu insanlar evlerinden, yerlerinden, yurtlarından oluyorlarsa burada acaba kim sorumlu?

Ben şu soruyu bize yönetenlere hep şaşıyorum, o da nedir? 'Esed gidince yerine kim gelecek?' Bunu diyenler aslında şecaat arz ederken, sirkatin söylüyorlar. Esed'in neyini orada tutuyoruz, neyi var, başarılı ne yapıyor ki Esed'in orada durmasını sorguluyorsunuz. Onun gitmesinden daha faydalı hiçbir şey olamaz. Ne olacak, olması gereken halkı sandığa götürüp, halk kendi iradesiyle ortaya çıkan adaylardan bir tanesini seçecek ve Esed ile mukayese edilmeyecek derecede başarılı olur. En azından 250 bin ölü sayısını görmeyiz, yaşamayız. Ortada böyle bir felaket var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konusunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de görüştüklerini, çok müzakere ettiklerini vurgulayarak, Dışişleri Bakanları'na görev verdiklerini, bakanların çok defa bir araya geldiğini ancak netice alınamadığını, farklı çalışmalar yaptıklarını ama yine sonuç alamadıklarını kaydetti.

Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Umutsuz olacak mıyız? Olmaya gerek yok, çünkü biliyorsunuz Nahçıvan-Karabağ meselesinde bile 22-23 yıl oldu, Minsk Üçlüsü ABD, Rusya, Fransa, hala çözemediler. Kimse 'yav bu 23 yıldır çözülmüyor' diye soru sormuyor. 'Duralım bakalım' diyorlar, kime esiyorsa bir davet ediyor, liderlerle görüşmeler yapıyor vesaire, bu şekilde süreçtir gidiyor. Bunlar siyasetin taktikleri midir, farklı bir şey midir onu o sorumluluğu üstlenenlere sormak lazım.

Birleşmiş Milletler'e gelince bu konudaki kanaatim çok açık. Ben, Birleşmiş Milletler'in bu konularda üstlendiği görevi yerine getirdiğine zaten inanmıyorum. Son Genel Kurulda yaptığım konuşmada da bunu açık, net ifade ettim. 'Bu Birleşmiş Milletler ne iş yapar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ne iş yapar'… Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin geçici üyelikleri için seçimler yapıldı. Biz bir kez buna girebilmiştik, bu defa da aday olduk. Fakat seçimin neticesinde bize söz verenlerin, 140 ülke söz verdiği halde, 140 ülkenin nasıl manevra yaptığını görmek çok açık net bir şeylerin nasıl döndüğünü ortaya koyuyor. İspanya'nın seçilmiş olmasından herhangi bir üzüntümüz yok ama İspanyol Dışişleri Bakanı'na sarılanlar bizi ilgilendiriyordu. Çünkü onlarla farklı bazı birlikteliğimiz vardı, bunlar da kendilerini orada ele vermiş oldu."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan Devlet Başkanı Gani'nin kendisine, "Türkiye'de siz ne yaptınız ki ekonominizi bu kadar kısa zamanda böyle iyi bir konuma getirdiniz" sorusunu yönettiğini ifade ederek, elemanlarını göndermesi halinde bu kişilerin Türkiye'nin ilgili kurumlarında çalışmalar yapıp, Afganistan'a yardımcı olabileceklerini söylediğini aktardı.

Gani'ye, "güven olmadan istikrar olamayacağı" ilkelerini de söylediğini belirten Erdoğan, şu anda Afganistan'da güven sorunu bulunduğunu, bu yüzden sermayenin kolay kolay yatırım yapmayacağını ama önce Afgan sermaye sahiplerinin kendi ülkelerine yatırım yapmasının şart olduğunu anlattığını belirtti.

Erdoğan, Afganların kendi ülkelerine küçük de olsa yatırım yapması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Küçükten başlayıp zamanla büyüyebilir. Bizde Güneydoğu, Doğu'da istediğimiz tür yatırım malesef yok ama hiç mi yok? Var, nasıl var? Ufak boyutta var, 50-60 milyon dolarlık yatırımlar şu anda var. Bu yatırımları yapanlar bölgenin insanı, dışarıdan gelen nadirattandır. O bölgenin insanı yapıyor, özellikle mermer sanayinde Van'da, Diyarbakır'da yatırım yapabiliyor. Şanlıurfa'da et ve et ürünlerinde yatırım yapabiliyor, oradaki yatırım çok çok büyükce bir yatırım. Bunların şu ana çoğalması da söz konusu. Burada biz bu adımları atarken Afganistan'ın kendine ait zenginlikleri var. Madencilikte belli bir altyapısı var, zenginliği var. Bu eğer işlenebilirse, buranın kendi insanı bu adımı atarsa gerisi gelebilir. Tarım ile ilgili ciddi manada bir imkan var, buna da kapılar açık olabilir. Hayvancılıkla ilgili adımlar atılabilir.

Buraya niçin binlerce kilometre uzaklıktan birileri Afganistan'a geldi. Afgan halkı veya yönetimi ne yapmıştı ki bu insanlar buralara kadar geldi? Bu soruya cevap aramak faydalı olur diye düşünüyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan'ın, İstanbul Süreci ve İstanbul Süreci ile ilgili olarak Türkiye'nin Pakistan ile ilişkilerini daha ileri konuma taşıma arzuları bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin Afganistan ile her türlü ilişkiyi kurmaya devam edeceğini, İSAF bünyesindeki Türk askeri sayısının bini bulabileceğini söyledi.

Afganistan'daki yabancı ülke asker sayısının 30 binden 12 bin civarına düşeceğini ve Kabil dışındaki yerlerde çok fazla asker kalmayacağına dair bir tespitte bulunduğunu dile getiren Erdoğan, Afgan ordusunun da 175 bin civarında askere sahip olduğunu, ciddi sayıda polis teşkilatına sahip bulunduklarını ve bu polislere eğitim desteğinin devam edeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan'da okuma yazma oranında ciddi sıkıntılar bulunduğunu, TİKA olarak yatırım ağırlıklı desteklerin devam edeceğini, okul, hastane, çeşme ve yollar yapmayı sürdüreceklerini anlatarak, Hazreti Mevlana'nın doğduğu ev ve çevresinin düzenlemesine yönelik bir adım atılacağını ifade etti.

Erdoğan, Kabil merkezde bir de Mevlana Celaleddin Rumi Üniversitesi kurma için Afganistan Devlet Başkanı Gani'den bir yer talebinde bulunduklarını, hastane çalışması yapıldığını, Afganistan'da çok sayıda uzvu olmayan insan için protez imalatı kurarak, bu kişilerin tedavisinin kendi ülkelerinde yapılmasını sağlamak istediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Verimli bir seyahat oldu. Abdullah Abdullah ile görüştük, Raşid Dostum ile ikili görüşmeler yaptık. Stratejik Ortaklık ve Dostluk Anlaşması'nı da imzalamak suretiyle bu işi geleceğe yönelik daha kalıcı kılan bir adımı da atmış olduk. Bu anlaşma da bu seyahatimizin en önemli yanıydı" dedi.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan ziyaretini takip eden gazetecilere cezerye ikramında bulundu.

AA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.