Erdoğan PKK\'lının ısmını verdığı havaalanını açtı

Havalanında toplanan kalabalığa seslenen Erdoğan, Şırnak'taki Cudi Dağı'nda olduğuna inanılan Hz. Nuh'un gemisine göndermede bulunarak, "Hepimiz Adem'le Havva'nın çocuklarıyız. Hepimiz işte şurada Cizre'de medfun olduğuna inanılan Hz. Nuh'un torunlarıyız. Hepimiz Kur'an'da da ifade edildiği gibi Cudi Dağı'na konmuş Nuh'un gemisinden çıkmış nesillerin devamıyız. Nuh'un gemisinden çıkmış nesillerin devamıyız." dedi.



Konuşmasının başında, bölgenin önde gelen ilim adamlarının isimlerini anan Erdoğan, "Bingöl'de açıklamıştım, bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu havalimanına değerli siyasetçimiz eski bakanlarımızdan hayatı mücadele zorlukla tahammülle geçmiş merhum Şerafettin Elçi'nin ismini verdik ve bununla onu kalıcı kıldık. Şerafettin Elçi'nin ismi inşa edilen bu havaalanı vesilesiyle her daim hatırlanacak. Hayatı dürüst kişiliği ve mücadelesi hiç unutulmayacak. Kardeşlerim, Şırnak Havalimanı ihalesini 2009'da yaptık, 2012 sonunda altyapı inşaatı tamamlandı. Geçen ay üst yapıyı tamamladık. Bugün yılda 500 bin kapasitesi olan 120 milyon liralık bedelle inşa ettiğimiz Şerafettin Elçi Havalimanını artık resmen açıyoruz sizlere emanet ediyoruz. Biz Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Arabıyla, Boşnağıyla, Romanıyla bu ülkede bir olmaya, beraber olmaya mecburuz. Biz kardeşiz, kardeşliğimizi kıskananlara karşı özellikle tavırlı olmanızı istiyorum." diye ekledi.



Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz yaradılanı Yunus'un diliyle Yaratan'dan ötürü sevmeye memuruz, mecburuz. Bizde ötekileştirme ayrım olmamalı. Benim Edirne'deki, İzmir'deki, Ankara'daki kardeşim hangi haklara sahipse Şırnak'taki, Hakkari'deki, Bingöl'deki, Siirt'teki kardeşim de o haklara, o imkanlara sahip olacak dedik ve bütün gücümüzle çalıştık. Şırnaklı, Cizreli Mele Ahmedi Cizri'nin çok güzel anlamlı bir sözü var: 'Biz tek hüvviyetiz, biz aynı kaynaktan türemiş aynı isimleriz' diyor. Evet, hepimiz Adem ile Havva'nın çocuklarıyız. Hepimiz işte şurada Cizre'de medfun olduğuna inanılan Hz. Nuh'un torunlarıyız. Hepimiz Kur'an'da da ifade edildiği gibi Cudi Dağı'na konmuş Nuh'un gemisinden çıkmış nesillerin devamıyız. Biz hep birlikte Ahmedi Hani'nin, Mevlana'nın eserleriyle tek millet olduk, biz hep birlikte Mele Ahmedi Cizri'nin Yunus Emre'nin dizeleriyle tek millet olduk. Biri Kürtçe söyledi, diğeri Türkçe söyledi ama bu erenler, bu arifler, bu gönül insanları hep aynı kaynaktan beslendi, aynı gerçeği dile getirdiler. Bin yıldır bu bereketli topraklar üzerinde biriz beraberiz kardeşiz, biz birlikte Türkiye'yiz."



"ÇÖZÜM SÜRECİNİN GAYESİ SİYASİ HEDEFLER DEĞİLDİR"



Bu topraklarda kimi zaman acı hadiseler yaşandığını, hiç arzu etmedikleri kıyımlar, ölümler yaşandığını belirten Erdoğan, "İşkenceler insanlık dışı muameleler yaşandı. 10,5 yıldır şunu bütün kalbimle söyledim, söylüyorum. Biz yaşanan acı hadiselere değil artık yaşanan güzel hadiselere bakacağız. Biz geçmişin acılarına değil ortak bir istikbale bakacağız. Hep birlikte soracağız, geçmişte yapılanların elbette izini süreceğiz. Geçmişin ihmallerini elbette telafi edeceğiz. Ama şimdi geleceğe bakma istikbale bakma zamanıdır. Şimdi ortak geleceğimizi ortak paydalarımızı ortak tarihimiz kültür ve medeniyetimizi yeniden inşa etme zamanıdır. Artık husumetleri ortadan kaldırma sıkılı yumrukları çözüm kucaklaşma zamanıdır, helaleşme zamanıdır." dedi.



Konuşmasında çözüm sürecine de değinen Erdoğan, "Çözüm sürecini gayesi siyasi hedefler değildir. Çözüm sürecinin gayesi çıkara dayalı hedefler değildir, çözüm sürecinin gayesi gençlerimizin ölümünü durdurmaktır. Annelerin babaların gözyaşını dindirmektir. 10 yıllardır ağlayan bu toprakları, artık gözyaşı ile değil toprağa can veren su ile buluşturmaktır. Yeterince acı ve zamansız ölüm yaşadık. Türkiye bunları hak etmiyor. Şırnak, doğu, güneydoğu 81 vilayet kardeşlerim bunu hak etmiyor. Bin yıldır kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda ebediyen kardeşçe yaşacağız. Yaraları sararak hep birlikte ortak geleceğimiz inşa edeceğiz." şekline kaydetti.



"ÇÖZÜM SÜRECİNDEN VAZGEÇEN BİZ OLMAYACAĞIZ"



Yaklaşık 7 aydır bu bölgede terörden dolayı yeni acılar yaşanmadığını, ne burada ne de ülkenin diğer bölgelerinde ocaklara artık ateş düşmediğini, yıllardır gidilemeyen dağlara gidildiğini, oralarda piknik yapıldığını, yıllardır uğranılmayan köylere terk edilen mezralara gidildiğini belirten Erdoğan, "Sadece şehirlerimizde değil dağlarımızda köylerimizde özlediğimiz hasretini çektiğimiz bahar yaşanıyor. Kardeşlerim. Bu baharı beraber kalıcı hale getirmeye hazır mıyız? İşte önemli olan bu. Çözüm sürecini ilerleterek aradan silahları çekerek, sıkılı yumrukları açarak, hesaplaşarak değli helalleşerek meseleleri halledeceğiz. Şehirlerimize kalıcı baharın gelmesi için büyük bir samimiyetle çalışıyoruz. Bugün de çözüm için samimiyiz, umutluyuz. Devletin hükümetin atması gereken ne adım varsa biz onu atıyoruz. Sorunları aşmak vatandaşlarımızla kucaklaşmak için üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz onu yapacağız." ifadelerini kullandı. Erdoğan, ayrıca çözüm süreci konusunda "Çözüm sürecinden vazgeçen, bu süreci sabote eden, bu süreci sonuçsuz bırakan asla ve asla biz olmayacağız. Bu süreci akamete uğratan ağır bir vebalin altına girer. Bu süreci sabote eden tahrik eden yokuşa süren engellemeye çalışan çok büyük bir vebalin altına girer. Hiç kimse gençlerin kanı üzerinden farklı hesaplar içerisine girmesin. Kimse bu ülkenin gençlerinin canı üzerinden kirli hesaplar yapmasın. Herkes ama herkes elini yüreğine koysun, vicdanına koysun. Anneleri, babaları düşünsün gençleri düşünsün ve adımını ona göre atsın. Bu süreçte hepimiz sorumluyuz. Herkes söylediğini yaptığını çok hassas bir terazide tartmalı. Biz isterdik ki bütün siyasi partiler bu süreçte yer alsın kanı durdurmak için bütün partiler inisiyatif kullansın ama bakıyorsunuz ki bazıları bundan kaçıyor. Kaçsalar da biz devam edeceğiz. Biz kapılarımızı hiçbir zaman kimseye kapatmadık bizim kapımız her zaman açık." değerlendirmesinde bulundu.



Bu süreç başarıya ulaşsa da ulaşmasa da çözüm için mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Erdoğan, "76 milyonun bir ve beraber olduğunu görmek bu dünyada bizim en önemli aşkımızdır, sevdamızdır, inancımızdır, kararlılığımızdır. Özgürlüklerine yaşam tarzlarına saygılı bir şekilde yaşaması için reformlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu ülke bizim hepimizin bu ülkeyi birlikte kurduk birlikte bugünlere getirdik inşallah büyüterek geleceğe taşıyacağız." dedi.



"BU CAN BU BEDENDE OLDUKÇA..."



Ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Suriye konusunda şöyle konuştu: "Suriye'nin kuzeyinde özellikle de Şanlıurfa ilimize yakın sınırda Suriye'deki taraflar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor, ilçelerimiz bu çatışmalardan etkileniyor. Bizim Suriye politikamız en başından itibaren çok ama çok netti. Biz Suriye'de meşruiyetini yitirmiş olan boğazına kadar kana batmış olan zalim rejimin derhal gitmesini, Suriye'de halkın iradesi ile tecelli etmiş bir yönetimi istiyoruz. Suriye halkı bir bütün olarak bizim kardeşlerimizdir. Suriye'de hiçbir kesimin diğerinin önünde ya da üzerinde görmedik, görmüyoruz. Arabıyla, Kürdüyle, Nusayrisiyle, Sünnisiyle azınlıklarıyla herkesin temsil edildiği anayasal bir parlamenter sistemin kurulmasını arzu ediyoruz. Eli kanlı rejim 100 bin vatandaşını öldürdü. Biz bunlara 'iyi yapıyorsunuz devam edin', bunu mu söyleyeceğiz? Bizden birileri bunu mu bekliyor? Bu can bu tende oldukça biz böyle bir şeye eyvallah demeyiz. Eli kanlı zalimin Suriye'de tarafları birbirine kırdırma oyununa kimse gelmemelidir. Suriye'de böyle bir zor bir zamanda bencil çıkarcı politikalar oldu bitti politikaları süreci barışa değil çatışmaya götürür."



"ABD, RUSYA, ÇİN MISIR KONUSUNDA DAHA DUYARLI OLMALI"



Erdoğan, ardından Mısır'da yaşananlara değindi: "Mısır'da bir askeri darbe oldu. 70 yıl otokratik bir rejimle yönetilen Mısır'da bir siyasi partinin tek başına götürdüğü Mısır'da ilk defa bir yıl önce sandık kuruluyor ve bu sandık yüzde 52 ile Mursi'yi Cumhurbaşkanı yapıyor. Yüzde 65 ile anayasa kabul ediliyor ve askeri darbe yönetimi hem anayasayı lağvediyor, bir taraftan da Mursi'yi yeri belli olmayan bir mahkumiyetin içine alıyor. Mesele şu, bugün için çağrı yapıyor, kendi taraftarlarına çağrı yapıyor tahrirde toplanın diyor. Bu çağrıyı niye yapıyor, askeri darbenin başındaki şahıs niye çağrıyı niye yapıyor? Orada Mısır halkını birbirne vurduracak, ondan sonra da kendine vazife çıkacak 'halk birbirine düştü ben de asker olarak müdahale ettim' diyecek. Namazdayken 53 kişiyi öldürenler burada faturası yüksek bir bedel ödüyor. Şu anda dünyanın, bütün batının daha duyarlı olmasını istiyoruz. Amerikası Rusyası Çiniyle daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Buna seyirci kalmak insani olarak bizim için vebaldir."



TİMES'A: "MEKTUBU KAÇA YAYIMLADIYSAN SENİN BEDELİN O"



Erdoğan, son olarak da İngiliz Times gazetesinde yer alan mektuba ilişkin konuştu: "Önceki gün bir İngiliz gazetesinde çirkin bir mektup yayınlandı. Haritada Türkiye'nin yerini gösteremeyecek olan sözde ünlü şahısların, mektubun içeriğine bakmadan mektubun içindeki kelimelerin kavramların hassasiyetine bakamadan, Türkiye'deki olayların iç yüzünü hiç anlamadan böyle bir mektuba imza atmalarını esefle karşılıyoruz. Bu kadar ünü olan, uluslararası boyutta tanınan isimlerin altına imza attıkları metinleri iyi okumaları iyi anlamaları gerekir. Bu mektuba imza atanlar aldatılmış yanıtılmışlardır. Böyle bir mektup Türkiye'nin saygınlığına zerre kadar zarar getirmez ama böyle hezeyanlarla yanlışlarla iftiralarla ithamlarla dolu bir mektup, ona imza atan kişilerin onu yayınlayan gazetenin saygınlığına gölge düşürür. Acaba kaça bunu yayınladınız Times? İşte senin bedelin o. Bizler yasal mecrada ne gerekiyorsa onu yapacağız ve hesabını soracağız. Bu ülke başbakanına diktatör diyen bir anlayış, demek ki bu ülkeyi hiç tanımıyor. Bu ülkede hergün kendisine küfredilen ve bunu sabırla karşılayan bir başbakan var. Ve bu gazeteler basın özgürlüğü adına bunu yapıyorlar. Ama bunlar yayınlarına devam ediyor. 10 yıl önce bunu yapabilirler miydi? Aynı şekilde Kazlıçeşme'de Ankara'da yüz binlerce milyonlarca toplanan insanları Almanya'daki nazi karşıtları veyahutta o gösterilerde toplananlarla benzetmek kadar gafil cahilane bir yakaşım olur mu? Demek ki bunların istedikleri demokratik hak kullanıyor karşısında olanlar demokratik hak kullanmıyor. Ama öğrenecekler. Artık Türkiye'de birileri kendi halkıyla konuşamadığı, irtibat kuramadığı için işte böyle dışarıdan Türkiye'yi tanımayan kesimleri aldatarak çirkin oyunları oynuyorlar. Bu oyunlara gelmeyeceğiz."



Erdoğan, son olarak da "Benim sizden ricam birbirimizi Allah için sevelim, makam mevki için değil. Birliğimize beraberliğimize gölge düşürenlerin karşısında olalım." ifadelerini kullandı.



BUHARLI SERİNLETME SİSTEMİ



Sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu alanda toplanan kalabalık, alanın üzerine kurulan hortumlardan su buharı fışkırtıldığı bir sistemle serinletildi. Ancak kalabalık arasında zaman zaman bayılanlar oldu. Alanda bulunan acil servis ekipleri, bayılan vatandaşlara müdahale etti.

Erdoğan lehine sloganlar atan kalabalık, sık sık "Şırnak burada çapulcular nerede" tezahüratında bulundu.



Cizre'ye 10 kilometre mesafede 120 milyon lira maliyetle kurulan havalanının ve bazı tesislerin açılışında; kabineden Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Gıda, Tarım, ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı yer aldı.



ŞERAFETTİN ELÇİ'NİN AİLESİ DE TÖRENDE



Ayrıca, bakan yardımcıları, milletvekilleri, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, BDP milletvekili Hasip Kaplan ve BDP'li 8 yönetici, Şerafettin Elçi'nin kardeşi Eşref Elçi, hanımı Fatma Elçi, oğlu Renas Elçi ve diğer aile yakınları da katıldı. Öte yandan yerel kaynaklardan edinilen bilgiye Uludere olayında yakınları ölen altı ailenin de Erdoğan'ın Şırnak'ta akşam katılacağı iftar davetine geleceği öğrenildi.



Tören alanına saat 18.10'da eşi Emine Erdoğan ile birlikte gelen Başbakan Erdoğan, alanda bulunanları selamladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Şırnak valisi, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım sırasıyla kısa birer konuşma yaptı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.