Erdoğan; İfade vermeye gitmezsen, Zorla götürülürsün!

 Türkiye son 3 yıldır yaşadığı hadiseler sebebiyle artık olaylara bakış açısını değiştirmiş kendisine yeni yol çizmiş bir ülkedir. Bundan sonra bizim için ‘Şu ne der, bu ne der?” diye bir ölçü yoktur. Artık bizim ölçümüz, ülkemizin ve milletimizin bekası için ne yapılması gerekiyorsa onu yapmaktır. Mesela 2013 yılında gezi olayları sırasında biz bu anlayışla hareket ettik. Aynı yılın sonunda yaşadığımız 17-25 Aralık emniyet, yargı, darbe girişiminde de ölçümüz yine buydu. Orada da yargıya, polise müdahale etmek istediler. Onlarla beraber bir darbe girişiminde bulundular. PKK 20 Temmuz 2015’de çukur eylemlerini başlattığının da, o yerleşim yerlerinde yaşayan sivil vatandaşlarımızın can güvenliğine itina gösteren bir yaklaşımla yine devletin ve milletin bekası için ne gerekiyorsa onu yaptık.”

“BEN SİYASETTE ÇIRAK DEĞİLİM, KALFA DA DEĞİLİM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye 7 Haziran seçimlerinin ardından siyasi belirsizlik dönemine girdiğinde ben biraz seyrettim, bakalım ne yapacaklar. Birinci parti, dolaştı, gezdi. Ardından hemen şunu başlattılar; görevin ikinci partiye verilmesi lazım. Ben siyasette çırak değilim, kalfa da değilim, elhamdülillah bir yere geldim, 40 yıl. Sana vereceğiz de sen ne yapacaksın. Sen bir defa Beştepe’nin yolunu bilmiyorsun. Yolunu bilmediğin gibi bir de senin sayısal durumun zaten diğer iki parti ile de bir araya gelsen bu hükümeti kurmaya yeterli değil. İktidar partisi zaten sayısal olarak çok çok fazla. Onun olmadığı bir ortaklık, hükümetin kurulmasına zaten yeterli değil. Onun için ‘benim zaman kayına tahammülüm yok’ dedim. Anayasa’nın amir hükmü gereğince adımı attık ve tekrar seçim kararı aldık ve millet bizim bu kararımızı paylaştı. Millet bu kararı paylaştığı içinde işte netice çok açık net ortada. Böylece hamdolsun yeni bir süreç başarılı bir şekilde gelişti, gelişiyor. Anayasa’dan aldığımız yetkilerle bu yolu izledik. Ülkeyi kazasız, belasız 1 Kasım’a ulaştırdık. 15 Temmuz darbe girişimi aslında bu sıkıntılı sürecin zirve noktasıdır. Bunu da görmemiz lazım.”
“BİZDEKİ HUKUK, GUGUK MU?”
En son işte şu yaşanan olaylarda Avrupalı bakanlar Türkiye’ye hücum ediyorlar, buraya gelip gidiyorlar. Malum partiyi gidiyorlar ziyaret ediyorlar. Ne olacak yani, gelip gidecekseniz. Buradaki kararı mı değiştireceksiniz? Burada hukuk var ya. Biz bunlara bir şey söylediğimiz zaman diyorlar ki ‘biz hukuk devletiyiz, dolayısıyla biz hukuka müdahale edemeyiz, hukuk bağımsızdır, tarafsızdır.’ E senin ki tarafsız, bağımsız, bizdeki hukuk, guguk mu? Bizim ki de tarafsız bağımsız. Sen nasıl saygı istiyorsan bize de saygı duyacaksın. Kusura bakma. Birçok olayda hep bunu önümüze bahane olarak çıkarmışlardır.


4 bin MİT dosyası verdim ben Sayın Şansölye’ye, teröristlerle ilgili. 6 ay kadar önce yaptığımız görüşmede, ‘size 4 bin dosya vermiştim, hatırlıyor musun’ dedim, hatırlıyorum’ dedi, ‘peki ne oldu o dosyalar’ dedim, ‘o dosyalar şu anda 4 bin 500 oldu’ dedi. ‘Peki ne olacak’ dedim, geciken adalet, adalet değildir. Siz bu adaleti geciktiriyorsunuz. Şu anda Avrupa, birlik olarak PKK’yı terör örgütü olarak ilan etmesine rağmen şu anda, teröre Avrupa yataklık yapmaktadır. En basitinden Sabancı ailesi biliyorsunuz. Kaç kere, ismini vermeyeceğim failinin, bir kapıdan yakalanmıştır, öbür kapıdan bırakılmıştır. Her alanda yaptıkları iş bu. Ama bizler bu konuda onların bu yaklaşım tarzına karşı somut güvenlik anlayışımızı bunlara deldirmeyeceğiz. Böyle baskılarla, maskılarla, bizi karikatürize edecekler, bunun neticesinde de bizler geri adım atacağız, öyle boşuna bu şeylerde kafalarını yormasınlar. Biz bunların ne olduğunu gayet iyi, tanıyoruz, biliyoruz. Tarihlerini de iyi okuduk biliyoruz. Onlar bana diktatör demiş, şunu demiş, bunu demiş, hiç umurumda değil. Bir kulağımdan girer, öbür kulağımdan çıkar. Milletim ne diyor, önemli olan bu. Ben milletime efendi olmaya değil, hizmetkar olamaya geldim derken bunu kastediyorum.”

 
“İFADE VERMEYE GİTMEZSEN ZORLA GÖTÜRÜLÜRSÜN”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir ortamda kendilerini biliyorsunuz, ifade vermek üzere davet eden yargı mensuplarını ve dolayısıyla Türk devletini hiçe sayanlara müsamaha gösterilmesi söz konusu olamaz. Meclisin karar verdiği, Anayasa Mahkemesinin hukuka uygun bulduğu, yargının kendi usulü çerçevesinde harekete geçtiği bir konuda birilerinin çıkıp ‘Biz sizi tanımıyoruz’ demesi aslında ‘Bunun için bize yapılacak her türlü muameleyi de peşinen kabul ediyoruz’ anlamına geliyor. Çünkü hukukun usulü bellidir; ifade vermeye gitmezsen zorla götürülürsün. Önceki gün yapılan işlemlerin adı tam olarak işte budur, yani hukukun işletilmesidir. Bu ülkede hiç kimse layüsel değildir. Hiç kimse kendisini hukukun üstünde, dışında, sağında, solunda göremez. Elbette yargının her kararını kayıtsız, şartsız doğru kabul etmek diye bir şey olmaz, o ayrı mesele. Yargı kararları ile ilgili itirazlarını usulünce işleme sokar, eleştirilerinizi de yüksek sesle ifade edebilirsiniz. Şahsen benim de geçmişten beri, hatta şu anda dahi yargının tenkit ettiğim, bir çok kararı, uygulaması vardır. Fakat, şunu da bilmemiz lazımdır ki, anayasanın 138. maddesi çok açık ve net ortadadır, kimse yargının tarafsızlığına, bağımsızlığına, yargı sürecinde tesir altına almak, ona müdahale hakkına sahip değildir. Benim dahi böyle bir yetkim yoktur. Bunların kimini herkesle, kimini ilgilileriyle paylaştığım olur. Ama asla ‘ben bu kararı tanımıyorum, hadi sıkıysa zorla uygulayın, uygulatın’ demedik, demeyiz. 1999 yılında hakkımdaki hapis kararı tüm itiraz aşamaları geçilip kesinleştiğinde, kuzu kuzu gidip, Pınarhisar’da cezamızı çektik. Başka bir şey söylemedik, koskoca İstanbul’un belediye başkanıydım, bağırıp, çağırıp, şov da yapmadık. Gittik, yattık, çıktık, millet ne dedi? Millet başka şey söyledi” şeklinde konuştu.
“BİR FİKRİ, BİR SİYASETİ SAVUNMAKLA TERÖR ÖRGÜTÜNÜ, TERÖRİSTİ, TERÖR EYLEMLERİNİ SAVUNMAK ÇOK FARKLIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında “Siz milletvekili gibi değil de terörist gibi davranırsanız elbette terörist muamelesi görürsünüz. Bir fikri, bir siyaseti savunmakla terör örgütünü, teröristi, terör eylemlerini savunmak çok farklıdır. Bizim her türlü fikrin ifadesine, katılmıyor olsak da saygımız vardır. Ancak konu ülkenin bütünlüğü, milletin birliği, vatandaşlarımızın can güvenliği olduğunda hiç kimse kusura bakmasın, gözümüz kimseyi görmez. Sıfatı ne olursa olsun, kendi ülkesine, kendi milletine ihanet içinde olanların yargıya hesap vermesini sağlamak, bunun için gereken altyapıyı oluşturmak, bizlerin en başta gelen görevidir. Şayet bu sorumluluğumuz gereklerini yerine getirmezsek, milletimizin yüzüne bakamazdık” dedi.
DHA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.