Erdoğan, Dünya Enerji Düzenleme Forumu’nda konuştu
 6. Dünya Enerji Düzenleme Forumu (WFER), Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) evsahipliğinde, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda başladı. 
Erdoğan, teması "Enerji Düzenleme Dünyasını Buluşturmak" olan forumun İstanbul'da yapılmasını da son derece isabetli ve anlamlı bulduğunu dile getirerek, "Başbakanlığım öncesinde 4,5 yıl belediye başkanlığını yaptığım İstanbul, bu forumun temasının gerçek anlamını bulduğu yerdir. Yüzyıllar boyunca ticarete, siyasete, kültürlere geçiş noktası olmuş, köprü olmuş İstanbul'un bugün de enerji gibi son derece önemli bir konuda dünyaya önemli mesajlar vereceğine inanıyorum" dedi. 

İçinde bulunulan yüzyılın en önemli gündem maddelerinden birini, enerjinin oluşturduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Enerji ekonomiden siyasete, güvenlikten dış politikaya kadar hayatın her alanında ağırlığını hissettiriyor. İlişkileri ve gelişmeleri yönlendiriyor. Artan nüfus ve büyüyen küresel ekonomi neticesinde enerjinin çok ciddi bir küresel mesele olarak önümüzde bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Yine biliyoruz ki küresel meseleler ancak ve ancak küresel gayretler sayesinde çözüme kavuşabilir. Sorunların küreselleştiği bir dünyada şayet dayanışmayı ve işbirliğini küreselleştirmezsek başarılı olamayız. Bu ülke bilhassa enerji konusunda çok daha önemlidir. Sizler bunu enerji sektörünün temsilcisi olarak bizzat yaşıyor, birinci elden hissediyorsunuz."
 
"Gelecek nesillere de daha yaşanabilir bir dünya emanet etmek zorundayız"

Erdoğan, Asya'nın en uzağındaki bir ülkede yaşanan sorunların artık zincirleme olarak Avrupa'nın en batısındaki ülkeleri de etkileyebildiğini dile getirerek, "Ortadoğu sorunu, Kuzey Afrika'daki gelişmeler, Afrika'daki istikrarsızlık, Güney Asya'daki çatışmalar dünyanın her köşesinde hissedilebiliyor. Tıpkı ekonomi de olduğu gibi enerjide de dünya üzerindeki hemen her ülke birbiriyle iletişim ve etkileşim içine girmiş durumda" diye konuştu. 

Günümüzün ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğu yanında gelecek nesillere de daha yaşanabilir bir dünya emanet etmek zorunda olduklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Öyleyse insan onuruna, özellikle de kişiliğini oluşturmada onun olgunlaşmasına yaraşır bir yolla sorunları aşmak, imkanları geliştirmek, işbirliği halinde ortak bir gelecek vizyonu belirlemek durumundayız. Bugün Filistin, Libya, Mısır, Irak ve Suriye'de yaşanan hadiseler bize çok önemli dersler verdi. Ülkelere ve halklara sadece yeraltı kaynaklarının değeriyle bakanlar, tarifi mümkün olmayan acıların da yaşanmasına zemin hazırlıyorlar. Bu bölgede küresel barış ve huzurun teminatı olan ilkeler, prensipler ayaklar altına alınırken maalesef uluslararası toplum iyi bir imtihan verememiştir. Daha önce benzer süreçlerden geçen ülkeler için ortaya konan tavır özellikle Suriye'den esirgenmiştir. Bugün karşımızda 300 bin sivilin hayatını kaybettiği, ülkenin tüm altyapısının yok olduğu, bin yıllık kültürel mirasın talan edildiği bir Suriye var."
 
"Demokrasi, özgürlük ve onurlu bir yaşam Suriye halkından esirgendi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 milyonu Türkiye'de olmak üzere, 5  milyon Suriyeli ve Iraklının başka ülkelere sığınmak zorunda kaldığını vurgulayarak, "İnsani yükün tamamen komşu ülkelerce yüklenildiği, milyonlarca insanın ülke içinde göçe zorlandığı bu dramatik tablo giderek ağırlaşıyor. Uluslararası tüm kırmızı çizgiler aşılmasına rağmen terör örgütlerinin arkasına sığınan, her gün varil bombaları, balistik füzeler ve florin gazlarıyla kendi vatandaşını katleden rejime adeta örtülü destek veriliyor" ifadelerini kullandı.  

Batılı ülkelerinin vatandaşları için en temel hak olan demokrasinin, özgürlük ve onurlu bir yaşamın Suriye halkından tamamen esirgendiğini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Demokratik haklarının peşine düşmekten başka gayeleri olmayan binlerce, on binlerce Mısırlının dramı, Birleşmiş Milletler'de, Avrupa Birliği'nde ve diğer uluslararası platformlarda yeterince yankı bulmuyor. Gazze, sahilde top oynayan çocukların bombalarla parçalanan masumiyeti, annelerin yürek dağlayan feryatları maalesef sadece iki satırlık bir haber olarak verilip geçiliyor. 20. yüzyıl bize bu bakımdan çok acı bir miras bıraktı. Geçtiğimiz yüzyıl diktatörler eliyle enerji arz güvenliğinin garantiye alındığı ancak insan unsurunun ihmal edildiği bir dönemdi. Ne diyorlardı? 'Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerlidir.' Bu anlayışıyla hareket eden politikacılardan, tüccarlardan bize adalet yoksulu bir dünya kaldı. Tabii diyebilirsiniz, 'Biz bu enerji politikalarını görüştüğümüz bir günde, şimdi Suriye ile Irak'la, Filistin'le ne işimiz var?' Kusura bakmayın benim işim var. Çünkü benim için önemli olan petrol değil, benim için birinci derecede önemli olan insandır. İnsan olmadıktan sonra petrolün ne anlamı var? İnsan varsa petrolün değeri var, insan varsa suyun değeri var."
 
"Petrol kuyuları DEAŞ'ın elinde" 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21. yüzyılda bu acımasız sistemin devam edemeyeceğini artık tüm dünyanın idrak etmesi gerektiğini belirterek, "Şu anda petrol kuyuları DEAŞ'ın ellerinde. DEAŞ, bu petrol kuyularını acaba kim için kullanıyor? DEAŞ şu anda bu petrol kuyularında elde ettiği imkanlar ki rekabet mekabet diye bir şey zaten tanımıyor, her şeyi altüst ediyor ve onunla beraber elde ettiği imkanlarla evet o da silahları elde edip, ondan sonra insan kıyımını acımasızca sürdürüyor" dedi.

Tek tek ülkelerin, halklar ve insanların dikkate alınmadan, insana insan olduğu için değer verilmeden küresel ekonominin refaha ulaşamayacağının görülmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Aynı şekilde adaleti, paylaşımı, işbirliğini ve evrensel prensipleri merkeze almadan ne küresel barış, ne de enerji kaynaklarının güvenliği tesis edilebilir. Suriye'deki kaos ortamından beslenen Esed rejiminin bütün bunlara göz yummasıyla palazlanan DEAŞ terörü işte bunun en açık ve acı ispatıdır. DEAŞ terörünün önce Suriye'de, sonra Irak'ta elde ettiği etkinlik ve sebep olduğu yıkım sadece bu iki ülkeyle sınırlı kalmamış, dünyanın 80'e yakın ülkesini bilfiil etkilemiştir. DEAŞ tehdidinin dünyaya verdiği en büyük ders, Suriye'deki, genel olarak Ortadoğu'daki sorunların lokal, bölgesel sorunlar değil, bilakis küresel sorunlar olduğudur. Dolayısıyla bu meselelerde sadece sınırlarımızın güvenliği ve enerji güvenliği değil, küresel refah, huzur, dayanışma adına da inisiyatif alınması gerekiyor. Bölgede yaşanan trajediyi görmek, çığlıkları işitmek ve akan kanın durması için acilen tedbir almak zorundayız. Şayet, daha fazla geç kalırsak, telafisi uzun yıllar sürecek, çocuklarımızın geleceğini karartacak çetrefilli bir sorunla mücadele etmek zorunda kalabiliriz."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.