Engin Alan;Ölümden öte köy yok

Halen Sincan Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan MHP İstanbul Milletivekili Engin Alan EtikHaber yazarı Metin Özkan’a önemli açıklamalarda bulundu.

EtikHaber Metin Özkan: Sayın Alan Hükümet “Milli Ordu’ya kumpas kuruldu” diyor siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Engin Alan: Hükümet hem kumpas kuruldu hem de bize darbe yapıldı diyor. Bu ne yaman çelişki. Kumpas kelimesinin arkasına sığınanlar, hata yaptıysak düzeltiriz, yanlış yapmış olabiliriz hatta kurunun yanında yaşta yanmış olabilir gibi şuursuz açıklamalar yapmaktadır. Herkes şunu bilsin ki, bu dava baştan aşağı yalandır. Kurdukları yeni bir kumpasla kuru ve yaş kelimelerini kullananlar iki bin kişinin yargılandığı davanın neresi kuru neresi yaş açıklamak zorundadır.

“SUÇLULUĞUMA İNANIYORLARSA ÇIKSINLAR MİLLETVEKİLLİĞİMİ DÜŞÜRSÜNLER”

EtikHaber Metin Özkan: Sayın Alan TBMM’de tutuklu vekiller için yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Engin Alan: Bizi yine bu mahkemeler yargılayacaklarsa hiçbir şey değişmez. Bunun adı yeniden yargılama olmaz. Çünkü aynı sahte deliller, aynı sahte belgeler ve aynı sahte kanıtlarla bizi yargılayacaklar. Oysa yeniden yargılama yerine sıfırdan yargılama olmalıdır.

Benim çıkmak gibi bir derdim yok. Meclise çağrımdır: Suçluluğuma inanıyorlarsa çıksınlar milletvekilliğimi düşürsünler.

İddia ediyorum bunlar yeniden yargılama dedikleri bu süreci yerel seçimlerden önce tamamlayacak ve başta KCK’lılar olmak üzere hepsini tahliye edip hatta yeniden aday gösterecekler.

Yeniden yargılama dedikleri yeni bir kumpastır. Çünkü bizi dün çarmıha gerenler bugünlerde kumpas diye sözde sihirli bir sözcükle kamuoyu algısını değiştirip toplumun dikkatini farklı yöne çekmeye çalışıyorlar. Engin Alan olarak ben kanuni ve yasal haklarım dışında hiç kimseye eyvallah etmeyeceğimi herkes çok iyi bilsin. Tutuklu kaldığım süre içerisinde hiçbir zaman dönüp ne zaman bu kapı açılacak ve ben buradan ne zaman çıkacağım diye bakmadım. Benimle ilgili bir tek olgu tasarruf kullanabilir o da Türk milletidir.

ENGİN ALAN’A ÖLÜMDEN ÖTE KÖY YOKTUR

EtikHaber Metin Özkan: Sayın Alan, BDP’nin tutuklu milletvekili kalmadı. Bu konuda yorumunuz ne olacak?

Türk Milletine Çağrımdır; Beş bölücü milletvekilinin TBMM’de yemin etmesini ancak Engin Alan’ında burada yatmasını içine sindiriyorlarsa ben ömür boyu yatmaya hazırım. Kaldı ki, o BDP milletvekilleri ettikleri yeminin bir kelimesini bile içine sindirerek ve inanarak ettilerse ömrümün sonuna hapis yatmaya razıyım. Ve bana inanan Türk milleti bilsin ki, Engin Alan’a ölümden öte köy yoktur. Benim vicdanım rahat bana inananların da vicdanının rahat olduğu sürece burada oturmaya razıyım.

Çünkü beni Engin Alan’ı hapishane filan korkutmaz.

Binlerce vatan evladının kanına giren PKK’lılara gerilla diyerek kutsayıp bağrına basıp öpüp sevenler, bizi darbeci, çete ve fuhuşçu olarak gösterenler şimdi günah mı çıkarmaya çalışıyor?

GEREKİRSE ÖLENE KADAR DA BURADA KALIRIM

EtikHaber Metin Özkan: Peki Sayın Alan, size göre yeniden yargılama metodu neyi amaçlıyor?

İçim ülkeme acıyor, içim milletime acıyor, içim devletime acıyor. Çünkü kumpas diyenlerin asıl amacı PKK’ya ve KCK’ya verdikleri sözleri yerine getirmek içindir. Yeniden yargılama dedikleri süreçle de aslında KCK’ya af getiriyorlar. Amaç onları kurtarmak.

Yeniden yargılamanın asıl adresi KCK’dır. Önce tutuklu KCK’lı Belediye Başkanlarını, sonra il başkanlarını, sonra ilçe başkanlarını ve diğerlerini bırakacaklar. Kumpas kelimesinin sihri de burada yatıyor.

Tüm bu olan biteni seyreden AKP’nin içindeki vicdanlara da sesleniyorum: Siz bunları ne kadar içinize sindiriyorsunuz?

Birkez daha söylüyorum. Ne eşim, ne çocuğum, ne akraba ve dostlarım hiçbir şey umrumda değil. Suçsuzum, suçsuzluğum ispatlanana kadar da gerekirse ölene kadar da burada kalırım.

BU FOTOĞRAF TÜRKİYE’NİN İKİNCİ HABURU’DUR

EtikHaber Metin Özkan: Sayın Alan tahliye edilen BDP milletvekilleri seçim bölgelerini gezdikten sonra dün de TBMM’de yemin ettiler. Bu fotoğrafı nasıl okudunuz?

Beş BDP milletvekilinin geçtiğimiz hafta sonu Şırnak, Cizre ve Diyarbakır’da söylediği sözleri yüce milletimiz birkez daha dinlesin. Bu fotoğraf Türkiye’nin ikinci Haburu’dur. Bu rezaleti Türk milletine layık görenler bilsinler ki, sözün bittiği yerdeyiz. Ama ben hala buradayım ve dimdik ayaktayım.

Devleti bölen, millete düşmanlık eden, polis tokatlayan Sebahat Tuncel ile birlikte beni affedecek olanlar kumpas safsatasına sığınmasınlar.

DİNİ KIBLEM MEKKE’DİR, DÜNYA GÖRÜŞÜM MHP’DİR

EtikHaber Metin Özkan: Engin Bey sizden başka tutuklu milletvekili kalmadı. Partinize ve Genel Başkanınıza bir mesajınız var mı?

Birkaç gündür medyadan takip ediyorum. CHP ve BDP milletvekillerini kurtardı, MHP zayıf kaldı diyenler var. Bu sözleri getirip nifak tohumu ekmeye çalışanlara açık beyanımdır. Herkes bilsin ki, MHP’nin tavrı benim tavrımdır. MHP’nin duruşu benim duruşumdur. MHP’nin iradesi benim irademdir. Genel Başkanım Devlet Bahçeli’nin aldığı tüm kararlarda benim kararımdır. Kimse bu durumu eğip, büküp namertlik etmesin. Kimse de Milliyetçi Hareket Partisi’ne karşı ahlaksızlık ve haksızlık etmeye kalkmasın. Çünkü orada söylenen her kelimenin ve alınan her kararın altına imza atıyorum.

Yine bilinsin ki, dini kıblem Mekke’dir, dünya görüşüm Balgat’ta ki MHP Genel Merkezi’dir. Ve yine şunu herkes bilsin ki; hiç kimse ama hiç kimse bana boyun eğdiremez. Genel Başkanıma saygım, hürmetim ve sadakatim sonsuzdur. Allah onu ülkemizin ve milletimizin başından eksik etmesin.

BAŞBAKAN’A NEDEN AYAĞA KALKMADI

EtikHaber Metin Özkan: Sayın Alan çok tartışılan bir konu var. Kamuoyunda sizin aslında Başbakan’a ayağa kalkmadığınız için burada yattığınız olgusu oluştu. Hatta Sayın Başbakan’ın “Çanakkale’de ayağa kalkmayanlar şimdi nerede” sözü de tuz biber ekti. Bu olayın gerçek yüzü nedir? Neden ayağa kalkmadınız?

Metin Bey, şimdi size anlatacaklarımdan sakın kimse korktuğumu, geri adım attığımı ve yaptığımı inkar ettiğimi düşünmesin. Benim yaradandan başka hiç kimseden korkum yoktur. Olayın gerçek yüzünü şimdi size tüm çıplaklığıyla anlatıyorum: Çanakkale törenlerinin yapılacağı gün sayın vali beni aradı. “Komutanım Başbakanımızın Özel Kalem Müdürü aradı programında bir gecikme olacakmış, törenlerin başlamasını iki saat erteleyebilir miyiz diye sordu” dedi. Bende kendisine “Sayın Valim resmi yazıları Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve makamınıza yazılı olarak tebliğ ettim. Törenleri erteleme şansımız yok. TSK geleneğinde ivedi durumlar dışında böyle bir şey yapılamaz. Üstlerime hesap vermek zorundayım. Ancak isterseniz Sayın Başbakan’ın talebidir diyerek törenleri iki saat erteleyebilirim. İsterseniz bunu yeni bir yazıyla üstlerime bildireyim” dedim. Sayın Vali “Komutanım o zaman bir Başbakanlıkla yeniden bir telefon görüşmesi yapıp size döneyim” dedi. Onbeş dakika sonra Vali Bey beni yeni arayarak “Komutanım törenler tam saatinde başlayacak” dedi.

Sayın Başbakan’ın normal tören saatinde gelmesiyle birlikte tören başladı. Ben de, bugün bakan ve Başbakan’ın en yakınında olan birçok isimle birlikte Başbakan’ı ayakta karşıladım. Hatta Sayın Başbakan elimi sıkıp “Nasılsınız Paşam, afiyettesiniz inşallah” diye hatırımı bile sordu. Buna isimlerini vermeyeceğim bugün Başbakan’ın yanı başında oturan o isimler şahittir. Vicdanları varsa konuşsunlar.

Başbakan yerine oturduktan sonra ben de protokoldeki yerimi aldım. Daha sonra konuşmasını yapmak üzere Başbakan kürsüye çıktı. Konuşmasının sonunda da Türk Silahlı Kuvvetleri dışında, park bahçelerdeki bekçiden tutun, hemen herkese teşekkür etti. Askeri terbiyem gereği kurumuma yapılmış bir haksızlığa TSK adına tavır koyup Başbakan’ın konuşması bitip yerine dönerken ayağa kalkmadım. Bu duruşu mensubu olduğum kurum adına sergiledim. Bugün olsa yine aynısı yapardım.

 EtikHaber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.