Davutoğlu'nu  toplantıdan kaçırtan soru!

Başbakan Davutoğlu Polonya ziyareti öncesinde Esenboğa'da basın mensuplarının sorularını cevapladı. Gazetecilerin Türkiye-AB ilişkileri, Çözüm süreci, seçim barajı ve Osmanlıca ile din derslerinin zorunlu kılınması gibi gündemle ilgili sorularını cevaplayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündeme bomba gibi düşen memur atamalarında torpil iddialarına ilgili soruya ise cevap vermeden aceleyle toplantıyı terk etti. 

 

Bir gazetecinin CHP'li Haluk Koç'un gündeme getirdiği, KPSS sınavlarına girmeden AKP'li bakan yakınlarının devlet memurluklarına atanmasıyla ilgili sorusuna cevap vermeyen Davutoğlu, diğer gündem sorularına ise geniş cevaplar verdi. 

 

Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları:

 

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

Türkiye AB ilişkileri her iki taraf için de önem taşıyor. Fasıllar konusunda ciddi siyasi engellerle karşılaştık. Önümüzdeki dönemde Ocak ayında bizzat Brüksel'e gidip temaslarda bulunacağım. Avrupa Birliği Türkiye ilişkilerine yeni bir ivme katmaya kararlıyız. 

 

ÇÖZÜM SÜRECİ

Çözüm süreci bağlamında durum değerlendirmesi yaptık. Siyasi irademiz açık ve net. Eylem planımız son derece berrak. Aynı berraklığı bütün ilgili taraflardan görmek en tabi talebimiz ve hakkımızdır. 6-7 Ekim olaylarında sergilenen tutum çözüm sürecinde sıkıntılar doğurmuştur. Toplumun her kesimiyle temas halinde yürütüyoruz. Başbakan yardımcımızı görevlendirdik. Bazı görüşmeler yapacak. Bir daha bu topraklarda hiçbir şekilde şiddet ve silah temelli hak arayışının olmayacağı, demokratikleşmenin tam olarak sağlandığı, kamu düzenine zarar vermek gibi gizli amaçlar güden faaliyetlere de izin verilmeyeceğini ifade ediyorum. Provokasyonlara rağmen tren raydan çıkmayacak. 

 

SEÇİM BARAJI

AK Parti barajdan korkarak siyaset yapan bir parti değildir. 2001'de bu baraj vardı 2002'de seçimlere girdik ve büyük bir başarıyla da emaneti devraldık. Parti kapatma davası açıldı aleyhimize, her tür engeller çıkarıldı. Ama hiç bir zaman mazeret ardına sığınmadık. Milli iradeyi gümbür gümbür seslendirerek başarıyı kapalı kapılar ardından aramadık. Hafta sonunda Türkiye'nin bir doğusu bir batısında halkımızla siyaset yapıyoruz. Diğer partiler bazı beklentiler içinde hesaplar yapıyor. Bizim hesabımı millettir. Ankara'daki hukuki süreçlerden de medet ummayız. AYM başkanlığının açıklaması önemli. Teknik bir süreç olarak devam ettiği vurgulandı. Teknik süreçlerin zamanlaması da önemli. Geçen sene açık davette bulunduk, sıfır baraj, dar bölge veya daraltılmış bölgeye davet ettik. Ancak şimdi seçim yaklaşırken baraj tartışmalarından medet umuyorlar. Gitsinler milletten medet umsunlar. Bizim muhalefete tavsiyemiz bu. 

 

ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARINI HALK KABUL ETMEYECEKTİR

Anayasa mahkemesinin bu meselede 1995 tarihli kararına uygun şekilde 2008 tarihli AİHm kararına uygun bir şekilde neticelendirmesini bekliyoruz. Hukuk bunu gerektirir. İstikrarın bir dengeye oturması lazım. Temsili öne çıkartıyorum görüntüsü altında istikrara zarar verilecek olursa, istikrarın getirdiği faydaları gören halkımız da buradaki kararı öncelikle halkımız kabul etmeyecektir. Geçen sene yaptığımız tekllfler masadadır. Bunlar masadayken konuşmayanların şimdi söyledikleri sözler yok hükmündedir. AYM'nin temsil ve istikrarı gözönüne alarak karar vereceğini ümit ediyoruz. 

 

OSMANLICA ve ZORUNLU DİN DERSLERİ

Milli eğitim şurası milli eğitimle ilgili her kesimin katıldığı, sendikaların, öğretim üyelerin katıldığı geniş katılımlı bir şuradır. Orada her şey tartışılır. Her konu gündeme gelir. Öyle bir hava esti ki sanki sadece Osmanlıca ve din dersi konuşuldu. Hassas unsura atfen bu intibayı vermek herşeyden önce o şuraya katılan saygın bilim adamlarına hakarettir. Bunlar MEB'e tavsiyedir. Onlar da bakanlar kuruluna getirir. Herkes görüşünü beyan eder. Osmanlıca denince arkadaşlar yabancı bir dil sanıyorlar. Osmanlıca bugünkü türkçenin bir başka alfabeyle yazımıdır. Osmanlıca diye bahseden CHP'li grup başkanvekilinin mezar taşı ifadesi var. Evet mezar taşını okumayan bir nesil tarihini bilemez. Sizin tek parti döneminde mezar taşı tahribatı yaptınız. 

 

NEDİR BU OSMANLICA ALERJİSİ?

 

Almanca veya İngilizce geçmişte yazılan metinleri Alman aydını okuyabiliyorsa, bir İngiliz Şekspir'i aslından okuyorsa, bir Türk aydın da bırakın 16. yy metinlerini Namık Kemal'i aslından okumasından kim niye rahatsız olsun? Okuyamıyorsa biz rahatsız oluruz. Atatürk'ün Nutuk'un okusa kim neden rahatsız olsun. Sosyal bilimlerde zaten Osmanlıca kadim Türkçe olarak okutsak karşı mı çıkacaklar? Nedir bu Osmanlı alerjisi? Nedir bu tarih alerjisi, kültür düşmanlığı, anlamak mümkün değil. Eğer alfabe devrimi yapılmışsa bu geçmiş alfabeyi tahkir etmek anlamına mı gelir? Bir dönem osmanlı arşivlerini okuyacak arşiv uzmanı kalmamıştı bu memlekette. Evet ben her yetişen türk gencinin bir türk aydını olarak 16. 17. 18. yüzyıl eserlerini aslından okumasını bir zaruret olarak görüyorum. 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.