CHP, Meclis Soruşturma Komisyonunun Yayın Yasağına İtiraz Etti

Dört eski bakan hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu haberlerine yayın yasağı getirildi. CHP, 17-25 Aralık sürecinde ortaya çıkan yolsuzluk yolsuzluk ve rüşvet olaylarına ilişkin kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'nun yayın yasağına itiraz etti.

AÇIKLAMAYI TANRIKULU YAPTI

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu tarafından yapılan itirazda, "Ankara Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından gerçekleştirilen taleple Ankara 7.Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2014/4205 D.İş sayılı kararla verilen yayın yasağı kararının itiraz incelemesi neticesinde kaldırılması talebinden ibarettir." denildi.

CEMİL ÇİÇEK: BEN BAŞVURMADIM

Konuyla ilgili açıklama yapan Meclis Başkanı Cemil Çiçek ise, yayın yasağı getirilmesi için mahkemeye kendisinin başvurmadığını söyledi.

YASAĞIN GEREKÇESİ

Dört eski bakan hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu haberlerine dün yayın yasağı getirildi. Yayın yasağının gerekçesi şu: "Eski Bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'ın kişilik haklarının zedelenmesinin önlenmesi, şöhret ve diğer haklarının korunması…"

TBMM Başkanlığı, 21 Kasım 2014'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı göndererek, komisyon tarafından yürütülen soruşturmayla ilgili basın ve yayın organlarınca, Anayasa'nın 38'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 110'uncu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 157'nci maddelerinde düzenlenen, soruşturmanın gizliliğini ihlal edici ve masumiyet karinesini zedeler şekilde yayınlar yapıldığı belirtildi ve "soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini takiben, soruşturmanın bitim tarihi olan 27 Aralık 2014'e kadar yayın yasağı kararı aldırılması" istendi.

Basın Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral, bunun üzerine nöbetçi sulh ceza hâkimliğinden, söz konusu haberlere yayın yasağı getirmesini talep etti. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimi Yavuz Kökten'in, talebin kabulüne ilişkin kararında şöyle denildi:

SORUŞTURMA BİTENE KADAR...

"Eski Bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'ın kişilik haklarının zedelenmesinin önlenmesi, şöhret ve diğer haklarının korunmasının sağlanması bakımından, TBMM Soruşturma Komisyonu'nun istemiş ve getirtmiş olduğu bilgi ve belge içerikleri ile komisyonun tanık, bilgi sahibi, bilirkişi sıfatıyla veya diğer ilgililer olarak beyanlarına başvurduğu kişilerin komisyona vermiş oldukları beyanlarına yönelik olarak 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 3/2. maddesi gereğince, soruşturma bitim tarihi olan 27 Aralık 2014 günü mesai sonu bitimine kadar tüm yazılı, görsel ve internet ortamında yapılan yayınlar hakkında yayın yasağı konulmasına karar verildi."

TGC: 17 ARALIK KOMİSYONU İÇİN YAYIN YASAĞI SANSÜRDÜR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada TBMM Başkanlığı'nın 4 bakan ifade vermeden önce 17 Aralık komisyonu için yayın yasağı kararı aldırmasını sansür olarak nitelendirdi.

Açıklamada bu kararla halkın haber alma ve bilgilenme hakkının ortadan kaldırıldığı belirtildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'nun açıklamasında şu görüşler yer aldı;

"17 Aralık operasyonunun ardından görevden alınan eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu'yla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. TBMM Başkanlığı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen yazıda, 27 Aralık 2014'e kadar istenen yayın yasağı, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından "uygun" görüldü.

Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu yayın yasağı basın özgürlüğünü zedelemiştir. Basının görevi kamu yararını ilgilendiren bütün konularda bilgi ve fikirleri topluma aktarmaktır. Demokratik rejimlerde basın hürdür ve sansür edilemez.

Kamuoyundan haber gizleme talebinin halkın temsilcilerinden oluşan TBMM'nin başkanlığından gelmesi de üzücüdür. Demokrasilerde her türlü siyasi tartışmanın halk ile paylaşılması esastır.

Yayın yasakları ile olayların kamuoyuna aktarılmasının engellenmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na da aykırıdır. Bilgi edinme yurttaşlara tanınmış bir haktır. Habere ulaşmak, haberi yorumlamak ve haberi serbestçe yayınlamak da basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilir. Yayın yasakları bu hakkı zedelemektedir.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak ister siyasi otoritelerce ister mahkeme kararlarıyla halktan haber gizlemenin sakıncalarını da sıkça yineledik.

Yine diyoruz ki, bu tür yasaklamalar, fısıltı gazetesinin yaygınlaşmasına, gerçeklerin çarptırılmasına yol açacaktır.Bir kez daha giderek artan yayın yasaklarının siyasetçiler tarafından sansür amacıyla kullanılmamasını ve çok sesli bir toplum için halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmamasını istiyoruz."

BASIN KONSEYİ: YASAKLAR, GERÇEKLERİ DEĞİL, ÖZGÜRLÜKLERİ YOK EDER

Basın Konseyi yayın yasağı getirilmesinin sansür olduğunu vurguladı ve mahkemenin böyle bir yetkisinin bulunmadığını belirtti.

Basın Konseyi tarafından yapılan açıklamada şunlara değinildi;

"Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin böyle bir karar verme yetkisi yoktur.

Geleceğe dönük olarak genel bir yayın yasağı getirilmesi şeklinde bir karar verilemez.

Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği, dört eski Bakan hakkında yürütülen meclis soruşturmasına ilişkin olarak, 27 Aralık 2014 günü mesai sonu bitimine kadar tüm yazılı, görsel ve internet ortamında yapılan yayınlar hakkında yayın yasağı konulmasına karar vermiştir.

Ne var ki, ne kararın dayandırıldığı Basın Kanunu m. 3/2'de ne de TBMM Başkanlığı başvurusunda dayanılan Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157. maddesinde, yayın yasağı kararı verilmesine olanak sağlayan bir düzenleme yoktur. Dolayısıyla, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin böyle bir karar verme yetkisi yoktur.

Ayrıca, böyle bir karar verme yetkisi olsaydı bile, bu tedbiri zorunlu kılan fiili ve hukuki nedenlerin kararda açıkça izah edilmemiş olması, Anayasa'nın "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklindeki 141/3. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesine aykırıdır.

Kaldı ki, "masumiyet karinesi veya soruşturmanın gizliliği ihlal edilmektedir" gerekçesiyle, geleceğe dönük olarak genel bir yayın yasağı getirilmesi şeklindeki bir karar verilemez.

Soruşturmanın gizliliğini ihlal, haber verme hakkı şeklindeki hukuka uygunluk nedeni istisnasıyla, adli bir suçtur; keza, haber verme maksadını aşan, iftira ve hakaret niteliğindeki yayınlar da Türk Ceza Kanunu uyarınca cezayı gerektirir. Bu bakımdan, haber verme hakkının sınırlarını aşan kişiler her zaman sorumlu tutulabilirler.

Ne var ki, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin verdiği şekilde bir yayın yasağı kararı, Anayasa'yla ve Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası antlaşmalarla bağdaşmadı gibi, demokratik toplumların vazgeçilmez öğesi olan, "halkın haber alma hakkı"nı da ortadan kaldırmaktadır"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.