Cemil Çiçek yeni anayasadan umutsuz

Demokratikleşme paketine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, paketin içeriğini bilmediğini sadece basında çıkan şekliyle bildiğini, çıkanların, en iyimser şekliyle eksik olabileceğini belirten Cemil Çiçek, paketin tümüyle terörle bağlantılı olmadığını, Türkiye'nin, demokratik standartlarını yükseltmeye yönelik bir çok düzenlemeler yaptığını söyledi.

Esas olanın demokratik standartları yükseltmek olduğunu vurgulayan Çiçek, "Yoksa terör örgütünün talebini karşılamak olarak bu işleri tartışırsak, belki de en büyük kötülüğü burada yapmış oluruz. Örgüt diyecek ki 'Ben silaha sarıldım, orayı, burayı yaktım, o kadar adam öldürdüm. Buna karşılık da T.C.'den şu şu şeyleri aldım.' O zaman bu kazanımlar, örgütün istediği için olduğu sonucuna götürür. Herkes teşekkürü devlete yapacağına, o zaman örgüte yapar hale gelir. Baştan beri bu hatayı yapıyoruz. Ne zaman Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmek için bir noktaya hareket etse, bir kısım düzenlemeler yapacak olsa 'örgüt istedi, örgütün talebi...' O zaman örgütü meşrulaştırmış oluruz" dedi.

Çiçek, Başbakan ve bakanların açıklamalarından, bunun, örgütün talebi olarak değil, demokratik standartları daha yukarı çıkarabilmeye yönelik olduğunu anladığını kaydetti. Alevi vatandaşlar, seçim sistemi, siyasi partiler, azınlıklarla ilgili taleplere yönelik düzenlemeler varsa bunun terör örgütüyle ilgisini soran Çiçek, yapılanların merkezine örgütün konulması halinde örgütü meşrulaştırmış ve propagandasını yapmış olacaklarını belirtti.  

Anadilde eğitimin, pakette yer alıp almamasına yönelik bir soruya karşılık Çiçek, bugüne kadar çıkarılan paketlerin, anayasa değişikliği gerektirmeyecek konuları düzenlediğini anımsattı.

İnsanlar bu işleri çözdü
Çiçek, pakette, kamuda başörtüsü serbestliğine yönelik maddenin yer alacağına ilişkin haberlerin sorulması üzerine, bu konuda toplumsal mutabakatın görüldüğünü söyledi. Çiçek, eski gerginlik, tartışmanın olmadığını, geçmişte bunun üzerinde çok fazla siyasi tartışma yaptıklarını ve bunun bir şey kazandırmadığını dile getirdi. Çiçek, yeniden tartışmanın da topluma bir şey kazandırmayacağını vurgulayarak,  genel bir anlayış bulunduğunu, bunun gerisine götürmenin doğru olmadığını belirtti.

Kişinin, "İnancımın gereği" diyorsa bunun en temel hak olduğunu ifade eden Çiçek, daha önce anayasal bir kuruluş olan YÖK'ün ''Yasak" derken, başka bir anayasal kuruluş olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, "Bir Müslümanın başını örtmesi gerekir" dediğini vurguladı. Çiçek, "İnsanımızı niye ikilem içine sokuyoruz? Devleti için dinini mi terk etsin, dini için devletiyle karşı karşıya mı gelsin? Bir topluma yapılacak en büyük kötülük, zulüm budur" diyerek, toplumda böyle bir gerginliğin bulunmadığını belirtti. Çiçek, "Yeni baştan bunu, orasından burasından çekerek, kaşıyarak, toplumun huzurunu kaçırmayalım. İnsanlar bu işleri çözdü, götürüyor" dedi.

Sabaha kadar müzakere yapsalar...
TBMM Başkanı Çiçek, yeni anayasa yapım sürecine ilişkin soruları da yanıtladı.
Anayasa yapmanın zor bir iş olduğuna dikkati çeken Çiçek, din, devlet, vatandaşlık, eğitim, kamu idarelerinin yeniden yapılanması gibi 7-8 konuyu, komisyonda karara bağlama imkanlarının olmadığını vurguladı. Çiçek, "Bunları en sona bırakalım, genel başkanlara götürelim, parti organlarında görüşülür" dediğini aktardı.

Çiçek, zamanın iyice daraldığını, 19 Ekim'de iki yıl olacağını anımsatarak, "Yerel seçim süreci bana göre fiilen başladı. Böyle bir ortamda anayasa yapmak neredeyse imkansız. Bunu görmemiz lazım. Her işin bir zamanı var. Bu işin güneş batım noktasına geldik. Zamanı iyi kullanmak adına şöyle bir şey yapılabilirdi: Teklif ikiye indirilebilir, iki parti böyle, iki parti şöyle düşünüyor ya da bir üç parti şöyle, üç parti böyle düşünülüyor denilebilir. Bunları parti yetkili organlarına bırakarak, belki yüzün üzerinde maddeyi çözüme kavuşturmuş olabiliriz. Bence bu konularla ilgili yeteri kadar tartışma oldu, herkesin ne söylediği belli, vatandaşlık konusunda 4 partinin görüşü belli. Sabaha kadar müzakere yapsalar netice çıkmaz" diye konuştu.

Komisyonun, 60 ülkenin anayasasından yararlandığına işaret eden Çiçek, anayasal hüküm haline getirdikleri konulardan bazılarının, bu ülkelerin anayasalarında bulunmadığını, bazı ülkelerde olanların da Türkiye'de yer almadığını söyledi.  Çiçek, "Herkesin görüşünü alırız, bu işleri çok iyi bilen uzmanlar, akademisyenler tartışılabilir. Uygun gördüğümüz bir ülkenin tanımı alınabilir" dedi.

Gelirse, demokratikleşme paketi ile ilgili konu öncelik alabilir

Cemil Çiçek, 1 Ekim'de açılacak olan Meclis'te ilk günün gündeminin Anayasa gereği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e ait olduğunu belirtti. Çiçek, ilk gün gündeminde ayrıca CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal'ın, istemesi halinde yemin etmesinin yer alabileceğini ifade etti.

Meclis'te yıl sonuna kadar yapılacak en önemli düzenlemenin bütçe olduğunu belirten Çiçek, "Demokratikleşme paketi olarak ifade edilen paket gündeme gelirse, herhalde Meclis'te en çok müzakeresi yapılacak, konuşulacak konuların başında o gelir. Şu an bizim Meclis gündemimizde çok fazla tasarı yok. İkili anlaşmalar var. 8-9 tane kanun tasarısı var. Bunlar da çıkmazsa çok sıkıntı olacak yasalar değil. Dolayısıyla bana kalırsa gündemde özel bir süreli olduğu için Suriye ile ilgili tezkere var. Gelirse, demokratikleşme paketi ile ilgili konu öncelik alabilir" dedi.

Seçim mevzuatını yeni baştan ele almak gerekiyor

Seçim barajı konusuna değinen Çiçek, şunları söyledi:  

"Barajın en önemli gerekçesi istikrardır. Yüksek tutulmasının sebebi 'Türkiye'de istikrarı sağlayalım, koalisyonlar olmasın.' Ama yüzde 10 barajı ile de koalisyonlar oldu. Bir yönü budur. Belki orta bir yol bulunabilir. İstikrarı da sağlayacak, temsilde adalete de imkan verecek bir çok yol ve yöntem bulunabilir.

Aslında seçim mevzuatının tümünü birden ele almakta fayda var. Yeni bir anayasa yapamadık, tartışıyoruz. Yeni bir İçtüzük yapamadık. Yeni bir siyasi partiler kanunu yapamadık, seçim mevzuatı yapamadık. Bu türlü düzenlemeler bugünün şartlarına cevap vermiyor. Seçim mevzuatını yeni baştan ele almak gerekiyor. O günle bugünün şartları farklı.

Siyasi Partiler Kanunu'nu düşünün. En soldaki parti de aynı şekilde teşkilatlanıyor en sağda olduğunu ifade eden parti de. Bir taraftan 'çoğulculuk' diyoruz ama öbür tarafta bütün partilere tek tip elbise giydiriyoruz. Cezaevinde bile, 'cezaevlerinde tek tip elbise mi olur?' diye kıyamet koptu geçmişte. Tektipçiliğe karşı çıkıyoruz ama tek tip elbiseyi bütün partilerimiz giyiyor. Çünkü doğru dürüst günün şartlarına uygun bir siyasi partiler mevzuatı yapamadık."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.