Çarşı'nın 'darbecilikle' suçlandığı dava başlıyor

Güncellemeler için sayfayı takip edin…

Gezi eylemleri nedeniyle açılan soruşturma kapsamında Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın tribün liderleri ve üyelerinin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülecek.

Çarşı grubuna destek için taraftarlar Çağlayan Adliyesinde toplanıyor

1

 

Darbe teşebbüsü’, ‘Örgüt kurmak , yönetmek ve üye olmak’ iddiasıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sabah saat 09.30’da başlayacak duruşmada iddianamede sanık olarak yer alan 35 kişinin ve 100’e yakın avukatın davaya katılması bekleniyor.

Ayrıca birçok milletvekili,aktivist ve sanatçının yanı sıra çeşitli takım taraftarlarının da Çarşı’ya destek vermek için İstanbul Adliyesi önünde olacağı öğrenildi.

 image

Birçok taraftar derneği ve grubu “hükümeti yıkmaya teşebbüs” iddiasıyla yargılanacak olan Çarşı’ya destek açıklamasında

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Türkiye tarihinde ilk kez bir taraftar grubu “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” iddiasıyla hakim karşısına çıkacak.

Tutuklu sanığın bulunmadığı davaya ilişkin olarak hazırlanan iddianamede, “sanıkların eş güdümlü olarak Ankara ve İstanbul’daki Başbakanlık ofisini ele geçirerek, yabancı basın organlarına da ülkedeki zafiyet görünümü görüntüleri servis etmek sureti ile dış destek de alarak amaçlarına ulaşmaya çalıştıkları” iddia ediliyor. ‘

Hükümet darbesi’yle suçlamayla sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası isteniyor. Eylül ayında, iddianamenin mahkemeye sunulmasının ardından Çarşı grubu tarafından yapılan açıklamada savcının iddiaları reddedilmiş ve suçlamalar için “Bu bir trajedi değil komedidir” denilmişti.

Çarşı grubundan 22 kişi Haziran 2013’te Gezi protestoları ile ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınmış, bu kişilerin tamamı serbest bırakılmıştı. 

Taraftar Hakları Derneği

”Bu davaya karşıyız! Sizin darbecilikle itham ettiğiniz çArşı, sizin müebbet zindanlara layık gördüğünüz çArşı, biz değiliz ama çArşı biziz!”

Media preview

Taraftar Hakları Dayanışma Derneği

” Tarih , bir taraftar grubunun sırf toplumsal özgürlük talebini dile getirdiği için darbecilikle suçlandığına da şahit oldu. Çarşı’ya destek olmak için Çağlayan Adliyesi’nde olacağız!”

 Media preview

Taraftar Hakları Dayanışması Derneği Girişimi

”Elbette saraylara hapsettiğiniz adaleti sokaklara, hayata ve bizlere geri kazandırana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu davayı tanımıyor, Çarşı’nın yanındayız diyoruz.”

 Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Beleştepe

”Tarihe başı dik olarak geçecek olanlar, tarihin çöplüğüne gidecek olanlardan korkmazlar. (…) Mahkum edilmek istenen çArşı değil, toplumun bütün kesimlerinin haksızlığa karşı durma cesaretidir. Tarih her şeyi apaçık yazacaktır. Hep birlikte göreceğiz. Yenilmeyeceğiz!”

 Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Halkın Takımı

”İddialar hakkında bir şey demeye gerek duymuyoruz çünkü biliyoruz ki halkın nezdinde, kamuoyunda, bu dava çoktan bitti. “Beraat” kararı çoktan verildi vicdanlarda. (…) Yarına onurlu bir gelecek bırakmak için mücadele edenleri selamlıyor, hayata Beşiktaş katmaya devam edeceğiz diyoruz.”

 Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Sol Açık

”Biz Sol Açık olarak Çarşı’ya destek için orada olacağız. “Çarşı yargılanamaz bu davayı tanımıyoruz” diyen herkesi Çağlayan Adliyesi’ne bekliyoruz!’

Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın kurucularından ‘’Sarı Cem’’ lakaplı Cem Yakışkan ile grubun önde gelen isimlerinden Deve Erol lakaplı Erol Özdil, Halil İbrahim Erol, Numan Bülent Ergenç, Hakan Tezel ve Ayhan Güner’in de aralarında bulunduğu 35 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmıştı. Ve bugün o iddianamenin değerlendirileceği dava görülecek.

Dava öncesinde Çarşı grubu bir açıklama yayınladı

image

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

ÖNSÖZ: Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Leylâ ile Mecnûn neyse bizim için BEŞİKTAŞ ile Çarşı da odur…
 
SONSÖZ: BEŞİKTAŞ
 
Bize: “Size ne?” diyorlar.
Yıllar önce Fok balıklarının katliamına isyan ettiğimizde güldüler bize. “Size ne?” dediler. Yerdiler bizi, ama bugün sıfatsızın biri çıktı ve size “Fok You !” dedi. O gün yanımızda olsaydın bugün “Fuck You !” diyor olacaktın, bunu unutma!
 
Düzen zaten istiyor ki, bir araya geldiğimiz sadece doksan dakikalık bir hayatımız olsun; bu süre zarfında sadece atılan gole sevinip yenilen gole üzülelim. Hayatımız doksan dakika içinde genleşip daralsın, orda başlayıp orda bitsin. Sahanın içinde olanlar dışında ‘görme, duyma, konuşma’ demek istiyorlar. O doksan dakikanın başlama vuruşuna kadar geçen zaman sanki hiç yaşanmamış gibi yok sayılsın.

“Hadi şimdi dağılabilirsiniz! Unutun gitsin.” Öyle mi? Oysa bizim bir hayatımız varsa, bu hayat başkalarının hayatıyla mümkündür. Başkalarının hayatına sırt çevirenler, gözlerini kendinden olana çevirir; kendi oğullarını bir hanedan gibi görmenin dışına adım atamazlar. Futbolun insanlara yaydığı kolektif ruh, kolektif hâfıza kendimize dışarıdan bakma şansı verir bize.

Bu bakış, insanî değerleri diri tutar. İnsanlığa yapılan yanlışları, kurulan kumpasları görünür kılar. Bizi, birbirimizden haberdar kılar. Haber niteliği olan durum ve olguları korkmadan, cesaretle halkın önüne taşıma sorumluluğu verir. 


Bir araya geldiğimiz statlarda, salonlarda aleyhimize çalınan haksız penaltılara isyan edelim, çıkan haksız kırmızı kartlara isyan edelim, ama bu “milletin .mına koyacaz’ diyenlere yol veren düzene isyan etmeyelim! Öyle mi? Yoksul halk çocuklarının bayrağa sarılı tabutlarını unutalım? 12 yaşında vücudundan 13 kurşun çıkarılan çocukları unutalım? Kaşları Kartal kanadı olan Berkin’imizi, güzel yüzlü Ali İsmail’imizi unutalım? Öyle mi? İnsan, biraz da unutmadığı için, daha güzel bir dünyanın mümkün olduğunu hatırladığı için insan değil mi? İnsan, hayatın kanayan yerine baktığı için, sırtını dönmediği için çocuklarının yüzüne utanmadan bakabilir. 
 
Rakibin haksız yere oyundan atılmasına olan isyanımız takdire şayan görülür, ama Trabzon’da doğa katliamı rönesansı HES’lere karşı isyanımız tu-kaka öyle mi?


Sporda Şike ve Teşvik söylentileri ayyuka ulaştığında “İtalya’dan futbolcu değil, savcı istiyoruz” dedik. Fena mi ettik? Kötü mü söyledik? İnsan neye ihtiyacı varsa onu istemez mi? 
Plüton’a yapılan haksızlığa bile “oha” demişken hâlâ bize “Siz böyle şeylere kafa yormayın” diyorlar, ama bilmezler ki Plüton’u evlatlıktan atanlar bile bugün bin pişman.
İstiyoruz ki, içinde ülkemizin de yer aldığı dünya aynı akıbete uğramasın. Turizm Bakanlığı bütün dünyaya ülkemizin tam bir cennet olduğunu duyurmak isteyen tanıtımlar yapacak, ama biz “Kaz Dağı’nın üstü altından daha değerlidir” dediğimiz zaman hâkim kırmızı kartını bize gösterecek! Öyle mi?
 
“Yağmurdan korksak sokağa çıkmazdık.” O yüzden dile geldik;
 
“Siyanür Öldürür!”, “Ferhat da Dağları Deldi Ama Şirin İçin” dedik.
 
Bizleri doksan dakikanın içine hapsetmek isteyen o düzene Ali Sami Yen’den seslendik; Yıl 2011, “çArşı betona karşı”; “Ali Sami Yen Park Olsun, Şişli Hayat Bulsun”, “Rant Yapma Park Yap”
Gidemediğimiz maçta kulağımız radyoda, gözümüz televizyonda, aklımız Hasankeyf’te kaldı…
 
Hadi de bakalım şimdi ey zâlim; “Şirin bilseydi Munzur Çayı’nın gizemini Ferhat’ın hali nic’olurdu ?”
 
Ama yok, istiyorlar ki doksan dakikanın sonunda doksan gün ofsayt tartışalım, başka da hiç bir şeyi dert edinmeyelim.Statlar bir beşik gibi uykuya doğru sallayıp dursun bizi istiyorlar. Oysa maçlara ara verildiğinde hayat devam ediyordu ve yazın 45 derece sıcakta parke taşı döşeyen işçinin alın terinde kaldı aklımız… “Taşeronlaşmaya, Sendikasızlığa, Kuralsız Çalışmaya Hayır” dedik.
Sen demedin mi?
“ Mayıs: 1 Sermaye: 0 “
 
“çArşı Nükleer Santrallere Karşı”
 
“Sizin Nükleeriniz Varsa Bizim Metan Gazımız Var”
“Nükleersiz Türkiye”
“Karadeniz Kanserden ölmesin Ulan!”
 
Sanırsın ki atomu parçaladık da tanrı parçacığının peşine düştük… Oysa değil.
 
"Ses verin yakarışıma, bu işin sonu fukuşima" dedik o kadar…
“Terörün her türlüsüne hayır” dedik aklımız körpe kuzularda kaldı…
Çocuklarda kaldı aklımız;
“Alayınıza Sobe Ulan” “çArşı çocuk pornosuna karşı”
“çArşı Aile İçi Şiddete de Karşı”
 
Kışın evsizlerde kaldı aklımız “Donduk ulan!” dedik. Üst katta oturanları, alt kattakinden haberdar kılmaya çalıştık. 
 
“Padişah değilim çeksem otursam
Saraylar kursam da asker yetirsem
Hediyem yoktur ki dosta götürsem
İki damla yaştan gayrı nem kaldı”
 
Aklımız vicdanımızda kaldı;
 
Kimsesizlerin kimsesi olmaya gayret ettik. Huzur evlerinde kaldı aklımız; evlat olduk, torun olduk, çiçek olduk, kucak bulduk. Aklımız Çocuk Esirgeme Kurumları’nda kaldı… Oyuncak olduk, palto olduk, bot olduk, kalem olduk, kederi silen silgi olduk, mutluluğa açacak olduk…Kıyıda, tenhada bırakılmış olanları hayatımızın ortasına davet ettik.
 
Aklımız sokak hayvanlarında kaldı…
“çArşı sokak hayvanlarına koşuyor”; 5 ton kuru/yaş mama, 5 bölgeye mamalık ve su depoları, yaklaşık 500 kulübe ve tıbbi müdahale için birçok ilaç … Ukrayna’daki köpek katliamına karşı da üç maymunu oynamadık.
Ah o çocuklar, yine o çocuklar… LÖSEV’e koştuk, kucaklaştık, umut götürdük onlara, “Bir tuğla da sen koyar mısın? ” dedik ve aklımız lösemili kardeşlerimizde kaldı…
 
Şimdi bizi yerin dibine gömmek istiyorlar.
 
Yahu, madenlere indik ki biz! Yeryüzü doksan dakika yukarıda değil ki bizim için. Yeryüzü her yerde:
“540 metrede röveşata! Bu da mı penaltı değil ?”
N’oldu ? Aklımız fikrimiz madenlerde kaldı…
"Ölümün taşeronları hiç mi doymayacak bu siyah kâra" 
“Siyah Bile Kaybetmiş Asaletini Yokluğumuzun Karanlığında”
“Soma’nın en orta yerinde büyük bir yangın var alevler içinde”
Bizim de ayakkabımızın altı delikti, “Hrant” olduk. Acının üzerine hep birlikte kapaklandık. 
Irkçılığa karşı olduk,”Hepimiz Zenciyiz” dedik.
 
Bize kapak takmak istediler, cevabımız “Kapakları Toplayalım Engelleri Aşalım” oldu. Sıradanlaşmış, kurumsallaşmış kutlama haftalarının dışında ihtiyacı olan yurttaşlarımıza 60’ı manüel, 4’ü akülü olmak üzere toplam 64 arabayı semtte sergiledik teslim ettik. “Bu da Çarşı’nın Koreografisi” dedik.
 
Aklımız ihtiyaç sahiplerinde kaldı.
 
Aklımız 8 Konteynır ve 1 tır malzeme ile “Sokağın TaVanı Kadar”
Akıl Van’da kaldı…Karada, karakışta kaldı.
Şirince’de ”Kıyamet Seninle Kopmaya Geldik” 
 
La biz size n’ettik?


Bütün Türkiye’de Kızılay’a oluk olduk kan olduk aktık, ama bizim aklımız acil kan aranıyor çığlıklarında kaldı…
Aklımız hâlâ Filistinli Hanzala’da… 
“Çocuklar Okusun” diye 10 günde 25 okula 25 kütüphane projesine destek verdik… Aklımız Kütüphanelerde kaldı…Kâğıtlara hürmet etmekten bir an geri durmadık. 
“çArşı Köy Okullarına Koşuyor”
İki yılda isim isim 550 okul 20 binin üzerinde çocuğumuza bot, mont, atkı, bere, çanta, kıyafet, oyuncak, kırtasiye olduk olmasına da aklımız hâlâ köy okullarında…
 
Biz siporu seviyoruz sevmesine de, daha dün ses olduğumuz tiyatro yıkımlarına karşı bugün eski güreş hakeminin, zabıta müdürünün şehir tiyatrolarına sufle vereceğini tahmin etmemiştik. Bunca yağdanlığın, dalkavuğun gölgesinde ata sporuna işmar çakmayı nasıl unuturduk: “çArşı, yağsız güreşe de karşı” dedik.
 
Ulu Kartal, kimseleri darbecilere, terör örgütlerine methiyeler düzmek, yardım ve yataklık yapmak zorunda bırakmasın.
 
Vicdanınızla kalın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.